->
Einstein 1905 ve 1915 yıllarında ortaya attığı özel ve genel görelilik kuramlarıyla doğaya, maddeye, uzaya ve zamana farklı bir bakış açısı getirdi. Onun bu buluşlarıyla; belki de fizik, felsefe dalında en Önemli sınavını veriyordu. Birbiriyle İlintili olan bu kuramlara göre; hareket eden saatler yavaşlayabiliyor, cetvellerin boyları kısalıyor cisimlerin kütleleri, hızları dolayısıyla artabiliyordu. Einstein’ın yeni denklemleri Newton’un koyduğu klasik anlayışa, ancak ışık hızından çok küçük hızlarda uygunluk göstermekteydi. Yazının Devamını Oku »
->
Dünyanın çevresindeki hava tabakası ceşitli gazların karışımından meydana gelmiştir. Bu gaz tabakasına atmosfer denir. Atmosferdeki gazlar da, katı ve sıvılar gibi ağırlığından dolayı dokundukları yüzeylere basınç uygular. Bu basınca açık hava basıncı ya da atmosfer basıncı denir.
Açık hava basıncının değeri yeryüzüne yakın yerlerde en büyüktür. Yükseklere çıkıldıkça, hava molekülleri azalacağı için açık hava basıncının değeri azalır. Yazının Devamını Oku »
->
KAPALI KAPLARDAKİ GAZLARIN BASINCI
Gazların basıncı, gaz moleküllerinin sürekli kabın iç çeperlerine çarpmaları sonucu oluşmaktadır. Kabın iç yüzeyindeki birim yüzeye, birim zamanda çarpma sayısı ne kadar fazla ise, basınç ta o kadar fazladır.
Gaz moleküllerinin kabın iç yüzeyindeki her noktaya çarpma sayısı eşit olduğundan, her noktadaki gaz basıncı da eşit olur.
Kapalı kaptaki gazların basıncı genel olarak üç niceliğe bağlıdır.
1. Sıcaklık ve molekül sayısı sabit ise, kabın yani gazın hacmi ile ters orantılıdır. Hacim arttıkça basınç azalır, hacim azaldıkça basınç artar.
P1 . V1 = P2 . V2 Yazının Devamını Oku »
Akümülatörler; boşalma yönünün tersinde elektrik akımı verildiğinde do-lan, tersinir pillerdir. Akım verildiğinde, boşalma sırasında gerçekleşen kimyasal süreçler tersine döner ve boşalma-dolma çevirimi sırasında yitirilen bir miktar enerji dışında, akümülatör yeniden eski durumuna gelir.
1839’da İngiliz hukukçu Sir William Grove’un tasarladığı platin elektrotlu pil, doldurulabilir pilin yapımında ilk adımdı. Suyun, yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılan platin elektrotların etkisiyle hidrojen ve oksijene ayrışmasına dayanan bu pil, tasarım aşamasında kaldı. Doldurulabilen ilk pilin yapımını 1859’da Fransız fizikçi Gaston Planté başardı. Kurşunlu akümülatör denen ve bugün de en çok kullanılan akümülatör türlerinden biri olan bu aygıtın ilk biçimi, araların kauçuk şeritler yerleştirilerek birbirine dolanmış ve yüzde 10’luk sülfürik asit çözeltisine daldırılmış iki kurşun levhadan oluşuyordu. Levhalara elektrik akımı verildiğinde enerjiyi depolayabilen bu aygıt, aldığı enerjiyi büyük bir hızla, dolayısıyla şiddetli bir akım halinde geri verebiliyordu. Ne var ki, yaklaşık 20 yıl boyunca yalnız laboratuar araştırmalarına konu olduktan sonra bugün kullanılan kurşunlu akümülatöre dönüşebildi. Günümüzde kurşunlu akümülatörden başka nikel-kadmiyumlu, nikel-demirli ve gümüş-çinkolu akümülatörler de kullanılmaktadır
Kâinatta birçok madde gözle görülemediği halde diğer maddelerle olan alış verişlerine, interaksiyonlarına (karşılıklı tesirler) ve eşyada bıraktıkları iz ve emarelere dayanarak varlıklarına inanmaktayız.
Binlerce hareket ve hadiselere sahne olan şu âlemdeki kuvvetleri; göremediğimiz mikro ve makro âlemin anlaşılması için hülasa edelim.
