<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fizik Kulübü &#187; Yenilenebilir Enerji Kaynakları</title>
	<atom:link href="http://www.fizikkulubu.net/kategori/yenilenebilir-enerji-kaynaklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fizikkulubu.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Jan 2009 19:49:57 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hidroelektrik Enerjisi</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/hidroelektrik-enerjisi/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/hidroelektrik-enerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2007 00:59:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/hidroelektrik-enerjisi/</guid>
		<description><![CDATA[2.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı  

Enerji amacı dahil su kaynaklarının geliştirilmesi, sosyo-ekonomik nedenlerin belirlenmesinden başlayarak gerçekleştirilen projenin tüm ekonomik ömrü süresince davranışının ve etkilerinin izlenmesine kadar pekçok aşamayı ve çok uzun bir süreci içermektedir. Bu aşamalar; planlama, tasarım, uygulama ve izleme ana başlıkları altında toplanabilir. 
2.2   Türkiye&#8217;nin Kaynak Varlığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji amacı dahil su kaynaklarının geliştirilmesi, sosyo-ekonomik nedenlerin belirlenmesinden başlayarak gerçekleştirilen projenin tüm ekonomik ömrü süresince davranışının ve etkilerinin izlenmesine kadar pekçok aşamayı ve çok uzun bir süreci içermektedir. Bu aşamalar; planlama, tasarım, uygulama ve izleme ana başlıkları altında toplanabilir. <span id="more-14"></span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.2   Türkiye&#8217;nin Kaynak Varlığı ve Mevcut Durum</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiyenin yağış rejimi zaman ve yer bakımından oldukça düzensiz ve dengesizdir ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">meteorolojik koşullara bağlı olarak her yıl önemli ölçüde değişim gösterme niteliğine sahiptir. Bu durumda, hidroelektrik üretimin de yıllara göre farklılıklar göstermesi kaçınılmazdır. Uzun yıllan </span><span style="letter-spacing: -0.1pt">kapsayan meteorolojik gözlemlere göre yılda ortalama 643 mm olan yağışlar 501 milyar m<sup>3</sup> suya </span>karşılık gelmektedir. Bu ortalama değerin ancak 186 milyar m<sup>3</sup>&#8216;ünün çeşitli büyüklükteki akarsular aracılığı ile denizlere ve kapalı havzalardaki göllere doğru akışa geçtiği kabul edilmektedir. Akajularımızın düzenlenmesi ve maksimum faydanın sağlanabilmesi için bugün­kü etütlere göre 702 adet barajın inşa edilmesi gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Barajların yapımı bile akarsu akımlarının tam regülasyonuna olanak vermemektedir. Bu nedenle, </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">orta ve uzun dönem enerji planlamalarında, hidroelektrik santralların sisteme güvenilir enerji katkılarının ancak %65 mertebesinde olacağı göz önüne alınarak, sistem yedekleri belirlen­melidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Kısaca tanımlamak gerekirse, hidroelektrik enerji suyun potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye dönüştürülmesi ile sağlanan bir enerji türüdür. Suyun üst kotlardan alt kotlara düşürülmesi ile <span style="letter-spacing: -0.05pt">açığa çıkan enerji türbinlerin dönmesini sağlamakta ve türbinlere bağlı jeneratörlerin dönmesi ile </span>de elektrik enerjisi üretilmektedir. Üretilen enerji miktarı iki değişkene bağlıdır:  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">a-  Düşü (Üst ve alt kotlar arasındaki düşey mesafe)  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">b-  Debi (Türbinlere birim zamanda verilen su miktarı)  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Topografyası ve morfolojik yapısı göz önüne alındığında ülkemiz hem düşü, hem de su miktarı açısından şanslı sayılabilecek ülkeler arasında yer almaktadır. Avrupa&#8217;nın birçok ülkesinde <span style="letter-spacing: -0.05pt">termik ve nükleer enerji üretiminin hidrolik üretime oranla daha fazla olmasına karşın Türkiye&#8217;de </span>termik ve hidrolik üretimin birbirine yakın olması bu durumun doğal bir sonucudur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;nin kaynak varlığı ve mevcut durumuna göz atmadan önce, &#8220;teknik yapılabilirlik&#8221; ve &#8220;ekonomik yapılabilirlik&#8221; deyimlerinin açıklanması uygun olacaktır.  </p>
<p></span><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Teknik Yapılabilirlik:</span></u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"> Teknik açıdan söz konusu projenin gerçekleşmesine engel oluşturacak düzeyde herhangi bir mühendislik sorununun olmaması halidir. Örneğin aktif ve büyük fayların olduğu bir bölgede büyük bir baraj inşaası teknik açıdan hemen hemen olanaksızdır. Böyle durumlarda, projelerin teknik yapılabilirliklerinin olmadığı ifade edilmektedir.  </p>
<p></span><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Ekonomik Yapılabilirlik:</span></u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"> Bir projenin toplam yıllık gelirinin, toplam yıllık giderinden fazla olması halidir. Hidroelektrik santral projelerinin toplam yıllık gelirlerinin hesabında, hidro­elektrik santral projesinin yapılmaması durumunda onun yerine inşa edilebilecek, aynı paternde üretim yapan ve hidroelektrik <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">kaynaktan sonra en ucuz enerji üretim kaynağı olabilecek bir tesisin yıllık giderleri, hidroelektrik santral için yıllık gelir olarak kullanılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">&#8220;Teknik Yapılabilirlik&#8221; ve &#8220;Ekonomik Yapılabilirlik&#8221; kavramlarına açıklık getirilmesinden sonra, Türkiye&#8217;deki hidroelektrik kaynak varlığının 3 kategoride incelenmesi gerekir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.45pt">a)              </span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Brüt Potansiyel</span></strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">:</span></u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"> Ülkemizde mevcut hidroelektrik kaynakların üretim potansiyelinin, teknik <span style="letter-spacing: -0.05pt">ve ekonomik yapılabilirlik koşulları göz önüne alınmadan, teorik olarak mevcut tüm düşü ve </span>ortalama debi kullanılarak hesaplanmasıdır. Türkiye&#8217;nin brüt hidroelektrik enerji potansiyeli 430 milyar kWh civarındadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.25pt">b)      </span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Teknik Potansiyel</span></strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">:</span></u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"> &#8220;Ekonomik Yapılabilir&#8221; olması koşulu göz önüne alınmadan, ülkenin hidroelektrik kaynaklarından &#8220;Teknik Yapılabilir&#8221; olanların tümünün değerlendirilmesi durumunda ulaşılacak üretim miktarıdır. Ülkemizin teknik hidroelektrik enerji potansiyeli 215 milyar kWh mertebesindedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.45pt">c)              </span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Teknik ve Ekonomik Potansiyel_<u>:</u> </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkenin brüt hidroelektrik potansiyelinin hem ?teknik? hem de &#8220;ekonomik&#8221; olarak değerlendirilebilir bölümüdür. Yıldan yıla küçük farklılıklar göstermekle birlikte bugün için Türkiye?nin teknik ve ekonomik hidroelektrik potansiyeli 124.5 milyar kWh?dir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">1997 yılı başı itibari ile mevcut duruma bir göz atıldığında, Türkiye&#8217;de 124.5 milyar kWh olarak </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">bulunmuş olan teknik ve ekonomik potansiyelin şimdiye kadar sadece 36.341 milyar kWh&#8217;lik bölümünün kullanıma sunulduğu görülmektedir. Yani, gelişmiş olan ülkelerin hemen hemen tümünde bu potansiyelin büyük bir bölümünün değerlendirilmiş olmasına karşın, Türkiye&#8217;de işletmeye açılan tesislerle söz konusu potansiyelin ancak %29&#8242;luk bölümü hizmete sunulmuş durumdadır. Aşağıdaki tabloda ülkemizin teknik ve ekonomik hidroelektrik potansiyelinin değerlendirilmesine ilişkin şimdiye kadar yapılmış olan çalışmaların bir özeti verilmektedir.</span><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial"> </p>
<p></span></p>
<table class="MsoNormalTable" style="margin: auto auto auto 2pt; border-collapse: collapse; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm" cellspacing="0" cellpadding="0" border="0">
<tr style="height: 15.6pt; mso-yfti-irow: 0; mso-yfti-lastrow: yes">
<td style="padding-right: 2pt; padding-left: 2pt; background: white; padding-bottom: 0cm; width: 148px; padding-top: 0cm; height: 15.6pt; mso-border-alt: dashed #BBBBBB .75pt; border: #bbbbbb 1pt dashed" valign="top"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Projenin Durumu</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span></td>
<td style="border-right: #bbbbbb 1pt dashed; padding-right: 2pt; border-top: #bbbbbb 1pt dashed; padding-left: 2pt; background: white; padding-bottom: 0cm; border-left: #ece9d8; width: 117px; padding-top: 0cm; border-bottom: #bbbbbb 1pt dashed; height: 15.6pt; mso-border-alt: dashed #BBBBBB .75pt; mso-border-left-alt: dashed #BBBBBB .75pt" valign="top"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.2pt">Üretim (GWh)</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span></td>
<td style="border-right: #bbbbbb 1pt dashed; padding-right: 2pt; border-top: #bbbbbb 1pt dashed; padding-left: 2pt; background: white; padding-bottom: 0cm; border-left: #ece9d8; width: 59px; padding-top: 0cm; border-bottom: #bbbbbb 1pt dashed; height: 15.6pt; mso-border-alt: dashed #BBBBBB .75pt; mso-border-left-alt: dashed #BBBBBB .75pt" valign="top"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yüzde</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span></td>
</tr>
