Fizik Kulübü

Ses Hızı

Monday
Oct 1,2007

Ses hızı havada, deniz seviyesinde ve 15°C sıcaklıkta 340 metre/saniye olarak alınır.

Ses hızı frekansa bağlı olarak değişmez, her frekansta ses aynı hızda gider.

Havanın sıcaklık, yoğunluk durumuna göre sesin yayılma hızı değişir. Soğuk havada ses hızı azalır. Ses sıcak havadan soğuk havaya geçerken yayılma doğrultusunu değiştirir. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Radyo Dalgaları

    Monday
    Oct 1,2007

    Radyo dalgaları, radyo titreşim sayısı ile gerçekleşen elektromıknatıssal dalgalardır. Tel gibi somut bağlantılar kullanmadan, gazyuvarı içerisinde veri taşınmasına olanak tanırlar. Radyo dalgalarını diğer elektromıknatıssal dalgalardan ayıran özellikleri göreceli olarak uzun dalgaboylarıdır.

    Radyo dalgaları
    ELF SLF ULF VLF LF MF HF VHF UHF SHF EHF
    3 Hz 30 Hz 300 Hz 3 kHz 30 kHz 300 kHz 3 MHz 30 MHz 300 MHz 3 GHz 30 GHz
    30 Hz 300 Hz 3 kHz 30 kHz 300 kHz 3 MHz 30 MHz 300 MHz 3 GHz 30 GHz 300 GHz

  • Comments Off
  • Mach Sayısı

    Monday
    Oct 1,2007

    Mach (Mah) sayısı, hareket halindeki bir kütlenin hızının, kütlenin bulunduğu şartlardaki ses hızına oranıdır. Kısaltması Ma ya da M’dir. Adını Avusturyalı fizikçi ve filozof Ernst Mach’tan alır. Ernst Mach’tan önce bu konu üzerine Fransız fizikçi Sarrau da incelemeler yaptığından Sarrau sayısı da denir. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Monday
    Oct 1,2007

    Doppler Etkisi (veya doppler olayı) adını ünlü bilim insanı ve matematikçi Christian Andreas Doppler’den almakta olup, kısaca dalga özelliği gösteren herhangi bir fiziksel varlığın frekans ve dalga boyu’nun hareketli (yakınlaşan veya uzaklaşan) bir gözlemci tarafından farklı zaman ve/veya konumlarda farklı algılanması olayıdır. Herhangi bir A konumundan B konumuna gitmek için fiziksel bir dalga ortamı’na ihtiyaç duyan dalgalar (örn. ses dalgaları veya su dalgaları) için Doppler Etkisi hesaplamaları yapılırken, dalga kaynağı ve gözlemcinin birbirine gore konum, yön ve hızlarının yanında dalganın içinde veya üzerinde hareket ettiği dalga orta yapısı (yoğunluk, hacim, iletkenlik katsayısı, kimyasal özellikleri, vb.) dikkate alınmak zorundadır. Eğer söz konusu dalga herhangi bir A konumundan B konumuna gitmek için fiziksel bir dalga ortamına ihtiyaç duymuyor ise (örn. ışık, radyo dalgaları veya radyasyon) Doppler Etkisi hesaplamalarında sadece dalga kaynağının ve gözlemcinin birbirine göre birim zamandaki konumlarının değerlendirilmesi yeterlidir.

    Tarihçe

    Doppler Etkisi ilk olarak 1842 yılında Avusturya’lı bilim insani Christian Andreas Doppler tarafından (Über das farbige Licht der Doppelsterne und einige andere Gestirne des Himmels söylemi ile) matematiksel bir hipotez olarak ortaya atılmıştır. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Saturday
    Sep 29,2007

    Bilim insanları, bir molekülü saniyenin milyarda birinin milyarda biri (10-18) olan ?attosaniye?lik süredeki hareketlerini gözlemledi.

    Londra Imperial College uzmanları, molekülün şimdiye dek en ?hızlı? görüntülerini almayı başardı. Araştırmanın, molekülün kimyasal yapısı ile ilgili ipuçları vereceği ve geleceğin kuantum teknolojileri için önemli veriler sağlayacağı vurgulanıyor.