Vücudumuzdaki bir adalenin, genişleyen bir gazın, gerilen bir yayın, rüzgârın, elektriğin, manyetizmanın, yer çekiminin ve çok değişik şekil ve keyfiyette karşımıza çıkan kuvvetlerin esasta dört neviden oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu dört ana kuvvetin, aralarındaki benzerlik ve zıtlıkları görmeye çalışacağız. Yazının Devamını Oku »
Asitlerin suda çözünmesi “ekzotermik” yani ısı veren bir olaydır. Derişik asit üzerine az miktarda su eklendiğinde reaksiyon sonucu açığa çıkan ısı eklenen az miktardaki suyu buharlaştırır. Ani bir şekilde yoğun asit ortamında oluşan ve dışarı çıkmaya çalışan su buharı asitin etrafa saçılmasına neden olur.Ayrıca, asit üzerine eklenen su fazla olduğunda bu sıçrama ilk bir kaç damla ilave edildiğinde gözlenirken, su ilavesine devam edildiğinde artık sıçrama olmaz, fakat açığa çıkan yüksek ısı nedeniyle cam kabın çatlama ve kırılma ihtimali mevcuttur. Bu nedenle, daima su üzerine asit eklemek en doğru ve akılcı yoldur. (Asitlerle çalışılırken mutlaka laboratuvar gözlüğü takılmalıdır).
Hepimiz buzdolabının ne işe yaradığını biliriz,fakat çok azımız nasıl çalıştığını bilir.
Temel olarak çalışma prensibi çok kolaydır ve sırrı sobamızın üzerinde kaynamakta olan içi su dolu bir çaydanlıkta gizlidir.Bu ikisi aslında birbirinden çok uzak görünsede aralarında tahmin ettiğimizden daha fazla ilişki vardır.
Hepimiz kaynamış bir çaydanlığın sıcak,buzdolabının soğuk olduğunu hepimiz biliriz.İki ayrı olay gibi görünüyor olsada”soğuk”sadece ısı azlığıdır.Cisimleridirekt olarak soğutamayız,tüm yaptığımız o cisimden ısıyı çekmektir.Bu da buzdolabının ana görevidir.Isıyı çekebilmenin tek yolu o cisme,başka bir soğuk cisimle yaklaşmaktır.Tepeden aşağı akan dere gibi,ısı sıcaktan soğuğa doğru akar.Bir buz kabininde ılık yiyeceklerdeki ısı,soğuk buz kütlesi tarafından çekilir. Yazının Devamını Oku »
Yüzyılımızın meşhur fizikçilerinden Richard P. Feynman, korkunç bir afet sonucu insanlığın şimdiye kadar ürettiği bütün bilgi ve teknolojinin bir anda yok olacağı bir felâketle karşılaşmamız durumunda, gelecek kuşaklara yalnızca bir cümlelik bir bilgi aktarma imkânına sahip olsaydık, bu hakkımızı en akıllıca nasıl kullanabileceğimiz sorusunu sormakta ve şu cevabı vermektedir:
“Bütün maddeler, birbirlerine çok yaklaştıklarında birbirini iten, belli bir mesafeden sonra ise aralarındaki uzaklıkla ters orantılı olarak birbirini çeken atom dediğimiz çok çok küçük parçacıklardan yapılmıştır.” Yazının Devamını Oku »
Öz ısı’ nın diğer bir adı da ISINMA ISISI’ dır. CGS birimleri sistemine göre bir maddenin 1 gramının sıcaklığını 1 °C yükseltmek için verilmesi gereken ısıdır. CGS Birimleri, santimetre (uzunluk), gram (kütle) ve saniye (zaman) birimleri temeline dayanan ve tarafından SI Birimleri yeri alınana kadar bilim adamları arasında kullanılmış bulunan metrik sistemdir. SI Birimleri ise, adını Uluslararası Birimler Sistemi anlamına gelen Fransızca Systeme International d’Unites sözcüklerinin ilk harflerinden almış , birimler sistemidir. SI Birimleri sisteminde ISINMA ISISI, bir maddenin 1 kilogramının sıcaklığını 1 Kelvin derecesi yükseltmek için verilmesi gerekli ısı miktarı olarak tanımlanır. Yazının Devamını Oku »
İlk ELEKTROMIKNATIS
1820’de Danimarkalı fizikçi Hans Christian Oersted’in (1777 – 1851) bulduğu elektrik akımının bu özelliği, fizik tarihinin en önemli buluşlarından biridir.
1825 yılında İngiliz bilim adamı William Sturgeon, solenoidin içine yumuşak bir demir çubuk konulduğunda manyetik kuvvetinin çok artığını keşfetti. Çubuk çabucak manyetize olarak kendi manyetik kuvvetini solenoidinkine ekliyordu. Solenoit ile demir çekirdeğin birleşimine elektromıknatıs adı verildi. Yazının Devamını Oku »
Fizik Tedavi
Baby
BIZIM100
site ekle
Link ekle
E-Hayat
Panik
Best Food Recipes
|