</table>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde gerçekleşme oranının istenen düzeyde olmamasının başlıca nedeni olarak, hidro­elektrik santral projelerinin ilk yatırım maliyetlerinin diğer kaynaklarla kıyaslandığında yüksek oluşu gösterilebilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ancak, 124.5 milyar kWh olarak saptanmış bulunan teknik ve ekonomik potansiyel konusunda <span style="letter-spacing: -0.05pt">bir noktaya değinmek yararlı olacaktır. Bir hidroelektrik santralın ekonomisinin belirlenmesinde; </span>daha önce de belirtildiği gibi, söz konusu hidroelektrik santralın yapılmaması durumunda onun yerine inşa edilebilecek, aynı paternde üretim yapan ve hidroelektrik kaynaktan sonra en ucuz üretim kaynağı olabilecek bir tesisin yıllık giderleri, hidroelektrik santral için yıllık gelir olarak <span style="letter-spacing: -0.05pt">kullanılmaktadır. Başka bir deyişle, yapılan ekonomik analizlerde, hidroelektrik santral başka bir </span>üretim kaynağı ile karşılaştırılmakta ve daha ekonomik bulunursa önerilmektedir. Doğal olarak karşılaştırmalarda sadece ilk yatırım bedeli değil işletme ve yakıt giderleri de göz önünde <span style="letter-spacing: -0.05pt">tutulmaktadır. Örneğin, EİE tarafından hidroelektrik santrallar için yapılan ekonomik analizlerde </span>karşılaştırmaya esas alınan referans santral türü &#8220;doğal gaz + ithal kömürle çalışan termik santral&#8221; grubudur. Bu durumda ithal kömür ve doğal gaz fiyatlarındaki artışlar hidroelektrik santralın ekonomik yapılabilirliğini olumlu yönde etkilemekte, yakıt fiyatlarının düşmesi ise referans santral grubunu avantajlı duruma getirmektedir. </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bilindiği gibi kömür, doğal gaz, petrol gibi enerji kaynakları &#8220;sınırlı kaynaklandır. Günümüzde sadece politik ve ekonomik çalkantılardan etkilenen bu yakıtların fiyatlarının, uzun dönemde &#8220;kaynak kıtlığı&#8221; sıkıntısından da etkilenmesi olasıdır. Bu nedenle, şimdiye kadar yıldan yıla küçük değişiklikler göstermiş olan 124.5 milyar kWh&#8217;lik teknik ve ekonomik potansiyelin, uzun dönemde önemli boyutlarda değişmesi süpriz olmayacaktır. Ancak yakın gelecek için, bu potansiyelde makro düzeyde bir artış veya azalma beklenmemektedir.  </p>
<p></span></p>
<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.3 Dünya Teknolojisinde Ulaşılan Düzey</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Dünyada hidroelektrik üretim 1925 yılında 78.7 TWh iken, 2000 yılında 4000 TWh&#8217;e ulaşacaktır. 2000 yılında, hidroelektrik üretimin toplam elektrik üretimi ve birincil enerji üretimindeki payının sırasıyla %14 ve %5.5 olacağı tahmin edilmektedir. Hidroelektrik santralların projelendirilmesi ve gerçekleştirilmesi </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">konusunda dünya teknolojisinde ulaşılan düzeyin tartışılmasından önce, konuya açıklık getirilmesi açısından, bir hidroelektrik santralı oluşturan belli başlı tesislerin kısaca tanımında yarar vardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.45pt">a)              </span><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Barajlar ve Regülatörler:</span></u></strong><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"> </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Suyun birikmesi veya kabartılarak bir iletim yapısına doğru çevrilmesi amacı ile inşa edilmiş tesislerdir (genelde biriktirme amacına yönelik tesisler baraj, çevirme amacına yönelik ve yükseklikleri 5-10 m&#8217;yi geçmeyen tesisler ise regülatör olarak anılmaktadır). Günümüzde yüksekliği 300 m&#8217;yi geçen barajlar inşa edilmekte olup; şimdiye kadar yapılan uygulamalarda beton, kaya dolgu ve toprak dolgu barajlar en fazla <span style="letter-spacing: -0.05pt">gerçekleştirilmiş olan tiplerdir. Bu tiplerin alt sınıflamalarının da yapılması olasıdır. Örneğin </span><span style="letter-spacing: -0.1pt">beton barajlar, beton ağırlık, kemer ağırlık veya ince kemer baraj olarak projelendirilmekte ve </span>inşa edilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.25pt">b)      </span><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">İletim Yapıları:</span></u></strong><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt"> </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Barai gövdesi arkasında biriken veya regülatör ile kabartılan suyun santrala </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">iletilmesini sağlayan kanal, tünel ve cebri boru gibi yapılardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.45pt">c)              </span><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Santral Yapısı ve Elektro-Mekanik Aksam</span></u></strong><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">: </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Suyun potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">dönüştürülerek elektrik üretiminin sağlandığı türbinler, jeneratörler ve transformatörler elektro-mekanik aksamı oluşturmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Baraj inşasının tarihçesi oldukça eskidir Ancak, teknolojinin üst düzeylere ulaştığı günümüz <span style="letter-spacing: -0.05pt">dünyasında artık çok yüksek barajlar inşa edilmektedir. Örneğin, Rusya&#8217;da son dönemlerde dolgu baraj olarak inşa edilmiş bulunan Nurek barajının yüksekliği 300 m&#8217;nin biraz üzerindedir. Bunda </span>jeolojik araştırma metotlarında ve enjeksiyon metotlanndaki gelişmeler, zemin mekaniği biliminde son 50 yılda ulaşılan düzey, stabilite analizlerinin bilgisayarla yapılması gibi faktör­lerin önemli rolü vardır. Özellikle beton barajların her noktasındaki gerilmenin sonlu elemanlar metodu ile hesaplanabilmesi artık mümkün olmaktadır. Yapılan dinamik analizlerle deprem yükleri daha geçerli biçimde kullanılabilmektedir. Geliştirilmiş ölçüm aletleri ile barajların <span style="letter-spacing: -0.05pt">deformasyonları hassas bir şekilde ölçülebilmekte, çeşitli deney cihazları ile yapı malzemelerinin karakteristikleri hassas bir şekilde saptanabilmektedir. Özetlemek gerekirse, bilim ve teknolojide </span>ulaşılan düzey projeyi yapanları ve yapımcıları da cesaretlendirmiş ve dünyanın çeşitli ülkelerinde çok sayıda yüksek baraj inşa edilebilmiştir. İletim yapıları için de aynı değerlendir­melerin yapılması mümkündür. Tünel açımının tarihçesinin oldukça eski olmasına karşın, özellikle tünel açma metotlarında son dönemlerde büyük gelişmeler olmuştur. Bu konuda <span style="letter-spacing: -0.05pt">Avusturya ve Norveç gibi Avrupa ülkeleri başta gelmektedir. Günümüz dünyasında, bilgisayarın da yardımı ile tünel açıklıklarında herhangi bir noktadaki gerilmenin (basıncın) hesaplanabilmesi </span>ve buna uygun destek (iksa) seçiminin yapılması mümkündür.</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Elektro-Mekanik aksama ilişkin gelişmeler, genel olarak bu aksamın verimliliğinin artmasını sağlamıştır. Yapılan çalışmalar ile türbin, jeneratör ve transformatördeki kayıplar azaltılarak <span style="letter-spacing: -0.05pt">verim katsayıları artırılmıştır. Bugün artık türbin için %90, jeneratör için %95, transformatör için ise %98 gibi yüksek sayılabilecek verim katsayıları ile karşılaşmak olağandır.</span>  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Buraya kadar bir hidroelektrik santralın iskeletini oluşturan temel tesislerin projelendirilmesi ve inşasına ilişkin dünya teknolojisinde ulaşılan düzey hakkında </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">örneklerle bilgi verilmeye çalışılmıştır. Ancak gelişmeler elbetteki burada anlatılanlarla sınırlı değildir. İlgili mühendislik dallarındaki her aşamanın hidroelektrik santral konusuna da yansımış olması kaçınılmazdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bu noktada, Türkiye&#8217;nin gelişen bu teknolojik yapıdaki yerinin kısaca incelenmesinde yarar vardır. Son yıllarda ülkemizde Keban, Karakaya, Altınkaya, Oymapınar ve Atatürk barajı gibi yüksek barajlar inşa edilmiş olup, günümüze değin bu barajların fonksiyonlarına ilişkin önemli <span style="letter-spacing: -0.05pt">boyutta sorunlarla karşılaşılmamışım Bu projelerin gerçekleştirilmesi sırasında, projeci, müşavir </span>ve/veya yüklenici olarak yabancı firmaların da katılımı olmuştur. Genel olarak ifade edilmek istenirse, bugünkü koşullarda her yükseklikte dolgu barajların yerli yükleniciler tarafından inşa <span style="letter-spacing: -0.05pt">edilmesi mümkün olmakla beraber, beton baraj inşaatlarında aynı düzeye gelindiğini ifade etmek </span>zordur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Tünel inşaatları konusunda, yerli yüklenicilerin çok fazla deneyimli olmamalarına karşın, Urfa Tünelleri gibi kendi alanlarında &#8220;dev&#8221; sayılabilecek projeler yerli yükleniciler tarafından basan ile tamamlanmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Birkaç küçük hidroelektrik santral hariç, şimdiye kadar yapılan uygulamaların hemen hemen tümünde, elektro-mekanik aksam dış ülkelerden sağlanmıştır. Ülkemizdeki üretici firmalar, özellikle büyük projeler için gerekli boyutta hidroelektrik ekipmanı sağlayabilecek kapasitede değildir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">20 yıl öncesinde Türkiye Elektromekanik Sanayi A.Ş. (TEMSAN) kurulması ile su türbinleri ve jeneratörlerin yurt içinde imali hususunda çok önemli bir adım atılmıştır. Ancak, daha sonra başta kuruluş sermayesi oranı olmak üzere yapısı ve hedefleri değiştirilmiş, devlet desteğine muhtaç bu kuruluş, istikrarlı bir idari yapıdan da yoksun bırakılarak ihmal edilmiştir. İdari yapısındaki istikrarsızlık ve bozulan istihdam anlayışı ve politikası uzman bir kadronun oluşmasını engellemiş, dolayısıyla tasarım ve projelendirme konusunda bütünüyle dışa bağımlı olarak bugünlere gelinmiştir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Her hidroelektrik santralın karakteristiği birbirinden çok farklı olduğu için türbin, jeneratör ve elektrik teçhizatı da farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle, hidroelektrik santral üniteleri (türbin-jeneratör) seri üretime uygun değildir. Seri üretim olanağı bulunmayan, her ünite için <span style="letter-spacing: -0.05pt">farklı bir proje ve tasarım gerektiren, yatırım maliyeti çok yüksek ve imalatı uzun süre alan bu iş için özel sektörün ülkemizde yatırım yapması olası görülmemektedir. Bugün Avrupa ülkelerinde </span>mevcut imalatçı firmalar, devlet yönetimleri tarafından desteklenmekte, çeşitli dış politika taktikleri uygulanmakta, iş almaları için işi alacakları ülkelere bu iş karşılığı uygun koşullarda <span style="letter-spacing: -0.05pt">devlet kredileri önerilebilmekte, Ar-Ge ve laboratuvar çalışmaları için gerekli finansmanın büyük </span>bölümü devletçe karşılanmaktadır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.4 Türkiye&#8217;de Öncelikle Yapılması Gereken Uygulamalar</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidroelektrik enerji için, ilk yatırım maliyetinin yüksek oluşu ve inşa süresinin uzunluğu olumsuz faktörler olarak ileri sürülmektedir. Oysa yapılan etütlere göre 1995 yılı sonu itibariyle tesislerin birim yatırım maliyetleri şöyledir:  </p>
