Termodinamik, ısı ile diğer enerji şekilleri arasındaki bağıntıları tetkik eden bir ilimdir. Mesela, ısının mekanik enerjiye döndürülmesinin bir uygulaması olan içten yanmalı motorlar, termodinamik ilminin sahası içine girer. ‘ Muayyen bir işi elde etmek için sisteme ne kadar ısı verilmesi veya çıkarılması gerektiğinin hesap usulleri, termodinamik ilminde verilir.

Termodinamiğin temel kanunlarından birincisini Helmotz; “Isı, bir enerji nev’idir ve enerjinin diğer şekillerine çevrilebilir ” şeklinde ifade etmiştir.

1824 senesinde Sadi Carnot, kendisinden evvel Watt tarafından icat edilmiş olan buhar makinasının verimini arttırmaya çalıştı. Carnot, (bu makinada) su buharı yerine civa buharı kullanılırsa, verimin artacağına inanmaktaydı. Çalışmaları sonunda, buhar makinasının veriminin makinada iş gören maddeye tabi olmadığı neticesine vardı. Ve makinanın veriminin, çalışmakta olduğu iki sınır sıcaklığa (dış vasatın ve buharın sıcaklığı) bağlı olduğunu buldu.

Bu çalışmalardan elde edilen neticelere göre, termodinamiğin ikinci kanunu şöyle ifade edilebilir: “Isı, sıcak bir yerden daha soğuk bir yere doğru kendiliğinden akar. Akan ısı miktarının bir kısmını işe çevirme imkanı mevcuttur.” Veya Clausius’un ifadesiyle: “Dışarıdan iş almadan soğuk kaynaktan ısı alarak, sıcak kaynağa ısı taşımak mümkün değildir.”

Entropi: Entropi ısı enerjisinin bir faktörüdür. Termodinamiğin ikinci kanununun matematiki ifadesinde bir çarpan durumundadır. Entropi enerji birimleriyle ifade edilir. (Kcal/Kg.K). Ve maddenin hususi bir enerjisi sayılabilir. Bir sistemde ısı mübadelesi oldukça, sistemin entropisinde de bir değişiklik olacaktır. Bir sistem ısı aldıkça entropisi artar. Aynı şekilde ısı verdikçe entropisi azalır.

Günlük tecrübelerimiz bize gösterir ki ısı; muhtelif ısı kaynaklarından, çeşitli yollarla alçak sıcaklık bölgelerine geçer. (Termodinamiğin ikinci kanunu). Bunun neticesinde ısı kaynaklarının sıcaklıkları müsavi (eşit) hale gelir. Kainatın her tarafında bu ameliye olmaktadır. Yani kainatta birçok güneş (ısı kaynağı) vardır. Bunlar, termodinamiğin ikinci kanununa göre, etraflarına devamlı ısı yayarlar. Yani kainat, (bir sistem olarak) devamlı ısı almaktadır. Dolayısıyla kainatın entropisi daima artar. Ve “Kainatın entropisi, bir maksimum değere doğru çoğalıyor.” denir. Yani bir gün kainatta sıcaklık müsavi hale gelecektir. Kainatta sıcaklık müsavi olduğu zaman potansiyel bir enerji olsa bile hayat olmayacaktır. Çünkü hayat, birbirine zıt kutupların varlığı ile devam eder. Rüzgarın esmesi, yağmurun yağması, hayatın devamı, farklı ısı kaynaklarına bağlıdır.

Madem ki maddi hayat birgün tamamen bitecektir. Acaba maddenin bir başlangıcı var mıdır? Yoksa madde ezeli midir? Bazı kimseler maddenin ezeli olduğunu iddia ediyorlar. Yani maddenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığına inanmıyorlar

Eğer madde ezeli ise elektronların hareket hali için, iki durum söz konusudur: “Elektronlar ya duruyordu sonradan harekete başladı” veya “ezelden beri hareket halindeydi”. Yani bir şey, ya hareket halindedir veya sabittir.

Elektronların “bidayette durdukları sonradan harekete başladıkları” iddia edilemez. Çünkü elektronlar, başlangıçta duruyor idiyseler; çekirdek tarafından (zıt kutuplu oldukları için) çekilirler. Çekirdek tarafından çekilen elektronların tekrar serbest kalıp, kendi yörüngelerinde dönmeleri (hareketleri) mümkün değildir. Elektronları çekirdek tarafından çekilmiş bir atomun büyüklüğü (hacmi), yaklaşık çekirdeğinin hacmi kadar olacaktı. Bu duruma göre dünyamızı düşünürsek, ağırlığı aynı kalmakla beraber, hacmi bir futbol topundan daha büyük olmayacaktı. Elektronlar serbest olmadığından, hiçbir kimyevi reaksiyonun meydana gelmesi de düşünülemez. Dolayısıyla “hayattan” da bahsedilemez.

İkinci şık: “Elektronlar ezelden beri hareket halindedir.” Eğer elektronlar ezelden beri hareket halinde olsalardı, termodinamiğin ikinci kanununa göre kâinattaki sıcaklık müsavi seviyeye şimdiye kadar çoktan gelmiş olmalıydı. Çünkü kâinatta cereyan eden hertürlü hadiseyi ancak elektronların hareketiyle izah edebilmekteyiz. Yani madde ezeli olsaydı; ileride olmasını beklediğimiz hadiseler, şimdiye kadar çoktan olmuş olacaktı. Çünkü ezel; başlangıcı olmayan, (bilinmeyen) bir sonsuzluk demektir.

Güneşimizin çapı, dünyamızın çapının 109 katıdır. Isı ve ışık kaynağımız olan güneşte her saniye 564 milyon ton hidrojen helyuma dönüşür. Bu reaksiyon sonucu kütlesinden 4 milyon ton kaybeder (enerjiye dönüşür). Eğer madde ezeli olmuş olsaydı, güneşimiz şimdiye kadar çoktan kütlesini kaybedip sönmüş olacaktı. Öyleyse madde ezeli değildir. Ezeli değilse onu bir Yaratan vardır.