    Araştırmayı yürüten Imperial College Fizik Bölümü öğretim üyesi Dr. John Tisch, BBC?ye verdiği demecinde, ?Bir varlığın zamanla ilişkisi, zaman içinde geçirdiği değişim, o varlığın özüdür, biz varlığın en kısa aralıklar içinde değişimlerini gözlemliyoruz? şeklinde konuştu. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Görünmezlik Mümkün mü?

    Saturday
    Sep 29,2007

    H.G.Wells, ?Görünmeyen Adam? adlı romanında, bir fizikçinin insan vücudunun görünmez oluşunu sağlamasını anlatır. Sinemaya da çeşitli kereler uygulanan bu romanın dayandığı fiziksel tez doğrudur ama pratikte olması mümkün olmayan bazı detaylar vardır.

    Aslında insan vücudunu oluşturan her şey başta su olmak üzere renksiz ve saydamdır. İnsanda renkli olarak sadece kana rengini veren hemoglobin ile deriye, saçlara ve göze rengini veren melanin isimli pigment bulunur. Bir ilaçla bunlar da renksiz hale getirilebilseler insanın saydam yani görünmez olması mümkündür. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Saturday
    Sep 29,2007

    Camın, maddenin halleri arasındaki dönüşümlerini inceleyen bilim insanları, katıdan sıvıya, sıvıdan katıya geçişine bilimsel olarak tanım koyamıyor.
    Günlük yaşamda kullanılan cam bilim insanları için göründüğü kadar da berrak bir madde değil. Bilim insanlarının ele aldığı cam, bardakların veya pencerelerin camından biraz daha karmaşık, zira bu bilim insanlarının camı hem katı halde hem de sıvı halde varolabiliyor. Hangi fiziksel şartlarda hal değiştireceğinin belli olmaması nedeniyle, cam evrenin ilk zamanlarındaki nebulaya benzetiliyor. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Saturday
    Sep 29,2007

    Elektriklenme ve Elektrik Yükü

    Elektrik yükünü ileten maddelere iletken maddeler , iletmeyen maddelere de yalıtkan maddeler denir. Maddeler üç şekilde elektriklenirler.
    1- Sürtünme ile elektriklenme
    2- Dokunma ile elektriklenme
    3- Etki ile elektriklenme Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Optik

    • Kategori: Optik
    Saturday
    Sep 29,2007

    Optik, Optik ışıkla ilgili olayları inceleyen fizik dalı. Optik, ışıkla ilgili olayları üç değişik modelde inceler. Buna göre optik üç kısma ayrılır:
    1) Geometrik optik,
    2) Fizik optik (Dalga optiği),
    3) Kuvantum optiği.
    1) Geometrik optik:Işığın izotrop (her tarafının fiziksel özelliği aynı) ortamda doğrusal yayılmasını temel kabul eder. Yansıma, kırılma ve aydınlanma olaylarını inceleyen optik kısmıdır. Newton, çalışmalarında ışığı bir kaynaktan yayılan tanecikler gibi düşünüyordu. Böylece geometrik optik gelişti. Işık olaylarını izah etmede yeterli zannedildi. Halbuki Newton?un düşünceleriyle gelişen geometrik optikle ancak yansıma, kırılma ve aydınlanma olayları izah edilebilir. Aynalar, ışık prizmaları, mercekler, optik aletler, geometrik optikle incelenebilir. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  • Kütlesel Çekim

    Saturday
    Sep 29,2007

    Yukarı atılan bir cisim, bir süre sonra döner ve yere düşer. Irmaklar hep yukarıdan aşağıya doğru akar. Bunun açıklamasını ?yerçekimi? olarak yaparız. Bu, tüm kütleli nesnelerde, gezegenlerde ve yıldızda varolan bir kuvvettir ve ona ?kütle çekimi? diyoruz.

    Bu çekim, en yoğun cisimeleri ve ?boşluğu? eşit oranda donatır. Ondan korunmanın ya da onu etkilemenin hiçbir yolu yok. Uzaklıkla azalır; ama hiçbir şekilde kaybolmaz. Atmosferi Yerküre?nin çevresinde tutan kuvvet ya da bizim Evren boşluğuna uçup gitmemizi engelleyen kuvvet, Dünya?nın uyguladığı kütle çekimi kuvvetidir. Yazının Devamını Oku »

  • Comments Off
  •   Fizik Tedavi Hosting Hizmetleri Baby Top Resources blogs Resources blogs Blogarama Resources Blogs
    Create blog E-Hayat P Best Food Recipes datenrettung-easy