<p></span></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Doğal </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Gaz <strong><span style="font-family: Arial">Santrallan      680 $/kW</span></strong>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Linyit Santrallan            1600 $/kW</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">İthal kömür Santrallan</span></strong><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"> 1450 $/kW</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrolik Santrallar             1200 $/kW  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Nükleer Santrallar              1800 &#8211; 2700 $/kW  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Görüldüğü gibi, sadece doğalgaz santrallan hidroelektrik santral maliyetinden daha ucuzdur. Ancak, doğal gaz santrallannda 1 kWh enerji için ortalama 0.212 m<sup>3</sup> doğal gaz tüketilmektedir. 1000 m<sup>3</sup> doğalgazın maliyeti 110 $ dır ve kullanılan doğalgazın büyük bölümü ise ithaldir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Yatırım maliyeti ucuz görülse de işletme maliyetleri hidroelektrik santrallara göre pahalıdır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Öte yandan, hidroelektrik santralların inşa süreleri uzun olmasına karşın ekonomik ömürleri de termik santrallardan daha uzundur. Kömür yakıtlı santrallar ile kombine çevrimli gaz santral-larının ekonomik ömürleri 25 yıl iken baraj ve hidroelektrik santralların ekonomik hizmet süresi 40-50 yıldır. Bu değerler fizibilite raporlarındaki değerlerdir. Ancak bazı rehabilitasyon çalışmaları ile hidrolik santralların ekonomik ömürleri 75-100 yıla çıkartılabilmektedir. Ayrıca termik santrallar, doğal kaynaklan tüketmektedir. Buna karşılık hidrolik potansiyelin gelişmesi ile, barajlarla meydana getirilen yapay göller vasıtasıyle ortamda oluşan buharlaşma, havzanın <span style="letter-spacing: -0.1pt">daha fazla yağış almasına yol açmakta, diğer bir deyişle, kaynak artırıcı olarak işlev görmektedir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülke enerji talebinin yeteri kadar yedekli bir arzla karşılanabilmesi için öncelikle ulusal <span style="letter-spacing: -0.05pt">kaynaklara dayandırılması gerekmektedir. Yenilenebilir kaynak oluşu, en az düzeyde çevre etkisi </span>yaratması, çevre kirliliğine neden olmaması, işletme ve bakım masraflannın az olması ve en <span style="letter-spacing: -0.05pt">önemlisi ulusal niteliği ile güvenilir enerji arzı sağlayan bir kaynak oluşu, hidroelektrik enerjinin </span>önemini büyük ölçüde artırmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">TEAŞ planlaması WASP 3+ üretim, yatırım optimizasyon modeli olarak bilinen bir model geliştirmiştir. Bu tür senaryolarda planlamanın amacı ülke elektrik enerjisi talebini minimum maliyetle karşılayacak optimum sistem kompozisyonunu ve bu kompozisyonu oluşturan çeşitli üretim bileşenlerinin zamanlamasını ortaya çıkarmaktır. Ülkemizde mali kaynak kısıtlılığı gerekçesiyle, yapılan çalışmalarda yalnızca maliyet boyutu gözetilmekte ve elektrik enerjisi <span style="letter-spacing: -0.05pt">üretiminin minimum maliyete indirilmesi amaçlanmaktadır. Modeldeki temel girdiler santral tipi </span>ve proje seçimi için belirleyicidir. Halbuki toplumsal yaşam için konunun diğer bir belirleyici unsuru çevre kirlenmesidir. Üretim maliyetlerini ve çevre kirliliğini minimuma indirecek bazda üretim dağılımını, yani sistemin optimal kompozisyonunu esas alacak bir model çalışmasının izlenecek yatırım planlamalarında göz önüne alınması, hidroelektrik santral yapımına öncelik kazandıracaktır. Diğer taraftan hidroelektrik potansiyelin geliştirilmesi, enerji arzının yanında, taşkın koruma, sulama ve kullanma suyu temini, balıkçılık, ulaşım ve rekreasyon gibi ilave sosyoekonomik faydalar sağlamaktadır (Oysa, mevcut modellerde bu tür faydalar göz önüne alınmamaktadır).  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Genel olarak bir ülkenin yük eğrisi incelendiğinde iki ana bölüm göze çarpar: Baz yük ve puant yük. Esasen hidroelektrik santrallar puant çalışması gereken santrallardır. Çünkü enerji üretim hammaddesi sudur ve depolanabilmektedir. Bir hidroelektrik santralın kurulu gücü ve üretilebilecek enerjinin planlaması ile tesis ve işletme masrafları, o santralda üretilebilecek olan güvenilebilir enerji miktarına </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">ve o santraldan çekilecek olan enerji miktarına göre puant yük gereksinimleri göz önüne alınarak saptanır. Ancak ülkemizde baz enerji üretimi yeterli olmadı­ğından hidroelektrik santrallanmız da baz olarak çalıştırılmaktadır.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidroelektrik santrallar çok kısa sürede devreye alınıp devreden çıkanlabildikleri için, puant saatler denilen 18-22 saatleri arasında büyük öneme sahiptirler. Ülkemizde uç pikler ise doğal gaz santrallanndan sağlanmakta, bu da çok pahalıya mal olmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Daha önce de belirtildiği gibi, teknik ve ekonomik hidroelektrik potansiyelin yaklaşık 124.5 milyar kWh olarak belirlenmiş olması, hem Türkiye&#8217;nin çeşitli havzalarına dağılmış ve toplam üretim kapasiteleri 124.5 milyar kWh olan tesislerin yapımında teknik açıdan büyük bir sorun olmadığı, hem de bugünkü fiyat dengeleri ile bu tesislerin en ucuz elektrik enerjisi üretim kaynağı olarak algılanması gerektiği anlamını taşımaktadır. Örneğin, bugünün koşullarında bu tesisler arasında yer alan Deriner veya Yusufeli (veya toplam 124.5 milyar kWh&#8217; lik üretim kapasitesini oluşturan tesislerden herhangi biri) baraj ve hidroelektrik santrallan yerine, aynı paternde üretim yapan ve bu tesislerden daha ekonomik olabilecek bir termik santral inşası mümkün değildir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde elektrik enerjisi üretimi için sistem planlamaları, diğer bir deyişle hangi tesisin <span style="letter-spacing: -0.1pt">(termik veya hidrolik) hangi yılda işletmeye girmesi gerektiğine ilişkin senaryo çalışmaları TEAŞ </span>(Türkiye Elektrik Üretim İletim Anonim Şirketi) tarafından yapılmaktadır. Eski adı TEK <span style="letter-spacing: -0.05pt">(Türkiye Elektrik Kurumu) olan bu kurum tarafından 1994 yılında yayımlanan &#8220;Wasp Modeli İle Türkiye Uzun Dönem Üretim &#8211; Tüketim İncelemesi (1996-2010)&#8221; adlı raporda, 1996-2010 yıllan </span>arası için bir senaryo çalışması yapılmış ve arz-talep dengesine göre çeşitli hidroelektrik ve termik santrallar için uygun işletmeye giriş tarihleri belirlenmiştir. Örneğin, raporda önerilen referans çözüme göre Berke Baraj ve HES&#8217;nın 1997 yılında, Kayraktepe Baraj ve HES&#8217;nın 2001 yılında, Ilısu Baraj ve HES&#8217;nın 2003 yılında, Yusufeli Baraj ve HES&#8217;nın 2004 yılında işletmeye alınmış olmaları gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Ancak, bu projelerin fiziksel boyutları (baraj yükseklikleri, santral kurulu güçleri vb.) göz önüne alındığında, inşaat aktivitesinin bugün başlatılması durumunda bile, yukarıda belirtilen tarihlerde işletmeye alınabilmeleri kolay olmayacaktır. Bundan çıkan sonuç şudur; hidroelektrik santrallann </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">inşaat programına alınması hususunda bir yavaşlık söz konusudur. Bunun gerekçelerinin tüm <span style="letter-spacing: -0.05pt">detayı ile tartışılması bu raporun kapsamı dışındadır. Ancak bu noktada hidroelektrik santrallann, </span>diğer elektrik enerjisi üretim kaynakları ile göreceli olarak avantaj ve dezavantajlannın kısaca irdelenmesinde yarar vardır. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Termik ve nükleer santrallann işletmesinde gereksinim duyulan petrol, ithal kömür, doğal gaz ve </span>uranyum gibi yakıt türlerinin maliyetleri, dünyadaki ekonomik çalkantılardan yoğun biçimde <span style="letter-spacing: -0.05pt">etkilenmektedir. Bu yakıtların arzlanndaki sürekliliğin, politik ilişkilere bağımlı olarak kesintiye </span>uğrama olasılığı da gözardı edilemeyecek bir konudur. Buna karşın, hidroelektrik tesislerin <span style="letter-spacing: -0.05pt">akaryakıtı olarak nitelendirilebilecek olan su tümüyle yerli kaynaktır ve sadece doğal koşullardan </span>(örneğin kuraklık) etkilenmesi söz konusudur. Hidroelektrik santrallann teknik bazda en büyük avantajı, diğer santrallara kıyasla (özellikle pik saatlerde) çok çabuk devreye girme özelliğidir. Gerçekten bir hidroelektrik santralın ani talep durumunda devreye girmesi için sadece birkaç <span style="letter-spacing: -0.05pt">saniyeye gereksinim varken bu süre, termik santrallar için birkaç saati bulmaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidroelektrik santrallann diğer bir avantajı, bugün sadece ülkemizde değil tüm dünyada gündemde olan çevre sorunlarına ilişkin üstünlükleridir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda enerji gereksiniminin büyük bir kısmını karşılayan fosil yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan çeşitli <span style="letter-spacing: -0.05pt">gazların oluşturduğu kirlilik, bugün hala çözüm bekleyen bir çevre problemidir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bu olumlu yönlerine karşın hidroelektrik santrallann en büyük dezavantajı, genelde aynı miktarda üretim yapan bir termik santrala kıyasla daha fazla yatınm gerektirmeleridir (ancak, ekonomik analiz hesaplarında tesislerin sadece yatırım bedellerinin değil, işletme ve yakıt masraflannın da göz önüne alındığının unutulmaması gerekmektedir). Ayrıca, ilk etüt safhasından başlayarak, master plan, yapılabilirlik ve kesin proje aşamalanndan geçen <span style="letter-spacing: -0.05pt">projelendirme süresi ve inşaat süresi oldukça uzundur. Bu süre bazen 10-15 yılı bulabilmektedir. </span>Termik santrallann işletmesi sırasında karşılaşılan sorunlar düzeyinde olmasa da, hidroelektrik santrallann inşaatlan sırasında bazı çevresel olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bu açıklamalardan sonra konuyu bir bütün olarak değerlendirmek gerekirse &#8220;teknik ve ekonomik&#8221; yapılabilir olduğu sürece, terazinin kefesinin belli bir oranda hidroelektrik santrallar lehine ağır bastığı söylenebilir. Bu saptamalar sonucunda, bu bölümün başlığını oluşturan <span style="letter-spacing: -0.05pt">&#8220;Türkiye&#8217;de Öncelikle Yapılması Gereken Uygulamalar&#8221; sorusunun cevabı, <strong><span style="font-family: Arial">teknik ve ekonomik </span></strong></span><strong><span style="font-family: Arial">yapılabilirliği olan hidroelektrik santral projelerinin gerçekleştirilmesinin hızlandırılması </span></strong>olmaktadır. Bu çerçevede:  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">? Özellikle Çoruh, Dicle ve Harşit havzalarında olmak üzere önemli oranda enerji üretim kapasitesine sahip hidroelektrik projelere gereken önem verilerek bir an önce gerçekleştirilmesi ile büyük fayda sağlanacaktır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">? İşletmede olan hidroelektrik santrallarda ünite güç ve verimlerini yükseltecek rehabilitasyon </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">çalışmalarının bir an önce başlatılması gereklidir, bu konuda dünya deneyimlerinden yararlanılmalıdır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.5   Öncelikli Uygulamalar ile ilgili Eğitim, Öğretim ve Ar-Ge Etkinlikleri</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bir hidroelektrik santralın kurulması, jeolojik ve temel araştırmalar, istikşaf (ön inceleme) <span style="letter-spacing: -0.05pt">çalışmaları, master plan, yapılabilirlik ve kesin proje raporlarının hazırlanması ve inşaat safhasını </span>içeren aktiviteleri kapsamakta, çok uzun süre almakta ve yoğun emek ve değişik disiplindeki meslek gruplarının katılımı ile gerçekleştirilebilmektedir. Meteorolojik verilerin toplanması ile <span style="letter-spacing: -0.05pt">başlayan süreç içinde çeşitli aşamalarda inşaat, makine, elektrik, jeoloji, meteoroloji, ziraat, çevre </span>vb. disiplinlere mensup mühendisler görev almakta, çoğu kez bu disiplinlerin yan kollarında uzmanlaşmış kadrolara da gereksinim duyulmaktadır. Bilindiği gibi, diğer </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına kıyasla hidroelektrik santral konusunun tarihçesi çok daha eskidir. Özellikle <span style="letter-spacing: -0.05pt">gelişmiş ülkelerde ve bir ölçüde de ülkemizde bu konuda yoğun bir bilgi birikimi vardır. Esasen, </span>daha önce de belirtildiği gibi, gelişmiş ülkelerin bir çoğunda hidroelektrik potansiyelin hemen hemen tümü kullanılmıştır. Bu nedenle bu ülkelerdeki ilgili firmaların çoğu hidroelektrik potansiyele sahip gelişmekte olan ülkelere yönelmiştir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Ülkemizde Elektrik İşleri Etüt İdaresi (EİE), Devlet Su İşleri (DSİ) gibi resmi kuruluşlar ve bazı özel müşavir firmalar bu konuda belirli bir deneyime sahiptir. Şimdiye kadarki uygulama, master </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">plan ve yapılabilirlik raporlarının kurumlarca veya ihale yolu ile yerli firmalarca, kesin proje raporlarının ise ihale yolu ile &#8220;yerli+yabancı&#8221; firma gruplarınca hazırlanması şeklinde olmuştur. İhale yolu ile hazırlatılan projelerde, proje kontrollüğü ilgili kuruluş tarafından yapılmaktadır. İnşaat aşamasındaki müşavirlik hizmetleri de genelde &#8220;yerli+yabancı&#8221; firma grupları tarafından yerine getirilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Kısaca özetlemek gerekirse, gerek ilgili meslek gruplarının çeşitliliği, gerekse hidroelektrik santral alanında proje ve müşavirlik hizmetleri konusunda Türkiye&#8217;nin bugün ulaştığı düzey açısından, &#8220;eğitim&#8221; sorununun çok yönlü olarak tartışılması yararlı olacaktır. Ancak, hidroelektrik santrallar konusunda </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">projecilik ve yapımcılığa katılarak kazanılan deneyimin de en az eğitim kadar önemli kazanımlar sağlayacağı bir gerçektir.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde uzun yıllar değeri pek anlaşılmayan Ar-Ge çalışmaları ile mühendislik çalışmalarına (proje ve tasarım) artık gereken önem verilmeli, tutarlı ve gerçekçi bir istihdam politikası <span style="letter-spacing: -0.05pt">uygulanarak bu alanda çalışanlara destek olunmalı ve sahip çıkılmalıdır. TEMSAN&#8217;ın kurulduğu yıllarda 500&#8242;den fazla hidroelektrik santral kurulması planlanan ülkemizde, böylesine isabetli bir </span>yatırımın devlet eliyle yapılması ne kadar doğru ise, geçen zaman içinde yatırımın devletçe <span style="letter-spacing: -0.05pt">desteklenmemesi, teşvik edilmemesi, bir takım yasal önlemler alarak yapılacak santrallarda yerli </span>üretim oranının artırılmasına çalışılmaması da o denli yanlış olmuştur. Ancak burada en büyük <span style="letter-spacing: -0.05pt">problem olarak finans sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu konuya &#8220;Konuya ilişkin Yasal ve Kurumsal </span>Düzenlemeler&#8221; bölümünde değinilecektir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.6   Konuya ilişkin Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Daha önce de belirtildiği gibi &#8220;teknik ve ekonomik&#8221; yapılırlıklan belirlenmiş bulunan hidroelektrik santral projelerinin gerçekleştirilmesinde, finansman temini başlıca   sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorunun aşılabilmesi ve gerekli fınans ihtiyaçlarının zamanında ve yeterince karşılanabilmesi için hidroelektrik santral projelerinin özel şirketler tarafından Yap-İşlet-Devret (YİD) kapsamında gerçekleştirilmesine olanak sağlayan 3096 sayılı kanun 1984 yılında yürürlüğe konulmuştur. Dünyada BOT (Built-Operate-Transfer) olarak tanınan bu model <span style="letter-spacing: -0.05pt">ile sorunun özel sektörün sağlayacağı uygun şartlardaki krediler ile çözülebilmesi amaçlanmıştır. </span>Ne yazık ki, geçen süre içinde bu model istenen düzeyde işlerlik kazanamamış, 13 yıl içinde sadece 5 adet küçük hidroelektrik santral işletmeye alınabilmiştir. Şu anda YİD kapsamında inşaatı devam eden 6 adet hidroelektrik santralın toplam kurulu gücü 782 MW&#8217;tır. İnşaatı devam <span style="letter-spacing: -0.05pt">eden santrallar arasında 672 MW kurulu gücü ile Birecik santralı ilk sırada yer almaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bugünkü durumu ile hidroelektrik santralların fınans sorunu, karar verici mercilerin de katılımı ile üst düzeyde çözülmesi gerekli bir sorun görünümündedir. 2000&#8242;li yıllarda potansiyel bir elektrik enerjisi sıkıntısının gündemde olduğu günümüz Türkiye&#8217;si için bunun önemi ortadadır. Öncelikle YİD modelindeki tıkanıklıkların gerekçelerinin araştırılması, varsa yasal boşlukların doldurulması veya &#8220;Yap-İşlet&#8221;, &#8220;İmtiyazlı Şirket&#8221; gibi modellerin de en azından tartışmaya açılması, çözüm yolunda atılacak &#8220;ilk adımlar&#8221; olabilecektir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.7 Küçük Hidroelektrik Enerji</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji literatürlerinde büyük hidroelektrik enerji klasik yenilenebilir kaynak grubunda ele <span style="letter-spacing: -0.05pt">alınırken, küçük hidroelektrik enerji yeni ve yenilenebilir kaynaklar grubuna sokulmaktadır. EİE </span>tarafından yapılan çalışmalarda 101 kW &#8211; 10 MW arasındaki hidroelektrik olanaklar küçük hidroelektrik enerji olarak varsayılmaktadır. Türkiye&#8217;de yağış alanı 1000 km<sup>2</sup>&#8216;yi geçmeyen ve 1515 küçük akarsu havzasını kapsayan, teknik yönden üretilmesi olanaklı güvenilir enerji potansiyeli 13.7 TWh/yıl, ortalama akım koşullarında üretilebilir enerji 32.9 TWh/yıl olarak bulgulanmıştır. Bu grupta 5-10 MW&#8217;lık bazı olanaklar ele alınmış, birkaç MW&#8217;lık olanlara sınırlı biçimde bakılmış, birkaç yüz kW&#8217;lık olanaklara ise hiç el atılmamıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Gücü 10 MW&#8217;ın altında olan hidroelektrik santralların Türkiye genelinde toplam kurulu gücü 797 MW olup, yıllık güvenilir enerji üretimleri toplamı 1653 GWh ve yıllık ortalama enerji üretimleri ise 3695 GWh&#8217;dır. Ancak, söz konusu santralların 130 MW kadarı işletilmekte olup, bunların yıllık güvenilir </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">üretim miktarı 225 GWh, yıllık ortalama enerji üretimleri de 450 GWh düzeyindedir. Potansiyel ve üretim karşılaştırması küçük hidrelektrik olanakların gözardı edil­diğini göstermektedir.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Küçük hidroelektrik olanakların değerlendirilmesi için EİE bünyesinde bazı çalışmalar yapılmıştır. TEMSAN küçük su türbini üretimi gerçekleştirmiştir. Halen bu konuda görev belirsizliği bulunmakta, küçük hidroelektrik olanaklar sahipsiz görünmektedir. EİE ve DSİ&#8217;nin faaliyet sahaları ve deneyimleri göz önünde bulundurularak, bu kuruluşların iş kapasitelerinin geliştirilmesi doğrultusunda yapılacak yasal mevzuat ve teşkilat düzenlemeleri ile küçük hidroelektrik santrallar konusuna el atılmalı, bu santralların, suların değişik amaçlı kullanımları ile entegre biçimde kurulmaları sağlanmalıdır. Ayrıca, kooperatiflerin bu tür santralları kurma­larına, ürettikleri elektriği üretim ve dağıtım kuruluşlarına satmalarına olanak tanıyan bir yasal düzenleme de düşünülmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">   </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.8 Sonuç ve Öneriler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Hidroelektrik enerji, Türkiye&#8217;nin kullanılabilir en önemli yenilenebilir enerji kaynağını oluşturmaktadır. Önümüzdeki 25 yıl içerisinde, bugünkü teknik potansiyelin tamamının ekonomik potansiyel karakteri kazanması ve kullanılır duruma sokulması gerekeceği beklenebilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Hidroelektrik kaynakların gelişim planlarının gerçekleştirilebilmeleri uzun bir süre gerektirdiğinden ve bu arada ekonomik tutarlılık sınırları da doğal olarak mutlak değer <span style="letter-spacing: -0.05pt">taşımadıklarından, farklı zamanlarda farklı ekonomik kriterler açısından değerlendirilmiş olan </span>su kuvveti gelişim planlarının, belirli aralarla ve eş kriterlere göre revizyondan geçirilmeleri, gerekli eklenti ve değişikliklerin yapılması ve böylelikle seçenekler arasında daha uyumlu kıyaslama olanağı sağlanması yerinde olacaktır. Teknik yönden değerlendirilebilir hidro­elektrik potansiyel ile ekonomik yönden yararlanılabilir hidroelektrik potansiyel arasındaki <span style="letter-spacing: -0.05pt">farklar da, bu tür revizyonların ve yeniden değerlendirmelerin gerekliliğini kanıtlamaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Hidroelektrik enerji yatırımları için Yap-İşlet-Devret (BOT) modelinin etkin kullanımını sağlayacak hukuksal altyapı en kısa zamanda oluşturulmalıdır. Bu modelle yapılacak santralların işletme süresi sonunda DSİ&#8217;ye devredilmesi söz konusu olacağından, projelerin <span style="letter-spacing: -0.05pt">oluşturulması ve santralların kuruluş aşamasında DSİ denetimi ve onayı öngörülmelidir. BOT </span>kapsamında kurulacak santralların işletme ve devir süreleri, rehabilitasyon çalışmaları ile uzatılabilmeli, hidroelektrik santrallar için Yap-İşlet (BO) modeline de geçerlilik kazandırıl­malıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     <span style="letter-spacing: -0.05pt">Özel sektör eliyle geçekleştirilecek büyük hidroelektrik enerji yatırımları için gerekli hukuksal </span>düzenlemeler yapılıncaya dek bir süre geçmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bu da yakın gelecekte hidroelektrik enerji üretiminde devletin payının aşağıya çekilmesinin çok zor <span style="letter-spacing: -0.05pt">olacağını göstermektedir. Dolayısıyla, büyük bir enerji darboğazına girilmemesi için, devletin </span>yatırım bütçesinde hidroelektrik enerji üretimine ayrılan payların artırılması zorunluluğu vardır. Ayrıca, DSİ tarafından inşa edilerek, işletmesi TEAŞ&#8217;a devredilen santrallardan <span style="letter-spacing: -0.05pt">sağlanacak üretim bedelinden bir geri ödeme payı DSİ bütçesine aktarılmalıdır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">?     Ülkemizde uzun yıllardır değeri pek anlaşılmayan Ar-Ge çalışmaları ile mühendislik çalışmalarına (proje ve tasarım) gereken önem verilmeli, tutarlı ve gerçekçi bir istihdam politikası uygulanarak bu alanda çalışanlara destek olunmalı ve sahip çıkılmalıdır. TEMSAN&#8217;ın kurulduğu yıllarda 500&#8242;den fazla hidroelektrik santral kurulması planlanan ülkemizde, böylesine isabetli bir yatırımın devlet eliyle </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">yapılması ne kadar doğru ise, geçen zaman içinde yatırımın devletçe desteklenmemesi, teşvik edilmemesi, yapılan santrallarda yerli üretim oranının artırılması için gerekli yasal önlemlerin alınmaması da o denli yanlış olmuştur. Bugünkü ekonomik politika kapsamında, TEMSAN&#8217;ın devlet desteği kesilmemek koşulu ile yerli ve yabancı özel sermayeye açılması üzerinde durulmalı, ancak temel amaç TEMSAN&#8217;ın güçlendirilmesi olmalıdır.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?    <span style="letter-spacing: -0.05pt">Enerji literatürlerinde büyük güçlü hidroelektrik uygulamalar klasik yenilenebilir enerjiler<br />
</span>kapsamında yer alırken, küçük hidroelektrik enerji yeni ve yenilenebilir enerjiler kapsamına<br />
sokulmaktadır. EİE ve DSİ&#8217;nin faaliyet sahaları ve deneyimleri göz önünde bulundurularak,<br />
bu kuruluşların iş kapasitelerinin geliştirilmesi doğrultusunda yapılacak yasal mevzuat ve<br />
teşkilat düzenlemeleri ile küçük hidroelektrik santrallar konusuna el atılmalı; bu santralların,  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">suların değişik amaçlı kullanımları ile entegre biçimde kurulmaları sağlanmalıdır. Ayrıca, kooperatiflerin bu tür santrallan kurmalarına, ürettikleri elektriği üretim ve dağıtım kuruluş­<span style="letter-spacing: -0.05pt">larına satmalarına olanak tanıyan bir yasal düzenleme de düşünülmelidir.</span> </span></p>
<p></span></span></span></span></p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/hidroelektrik-enerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yenilenebilir Enerji Kaynakları</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/yenilenebilir-enerji-kaynaklari/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/yenilenebilir-enerji-kaynaklari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jun 2007 00:33:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/yenilenebilir-enerji-kaynaklari/</guid>
		<description><![CDATA[1.   HİDRO  
2.   ODUN  
3.   BİOMASS  
4.   GÜNEŞ  
5.   JEOTERMAL  
6.   RÜZGAR  
7.   MET-CEZİR (Gel-Git)  
8.   DALGA  
9.   OKYANUS TERMALİ  
10.  DENİZ AKINTILARI  
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">1.   HİDRO</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2.   ODUN</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">3.   BİOMASS</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.   <span style="letter-spacing: -0.1pt">GÜNEŞ</span></span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">5.   <span style="letter-spacing: -0.2pt">JEOTERMAL</span></span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">6.   <span style="letter-spacing: -0.1pt">RÜZGAR</span></span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">7.   MET-CEZİR (Gel-Git)</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">8.   <span style="letter-spacing: -0.3pt">DALGA</span></span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">9.   OKYANUS TERMALİ</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">10.  DENİZ AKINTILARI</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Yönelme</span></u></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Son zamanlarda tüm dünyada özellikle medya, hükümet karar organları, enerji endüstrisi ve çevre kuruluşlarınca yenilenebilir enerji oldukça ilgi çekmeye başladı. Ancak, hükümetlerin yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması için pek çok faaliyet, promosyon ve maddi yardımlarına rağmen, hala yenilenebilir enerji kaynakları enerji pazarlarında yüksek engellerle karşı karşıyadır. Bunun bir çok sebepleri vardır, en önemlisi fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomik olarak zayıf <span style="letter-spacing: -0.05pt">algılanmasıdır. Bu çok kere, geleneksel fiyat yapılandırmasına da bağlıdır. Çünkü, bu fiyat yapılandırmasında </span>sosyal ve çevresel maliyetler, provizyon ve kullanım maliyetleri bulunmamaktadır. Üstelik, küçük boyutlu yenilenebilir bir kaynağın kurulmasında bile kurumsal ve mali pek çok engeller vardır. <span id="more-13"></span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">EA (Enerji Ajansı) tarafından 2002 Kasım ayında yayınlanan son raporda, küresel olarak toplam temel enerji kullanımında <strong><span style="font-family: Arial">yenilenebilir enerji kaynaklarının payı %13.8 </span></strong>dir. Bu, ticari ve ticari olmayan enerjileri ve tüm büyük yenilenebilir enerji kaynaklarını da kapsamaktadır. Yanabilir ve yenilenebilir atıklar dahil bu toplamın payı yaklaşık % 80, hidro enerjinin payı %16.5 ve tüm yeni yenilenebilir kaynaklar; jeotermal, solar, met-cezir, dalga, rüzgar ve diğerleri % 0.5 dir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Şeki1- 1 Dünyada Temel Enerji Kaynaklarının Kullanım Dağılımı 2000 yılı verileriyle aşağıda gösterilmektedir ( Kaynak IEA).</span><span style="font-size: 10pt"> </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 11.5pt 0.25pt 0pt 0cm; text-indent: 35.5pt; line-height: 12pt; text-align: justify" /></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 11.5pt 0.25pt 0pt 0cm; text-indent: 35.5pt; line-height: 12pt; text-align: justify"><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3"><img src="http://img487.imageshack.us/img487/4084/image001di7.jpg" align="middle" /></font></span></p>
<p><font size="3"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Fosil yakıtların enerji kaynağı olarak kullanım hakimiyeti gelecekte de devam edecek görünüyor. Çünkü fosil yakıtların kaynağı yeterlidir ve daha temiz fosil yakıt teknolojilerinin kullanımı için çevresel etkilerin tanımlanması konusunda büyük çabalar gösterilmektedir, bu alanda Dünya Enerji Konseyi (WEC) yıllardır aktiftir. Bu Konseyin 2000. yıl raporu, <strong><span style="font-family: Arial">Yarının Dünyasının Enerjisi </span></strong>konusundadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">                                                                                                                 </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">   </p>
<p></span><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerjinin gelişimi için şu üç özellik şarttır</span></u></strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">;</span></u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ulaşılabilirlik ( Accessibility ),</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Mevcudiyet (Availability ),</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Kabul edilebilirlik (Acceptability ).</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji kaynakları boldur, küresel ekonomik büyümede sınırlandırıcı bir faktör olması beklenemez. Ancak bölgesel dağılımı, gelişmişlik ve dağıtım hızı tam olarak tatmin edici olmayabilir. Artan sayıda enerji şirketleri yenilenebilir enerji kaynaklarının gelişimi için teknoloji ve yatırım konularında merkez karar vericileri ve pazarlama </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">mekanizmalarına güvenmektedir. Buna rağmen pazarlama sinyalleri, tüm enerji ihtiyaçlarını karşılamada ve çevre önceliklerine saygı duymada yeterli değildir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Geleneksel <strong><span style="font-family: Arial">biyomas, </span></strong>insan kaynakları ve sürdürülebilirlik bakımından bazı alanlarda yeterli olmayabilir. Fakat biyomasın kullanımı ( kırsal Afrika ülkelerinde ev kadınları ve çocuklar günlük odun toplamak için bir kaç saat harcamaktadır) modern ve sürdürülebilir biyomas sistemlerine doğru artan oranda gelişebilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Kullanılmayan <strong><span style="font-family: Arial">hidro </span></strong>kaynaklar Latin Amerika, Orta Afrika, Hindistan ve Çin?de hala boldur. Barajlar, <span style="letter-spacing: -0.05pt">enerjideki faydalarının yanısıra tarımsal alanda (sulamada) ve taşımacılıkta (ırmaklarda botlar için gerekli olan </span>su seviyesinin sabit tutulmasında) faydalar sağlar. Büyük barajların faydaları vardır, fakat onun dezavantajlarına karşı dikkatle dengelenmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Çoğunlukla bölgeye özel ve sınırlı olan <strong><span style="font-family: Arial">jeotermal </span></strong>kaynaklar ( Pasifik kıyıları, Iceland ve Orta Doğuda ) hariç tutulursa, güç üretiminde yeni ve yenilenebilir kaynaklar esas olarak modern biyomas, rüzgar ve güneştir. Onların fiyatları düşmektedir, fakat özellikle rüzgar ve güneşin değişken oluşu, yıllardan beri rekabet edemeyeceği görüşüne götürmüştür. Çok kere orta-güçte birleşik fosil yakıt çevrimleriyle birlikte, özel pazar oluşturmak ve geliştirmek için gereken yatırım miktarlarını belirlemek bir politika sorunudur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Çoğu WEC üyeleri için <strong><span style="font-family: Arial">nükleer güç </span></strong>hayati önemliliktedir, çünkü tek enerji kaynağıdır, daima çok <span style="letter-spacing: -0.05pt">büyük ve iyi çeşitlendirilebilen kaynaktır (ve eğer üreticilerce kullanılırsa potansiyel olarak sınırsız bir kaynak) </span>yarı yerlidir, sera gazları yaymaz, ekonomik olarak elverişli, ancak çoğunlukla biraz elverişsizdir. Gerçekte iklim değişimi korkusu gerçekleşmekte olduğu için, nükleer güç kömür kullanımını temelden değiştirebilecek tek teknolojidir. Emniyet ve atık depolama problemleri halkın tercihinde etkilidir ve kabul edilebilirliğini düşürmektedir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Kömür</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">, karbondioksit atımı için yüksek bir ceza olmadıkça, önemli bir kaynak olmaya devam edecektir. Gelişmekte olan ülkelerin( Hindistan, Çin, Endonezya,&#8230;,) çoğundaki bolluğu, geniş desteği, çeşitlendirilebilmesi, güç üretimindeki ekonomisi, onun ana değerleridir. Karbon varlığı, daha Temiz Kömür Teknolojilerinin kullanımını hızlandırabilir, eğer yaygın olarak benimsenir ve uygulanırsa büyük oranda var olan kömürlü elektrik santrallarının önemi azalmayacaktır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Doğal gaz </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">bugün büyüyen bir yakıt seçimidir, halen gelişmekte olan yoğun nüfusa sahip ve sınırlı <span style="letter-spacing: -0.05pt">kaynağı olan ülkelerden bir kaç devletin enerji planlamasında gaz payı olmadığını tahmin edebiliriz.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Petrol</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">, gelecek bir kaç 10 yıl boyunca, pik kullanımlar veya tersi durumda petrokimya ve taşımacılık sektörlerindeki rolünü elinde tutacaktır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">YENİLENEBİLİR ENERJİLERE BAKIŞ</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Kaynakların Gözden Geçirilmesi</span></u></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Dünya Enerji Konseyinin, 2001 Ekim tarihli Enerji Kaynaklarının İncelenmesi Raporu, 19. baskısında dünya enerji kaynaklarının yenilenebilir enerji kaynakları dahil, bir gözden geçirilişini ortaya koymaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bu incelemenin ana bulguları, kömür, petrol, doğalgazdan oluşan klasik yakıt kaynaklarının kaynak bazında çoklukları ile halen yeterli olduklarını onaylanmaktadır. Bu incelemenin tam metni aşağıda verilmiştir:  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Klasik fosil yakıt kaynaklarının hakimiyeti devam ederken, tam yenilenebilir veya klasik olmayan <strong><span style="font-family: Arial">gelgit</span></strong>, <strong><span style="font-family: Arial">dalga</span></strong>, <strong><span style="font-family: Arial">okyanus termali </span></strong>ve <strong><span style="font-family: Arial">deniz akıntıları </span></strong>kaynaklarının teknik olarak fizibil oluşlarına ve bol kaynak varlıklarına rağmen enerji talebini karşılamada yakın bir gelecek için temininin, muhtemel olmadığını gösterir.   Bu   enerji   kaynakları   <strong><span style="font-family: Arial">gelgit</span></strong>,   <strong><span style="font-family: Arial">dalga</span></strong>,   <strong><span style="font-family: Arial">okyanus   termali   </span></strong>ve   <strong><span style="font-family: Arial">deniz   akıntı   enerjilerini </span></strong>kapsamaktadır.  </p>
<p></span></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/yenilenebilir-enerji-kaynaklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Jeotermal Enerji</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/jeotermal-enerji/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/jeotermal-enerji/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 21:48:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/jeotermal-enerji/</guid>
		<description><![CDATA[3.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı  

Jeotermal enerji, yer kabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, sıcaklıkları atmosferik sıcaklığın üzerinde olan ve çevresindeki normal yeraltı ve yerüstü sularına göre daha fazla erimiş mineraller ve çeşitli tuzlar içerebilen sıcak su, buhar ve gazlar olarak tanımlanabilir. Ayrıca herhangi bir akışkan içermemesine rağmen bazı teknik yöntemlerle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">3.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal enerji, yer kabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, sıcaklıkları atmosferik sıcaklığın üzerinde olan ve çevresindeki normal yeraltı ve yerüstü sularına göre daha <span style="letter-spacing: -0.05pt">fazla erimiş mineraller ve çeşitli tuzlar içerebilen sıcak su, buhar ve gazlar olarak tanımlanabilir. Ayrıca herhangi bir akışkan içermemesine rağmen bazı teknik yöntemlerle ısısından yararlanılan, </span>yerin derinliklerindeki &#8220;Sıcak Kuru Kayalar&#8221; da jeotermal enerji kaynağı olarak nitelendiril­mektedir. <span id="more-12"></span></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Suyu ısıtmak ve buharlaştırmak için fosil yakıt kullanılarak çevreyi kirletecek herhangi bir işlem </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">yapılmadığından, jeotermal enerji çevre dostu bir enerji türüdür. Ancak jeotermal akışkanın korozyona ve kireçlenmeye sebep olabileceği, içerdiği bor yüzünden tarımsal sulamaya uygun olmadığı, yapısındaki karbondioksit ve hidrojen sülfür gibi gazların açığa çıktığı bilindiğinden, jeotermal enerji uygulamalarında bazı teknolojik önlemlerin alınması gerekmektedir. Hem rezervuar parametrelerinin korunması ve hem de jeotermal suyun ve gazların çevreye zarar vermesinin önlenmesi için, tüm dünyada yasalarla zorunlu hale getirilmiş olan <strong><span style="font-family: Arial">reenjeksiyon </span></strong>(akışkanı yer altına geri verme) uygulanmalıdır. Bu durumda jeotermal enerji, çevreyi kirletmediği gibi petrol, doğal gaz ve kömür yerine kullanıldığı için döviz tasarrufu da sağlar.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal enerji, jeotermal suyun sıcaklığına bağlı olarak elektik üretimi, ısıtma (konut, sera, termal tesis, sebze ve meyve kurutma), sağlık amaçlı termalizm, soğutma, endüstride proses <span style="letter-spacing: -0.05pt">enerjisi, kimyasal madde eldesi vb. alanlarda tek başına veya entegre olarak kullanılmaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye, jeotermal zenginlik açısından dünyanın yedinci ülkesidir. Ülkemizde yüzey sıcaklığı 40°C&#8217;nin üzerinde olan 140 adet jeotermal saha vardır ve bu sahaların 136 tanesi merkezi ısıtmaya, sera ısıtmasına, endüstriyel proses ısı kullanımına ve kaplıca kullanımına uygundur. Diğer 4 jeotermal sahanın ise teknik ve ekonomik olarak elektrik üretimine uygun olduğu tesbit edilmiştir. Bu sahalarda elektrik üretimine entegre olarak merkezi ısıtma vb. jeotermal uygula­malar da gerçekleştirilebilir. Muhtemel teorik jeotermal potansiyelin bütünüyle değerlendirilmesinin petrol eşdeğeri 9 milyar $/yıl&#8217;dır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal potansiyel açısından zengin olan ülkemizde, her geçen gün artan enerji talebinin sağlanması ve ülke enerji açığının büyümesi riskinin önlenmesi için, bu potansiyeli değerlendi­recek ulusal politikaların belirlenmesinde herkese sorumluluk düşmektedir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">3.2   Türkiye&#8217;de Kaynak Varlığı ve Mevcut Durum</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Türkiye&#8217;de toplam 1000 dolayında sıcak ve mineralli su kaynağı ve jeotermal akışkan çıkan kuyu </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">noktası vardır. Bilinen jeotermal alanların %95&#8242;i ısıtmaya uygundur, sıcaklığı 40°C nin üzerinde olan 140 jeotermal alan çoğunlukla Batı, Kuzey-Batı ve Orta Anadolu&#8217;da toplanmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;deki 140 jeotermal sahanın muhtemel rezervuar sıcaklığı, rezervuann muhtemel büyüklüğü, bu sahaların yerleşim bölgelerine ve kullanım bölgelerine uzaklığı ve kullanım bölgelerinin büyüklüğü kriterlerine göre yapılan çalışma sonucunda, jeotermal merkezi ısıtmaya potansiyel aday olduğu saptanan 42 yerleşim bölgesi şunlardır (bunların jeotermal merkezi <span style="letter-spacing: -0.05pt">ısıtmaya uygunluğuna, teknik ve ekonomik fizibilitelerin sonuçlarına göre karar verilmelidir):</span>  </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve Türkiye Jeotermal Derneği tarafından yapılan </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.1pt">çalışmalara göre, Türkiye&#8217;nin muhtemel jeotermal toplam ısıl kapasitesi 31500 MW<sub>te</sub>rmik dir ve </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">bunun da eşdeğeri beş milyon konuttur (100 m<sup>2</sup>/konut). Ancak bu değer muhtemel bir teorik </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">potansiyele işaret eder. Şu an için potansiyel aday olabilecek bir milyon konut söz konusudur. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Hedef bir milyon konut ısıtması ile 7,500 MW<sub>t</sub> kurulu güç karşılığı yılda 2.5 milyon ton fuel-oil </span>tasarrufu sağlanacaktır. Bunun dışında sanayide kullanım ve kaplıca amaçlı kullanımın sağlayacağı ekonomik değer de söz konusudur.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Türkiye dünyada kurulu jeotermal elektrik santrallan içinde 20.4 MW<sub>e</sub> kapasite ile 14. sırada yer </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">almaktadır. Ancak, bu santral 12 MW<sub>e</sub> kapasite ile çalıştırılmaktadır. Halen Türkiye&#8217;de 50 bin konut eşdeğeri jeotermal ısıtma, 200 bin m<sup>2</sup> sera ısıtması gerçekleştirilmektedir. 350 MW<sub>t</sub> ısıl <span style="letter-spacing: -0.05pt">kapasite ve 285 MW<sub>t</sub> balneolojik değerlendirme olarak toplam 635 MW<sub>t</sub> ile 30 ülke arasında 4. </span>sırada yeralmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de merkezi olarak jeotermal enerji ile ısıtılan yerler: Gönen (3000 konut, 1987), Simav (2500 konut, 1991), Kırşehir (1800 konut, 1994), Kızılcahamam (1500 konut, 1995), Balçova (6000 konut, 1996), Afyon (4000 konut, 1996), Kozaklı (700 konut, 1996). Sıralanan bu sistemlere yeni konut eklenmesi sürmektedir. Afyon ve Kozaklı dışında yukarıda sayılan jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinin tümünde reenjeksiyon uygulanmaktadır. Bu sistemlerin çoğunda yatırımın yaklaşık %35&#8242;i kullanıcı tarafından katılım payı ve depozite adı altında karşılanmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal ısıtmada 40-45<sup>o</sup>C&#8217;lik sular kullanılmaktadır. Akışkanın sıcaklığı 40<sup>o</sup>C?nin altına düştüğünde kaplıca suyu olarak kullanılabilir. Jeotermal akışkanın böyle entegre kullanımı, teknik ve ekonomik avantaj sağlamaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Yurdumuzda elektrik santrallan kurulabilecek yerler, ısıtmada kullanılacak sahalara oranla azdır. Denizli-Sarayköy&#8217;de kurulu bulunan Türkiye&#8217;nin ilk ve şimdilik tek jeotermal santralı 20.4 MW<sub>e </sub></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">gücündedir. Rezervuar sıcaklığı 200 &#8211; 212°C arasında değişen 9 kuyudan beslenmektedir. Kuyubaşında 187°C&#8217;da elde edilen 15 bar basınçlı jeotermal akışkana yaklaşık %12 ağırlık oranında kuru buhar elde edilmektedi. Kuyubaşı seperatörlerinde sudan ayrılan kuru buhar 120 ton/saat debiyle türbin-jeneratörü beslemektedir. Sarayköy santralında buhardan ayrıştırılan karbondioksit gazı atmosfere atılmayıp, santrala entegre olan fabrikada yılda 40 bin ton sıvı karbondioksit ve kuru buz haline dönüştürülmekte, Türkiye&#8217;nin karbondioksit ihtiyacını %50 oranında karşılamaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Aydın-Germencik&#8217;teki jeotermal akışkanın rezervuar sıcaklığının 200-230<sup>o</sup>C olduğu ve jeotermal alanın 100 MW<sub>e</sub> gücünde bir santralı besleyebilecek kapasitede olduğu bilinmektedir. Aydın-</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Salavath ve Çanakkale-Tuzla&#8217;da elektrik santralında kullanılmaya uygun, sırasıyla 171<sup>o</sup>C ve 173°C sıcaklıkta jeotermal rezervuarlar mevcuttur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Son uygulamalarda sıcak suyun uzun mesafelere taşınmasında, cam elyafı takviyeli plastik (CTP) </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">borular kullanılmakta, herhangi bir paslanma, çürüme, kireçlenme sorunu olmadan toprağa gömülmektedir. Ayrıca, ülkemizde imal edilen bu borulara üretim sırasında ısı izolasyonu <span style="letter-spacing: -0.1pt">yapılabildiğinden, su sıcaklığı bir kilometrede ancak 0.2-1 °C düşmektedir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Paslanmaz çelik veya titanyumdan yapılmış plaka tipi ısı eşanjörleri hem yüksek verimlidir, hem </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">de plakaların sökülüp kolayca temizlenmesi mümkün olduğundan jeotermal akışkanlar için çok uygundur.  </p>
<p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">3.3 Dünya Teknolojisinde Ulaşılan Düzey</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">  </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal enerjinin ısıtma sistemlerinde ve elektrik santrallannda kullanımı dünyada son yıllarda hızla artmıştır. İlk jeotermal elektrik santrali Italya-Larderello&#8217;da 1904 yılında işletmeye alınmıştır. Türkiye&#8217;de ilk uygulama 1964 yılında Gönen&#8217;de bir otelin ısıtılması ile başlamıştır. 1996 yılı itibariyle Türkiye&#8217;de mevcut 20.4 MW<sub>e</sub> jeotermal elektrik santraline karşın, dünyada toplam 8600 MW<sub>e</sub> gücünde jeotermal santral kurulu gücü vardır. Örneğin, Amerika Birleşik <span style="letter-spacing: -0.1pt">Devletleri 2900 MW<sub>e</sub>, Filipinler 1444 MW<sub>e</sub>, Meksika 753 MW<sub>e</sub>, Italya 626 MW<sub>e</sub>, Japonya 529 </span>MW<sub>e</sub> jeotermal santral kurulu gücüne sahiptir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Dünyada jeotermal enerjinin elektrik santralları dışında kullanımı, 1996 yılı itibariyle toplam <span style="letter-spacing: -0.1pt">11300 MW<sub>t</sub> güce ulaşmıştır. Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde 1874 MW<sub>t</sub>, Japonya?da 3321 MW<sub>t</sub>, </span>Çin?de 1915 MWt, Macaristan?da 340 MWt, İzlanda&#8217;da 1443 MWt, Fransa?da 599 MWt, İtalya&#8217;da 307 MWt ve Türkiye?de 635 MWt düzeydedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Jeotermal enerjiden elektrik üretiminde, dünyada uygulanmakta olan bazı ileri teknolojiler henüz </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de uygulanmamaktadır. Örneğin, jeotermal elektrik santrallannda yüksek-orta-alçak <span style="letter-spacing: -0.05pt">basınç kademeli buhar türbinleri kullanılmakta, kuyubaşı seperatörlerinde kuru buhardan ayrılan </span>sıcak su, daha düşük basınçlı ortamlarda yeniden buharlaştınlarak türbinin düşük basınçlı kademeleri beslenmektedir. <strong><span style="font-family: Arial">Çift buharlaştırmalı sistem </span></strong><em><span style="font-family: Arial">(double flash) </span></em>olarak bilinen bu yöntemle jeotermal enerjinin elektrik enerjisine dönüşüm verimi artırılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">İkili çevrim <em><span style="font-family: Arial">(binary cycle) </span></em>elektrik santralları kullanılmasıyla, 80°C-170°C sıcaklıktaki jeotermal akışkandan da elektrik enerjisi üretilebilmektedir. Buharı ozon tabakasına zarar vermeyen, zehirli </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">olmayan ve düşük sıcaklıklarda kolayca buharlaşabilen hidrokarbonların (örneğin Klea 134a) kullanıldığı bu tür santrallar özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde oldukça yaygın olup, santral güçleri 0.3 &#8211; 30 MW<sub>e</sub> arasında değişmektedir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">3.4 Türkiye&#8217;de Öncelikle Yapılması Gereken Uygulamalar</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">7. Beş Yıllık Kalkınma Planı ve diğer raporlarda, Türkiye&#8217;nin jeotermal potansiyelinin ağırlıklı olarak konut ısıtmasında ve buna entegre kaplıca maksatlı kullanımda değerlendirilmesi öngörülmüştür. Çünkü mevcut 140 adet jeotermal saha merkezi ısıtmaya, endüstride proses ısısı olarak kullanıma ve buna entegre kaplıca maksatlı kullanıma uygundur. Ayrıca, 4 sahamız elektrik üretimine teknik ve ekonomik olarak uygundur. Bu sahalar Denizli-Sarayköy, Aydın-Germencik ve Salavatlı ve Çanakkale-Tuzla jeotermal sahalarıdır. Jeotermal alanların kullanım imkanları belirlenerek entegre tesisler halinde planlanması teşvik edilmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de yeteri kadar jeotermal kuyu yoktur. 140 tane jeotermal sahaya karşın Türkiye&#8217;deki üretim kuyularının sayısı 200&#8242;dür. Bu gün ABD&#8217;de yalnızca Klamaths Falls&#8217;da (Oregon) 500 jeotermal kuyunun bulunduğunu göz önüne alınırsa, Türkiye&#8217;deki jeotermal alanlardaki <span style="letter-spacing: -0.05pt">potansiyeli ortaya çıkarmak için daha çok sayıda jeotermal kuyu açılması gereklidir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">MTA&#8217;nın programı dahilinde daha fazla jeotermal kuyu yapması sağlanmalı ve özel idarelerin, belediyelerin finanse ederek yaptırdıkları jeotermal kuyulara kuyu riski sigortası getirilmelidir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Bu uygulama dünyanın bir çok ülkesinde yapılmaktadır. Örneğin Fransa&#8217;da arama ve kuyu riskini </span>devlet üstüne almaktadır. Türkiye&#8217;de de uygun görülen projelerin kuyularında başarısızlığa uğrandığı zaman kuyu giderlerinin kamuca, enerji ya da madencilik fonu gibi fonlardan karşılanması için gerekli düzenlemelere gidilmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Denizli-Sarayköy Jeotermal Elektrik Santralından halen saatte ortalama 700 ton kütlesel debi ile çıkan 147<sup>o</sup>C sıcaklıktaki jeotermal akışkan Menderes nehrine atılarak enerjisi boşa harcanmakta, </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">ayrıca nehir suyu ile yapılan tarımsal sulama açısından sakınca oluşturmaktadır. Akışkandan kademeli olarak elektrik elde etmek için gerekli ek sistemler kurulmalı ve daha sonra bu su Denizli&#8217;de konut ısıtmasında kullanılmalı, en sonunda reenjeksiyonla tekrar kuyulara verilmelidir. Böylece, hem çevre kirliliği önlenmeli ve hem de rezervuar parametrelerinin bozulmaması sağlanmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal elektrik üretimine uygun olan sahaların yap-işlet-devret modeliyle elektrik enerjisi üretiminde kullanılması, bunun dışında kalan ısıtmaya uygun sahalarda özel idarelerinin ve belediyelerin merkezi ısıtma tesisleri kurmasına izin verilmesi ve buna entegre olarak kaplıca maksatlı kullanım için de mevcut yönetmelikler doğrultusunda belediyelere ve özel sektöre verilmesi uygun olacaktır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal merkezi ısıtmada teknik ve ekonomik olabilirliğe etki eden jeotermal saha büyüklüğü, jeotermal akışkanın sıcaklığı, muhtemel jeotermal potansiyel debisi, jeotermal alan ile şehir <span style="letter-spacing: -0.05pt">arasındaki mesafe ve şehir büyüklüğü parametreleri çok iyi incelenerek optimize edilmelidir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de jeotermal bölgesel ısıtma sistemlerinin yaygınlaşmasını teşvik etmek ve yatırımları kolaylaştırmak için il özel idarelerine ve belediyelere ulusal ve/veya uluslararası fınans kuruluşlarından kredi temin edilmesinde yarar vardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Konutların ısıtılmasında kullanılan yüksek sıcaklıktaki jeotermal akışkandan kademeli olarak elektrik üretilmesi (ikili çevrimle), sera ısıtmasında kullanılması ve son kademede kaplıcalarda yararlanılması gerçekleştirilmeli, böylece jeotermal kaynakların kullanım verimi artırılmalı ve uygulamalar daha ekonomik hale getirilmelidir. Örneğin, Simav&#8217;da kuyudan 147°C&#8217;de çıkan jeotermal akışkan önce ikili çevrimli bir santralde elektrik üretiminde kullanılabilir, daha sonra konut ısıtmasında ve takiben sera ısıtmasında, nihayet kaplıcada yararlanılabilir. Halen kullanıldığı gibi 147°C sıcaklık bölgesel ısıtma için oldukça yüksektir ve jeotermal akışkanın enerjisinden yüksek verimle yararlanılmamaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal enerji ile ilgili dünyadaki yeni gelişmelerin yakından izlenmesi, uzmanların bu konudaki bilgi birikiminin geliştirilmesine özen gösterilmesi, deneyim kazanmalarına ve sektörde tutulmalarına olanak tanınması, uluslararası kuruluşlar ile ortak projeler geliştirilmesi, gerekli patent <em><span style="font-family: Arial">(know-how) </span></em>transferleri yapılması da üzerinde önemle durulması gereken konulardır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">3.5   Öncelikli Uygulamalar ile ilgili Eğitim, Öğretim ve Ar-Ge Etkinlikleri</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">MTA Genel Müdürlüğü 962 yılından bu yana jeotermal enerji konusunda Ar-Ge çalışmaları yürütmekte olup, bugün konu üzerinde en çok bilgi birikimi ve deneyimi bulunan kuruluştur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Üniversitelerde de jeotermal enerji ile ilgili Ar-Ge çalışmaları yapılmaktadır. Bu enerjinin araştırılması ve kullanılması ile ilgili olarak Ankara Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi&#8217;nde lisans ve yüksek lisans dersleri verilmekte, master ve doktora eğitimi yapılmaktadır. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde yüksek lisans ve doktora örencilerine verilmekte olan ?Alternatif Enerji Sistemlerinin Tasarımı&#8221; konulu ders kapsamında, özellikle jeotermal ısıtma (jeotermal enerjinin seracılıkta kullanımı) konulan işlenmekte, ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümünde altı yıldan beri &#8220;Jeotermal Enerjiden Yararlanma&#8221; adlı bir ders verilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal akışkanın sebep olduğu kireçlenmeyi azaltmak, sistemdeki ısı kayıplarını en aza indirmek, ileride kurulacak jeotermal kombine sistemlerde elektrik üretimi ve ısıtmayı birlikte gerçekleştirecek en iyi sistem tasarımlarını etüt etmek gibi konularda Ar-Ge yapılması teşvik edilmelidir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">3.6   Konuya İlişkin Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal kaynaklardan sorumlu kuruluşlar ile bu kaynakların kullanıcıları arasındaki hukuksal durumun düzenlenmesine ilişkin mevzuata acilen ihtiyaç vardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">T.B.M.M. ilgili komisyonunda bulunan iki ayrı jeotermal yasa tasarısı ele alınıp düzenlenerek tek yasa teklifi haline getirilmeli ve en kısa zamanda Meclis&#8217;e sevk edilip jeotermal yasası <span style="letter-spacing: -0.05pt">çıkarılmalıdır. Ancak, konunun tüm yeni ve yenilenebilir enerjileri içerecek bir yasa kapsamında </span>işlenmesi de olanaklıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Jeotermal projelerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve üniversite temsilcilerinden kurulacak olan &#8220;Jeotermal Değerlendirme Komisyonumdan geçtikten sonra uygulamaya sokulması sağlanmalı, böylece ekonomik olmayan ve tekniğine uygun olmayan jeotermal projelerin belediyeler tarafından uygulanmasına engel olunarak milli servetin heba olması ve vatandaşın mağdur olmasının önüne geçilmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bugün için jeotermal alanların aranması, rezerv tespiti ve kuyuların açılması MTA tarafından gerçekleştirilmekte, kuyuyu kullanan kuruluşlar (örneğin Sarayköy santralını işleten TEAŞ) <span style="letter-spacing: -0.05pt">kuyuya hiçbir şekilde müdahale edememektedir. Petrol aramalarında ve petrol üretiminde olduğu </span>gibi, yurdumuzda jeotermal alanların aranması ve kuyu açılması özel sektör tarafından yapılabilmeli, gerek jeotermal santrallann gerekse jeotermal ısıtma sistemlerinin işletilmesinde özel sektör kuruluşlarına da imkan verilmelidir. Türkiye&#8217;de mevcut jeotermal merkezi ısıtma sistemlerinin bir ortalamasını alacak olursak, konut başı maliyeti 2000 $ (kısmi araştırma ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">komple montaj dahil) civarındadır ve 6-10 yılda kendini geri ödeyen yatırımlardır. Bunlar altyapı </span>hizmeti getiren, kömür, fuel-oil, elektrik ve döviz tasarrufu sağlayan enerji üretimi ve çevre koruma yatırımlarıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de ısıtmada çoğunlukla linyit kömürünün kullanılması ile çevre kirliliği (cüruf vs. atımı) <span style="letter-spacing: -0.05pt">ve ayrıca merkezi ısıtmanın olmaması nedeni ile de her evde yanan sobanın yaratmış olduğu hava </span>kirliliği tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdadır. Jeotermal kaynakların kullanılması bunu büyük oranda önleyebileceği gibi, milli kaynaklarımız da değerlendirilmiş olacaktır. Tekniğine uygun sistemlerin ömrü en az 30 yıldır. Bu nedenle sağladığı gelir ve faydalara göre yatırım maliyeti <span style="letter-spacing: -0.05pt">çok ucuz olmaktadır. Ayrıca, muhtemel ısı üretim potansiyeli olan 31500 MW<sub>t</sub>?a entegre olarak </span>sınırsız sayıda termalizm uygulamaları için pekçok imkan ortaya çıkmaktadır. Bunun da <span style="letter-spacing: -0.05pt">getireceği net yurtiçi katma değer büyük rakamlara (25 milyar $/yıl) ulaşmaktadır.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">3.7 Sonuç ve Öneriler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Jeotermal enerji hipertermal alanlardan çıkan, içinde mineral ve çeşitli tuzlar içerebilen sıcak su, buhar ve gazlar biçimindeki jeotermal akışkanın enerjisidir. Bazı teknik yöntemlerle yerin </span>derinliklerindeki sıcak kuru kayaların ısısının değerlendirilmesi de jeotermal enerji kapsamında ele alınmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">?       Türkiye&#8217;de yüzey sıcaklığı 40<sup>o</sup>C nin üzerinde olan 140 adet jeotermal saha vardır. Bunlardan 4 tanesi elektrik üretimine uygundur. Bu dört sahada elektrik üretiminin yanı sıra entegre ısıtma uygulamaları da yapılabilir. Geri kalan sahalar ısıtma amaçlı kullanımlarda ve düşük sıcaklıkta ısı </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">enerjisi gerektiren uygulamalarda değerlendirilebilir. Muhtemel jeotermal potansiyelin kullanımının getirebileceği ekonomik kazanım 9 milyar $/yıl&#8217;dır. Bu potansi­yelin değerlendirilebilmesi için, ülkemizdeki jeotermal alanların kullanım imkanlarının belirlenerek entegre tesisler halinde planlanması gereklidir.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Ülkemizdeki tek jeotermal elektrik santralı olan Denizli-Sarayköy Jeotermal Santralı, 1984 yılında kurulmuş olup, 20.4 MW<sub>e</sub> kurulu güçtedir. Aydın-Germencik&#8217;de 100 MW<sub>e</sub> güçte bir jeotermal santralı besleyecek potansiyel vardır. Ayrıca, Aydın-Salavatlı ve Çanakkale-Tuzla&#8217;da elektrik santralında kullanıma uygun jeotermal rezervuar bulunmaktadır. Bunların değerlendirilmesi için çalışmalar başlatılmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Jeotermal enerjinin çevre dostu karakterde kullanılması için, tüm dünyada yasalarla zorunlu hale getirilmiş olan reenjeksiyon (akışkanı yeraltına geri verme) tekniğinin uygulanması, böylece hem rezervuar parametrelerinin korunması hem de jeotermal suyun çevreye zarar vermemesinin sağlanması şarttır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Türkiye?nin muhtemel teorik jeotermal toplam kapasitesi 31500 MW<sub>t</sub> dir ve bunun eşdeğeri de 5 milyon konuttur. Ancak, bu değer muhtemel teorik bir potansiyele işaret eder. Bugün için hedef bir milyon konuttur.  </p>
<p></span><em><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">m </span></em><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Mevcut jeotermal kuyuların yetersiz kaldığı bilinci ile daha fazla araştırma yapılarak jeotermal kuyuların açılmasına hız verilmelidir. MTA&#8217;nın programı kapsamında daha fazla kuyu yapması sağlanmalı, il özel idarelerinin ve belediyelerin finansman sağlayarak yaptırdıkları kuyular için kuyu riski sigortası getirilmelidir. Yerli ve yabancı özel sermaye <span style="letter-spacing: -0.05pt">şirketlerine de jeotermal kaynak arama, kuyu açma ve işletme hakkı tanınmalıdır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Jeotermal enerjide potansiyel geliştirme, yeni kuyular açma gibi işlemlerin yanı sıra, jeotermal kaynakların yüksek verimli ve entegre kullanılmalarına yönelik Ar-Ge çalışmaları artırılmalıdır. Özellikle jeotermal enerjinin elektrik enerjisine dönüşüm verimini artıran (çift buharlaştırmalı sistemler) ve düşük sıcaklıktaki jeotermal akışkandan elektrik üretimine imkan sağlayan yeni teknolojiler (İkili Çevrim Teknolojileri) üzerinde araştırmalar yoğunlaştınlmalıdır. Ayrıca sıcak kuru kaya <em><span style="font-family: Arial">(hot dry rock) </span></em>jeotermal olanaklarının değerlendirilmesi de araştırılmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Jeotermal enerji ile ilgili dünyadaki yeni gelişmelerin yakından izlenmesi, ilgili uzmanların bu konulardaki bilgi birikiminin geliştirilmesine özen gösterilmesi, deneyim kazanmalarına ve sektörde tutulmalarına olanak yaratılması, uluslararası kuruluşlar ile ortak projeler geliştirilmesi, gerekli patent (know-how) transferleri yapılması konulan üzerinde önemle durulmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Türkiye&#8217;de jeotermal enerjinin gelişimini hızlandıracak yasal düzenlemelerin bir an önce yürürlüğe girmesi sağlanmalıdır.  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">?       Jeotermal projeler, ÇED raporu alındıktan sonra, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;ndan <span style="letter-spacing: -0.05pt">izin alınmak suretiyle uygulamaya sokulmalı, sektör standart altına alınarak disipline edilmeli </span>ve kötü projelerin uygulanmasına engel olunmalıdır. Bu konuda &#8220;Enerji Teknolojileri Politikası Çalışma Grubu&#8221; tarafından geliştirilen diğer bir öneri de, jeotermal projelere <span style="letter-spacing: -0.1pt">uygulanma izni verilmesi yetkisinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve </span>üniversite temsilcilerinden oluşturulacak bir &#8220;Jeotermal Değerlendirme Komisyonu&#8221; tarafından yürütülmesidir. </span></p>
<p></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/jeotermal-enerji/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güneş Enerjisi</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/gunes-enerjisi/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/gunes-enerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 21:43:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/gunes-enerjisi/</guid>
		<description><![CDATA[4.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı  
Güneş enerjisi, güneşten gelen ve dünya atmosferinin dışında şiddeti sabit ve 1370 W/m2, yeryüzünde ise 0-1100 W/m2 değerleri arasında olan yenilenebilir bir enerjidir. Bu enerji ısıtmadan soğutmaya dek çeşitli ısıl uygulamalarda ve elektrik üretiminde kontrollü olarak kullanılabilmektedir. Türkiye coğrafi konumu itibarıyla güneş kuşağı içerisinde yer alıp, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi, güneşten gelen ve dünya atmosferinin dışında şiddeti sabit ve 1370 W/m<sup>2</sup>, yeryüzünde ise 0-1100 W/m<sup>2</sup> değerleri arasında olan yenilenebilir bir enerjidir. Bu enerji ısıtmadan soğutmaya dek çeşitli ısıl uygulamalarda ve elektrik üretiminde kontrollü olarak kullanılabilmektedir. Türkiye coğrafi konumu itibarıyla güneş kuşağı içerisinde yer alıp, güneş enerjisi kullanımının uygun olduğu bir ülkedir. Güneş enerjisinin kullanımı ile enerji dış alım artış hızının frenlenmesi, fosil yakıtlardan kaynaklanan çevre kirliliğinin engellenmesi mümkündür. <span id="more-11"></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.2   Türkiye&#8217;de Kaynak Varlığı ve Mevcut Durum</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;nin güneş enerjisi potansiyelinin belirlenmesi konusunda çeşitli kurum ve kişilerce değerlendirme çalışmaları yapılmış olmasına rağmen, bu çalışmalarda kullanılan değerlendirme <span style="letter-spacing: -0.05pt">yöntemleri ve periyotların farklı olması nedeniyle aralarında bir benzerlik bulunmamaktadır. EİE, güneş enerjisi konusunda geliştirilen sistemlerin ülkemiz genelinde uygulanabileceği yerlerin ve </span>elde edilebilecek enerjinin tesbiti için başlattığı potansiyel belirleme çalışmalarını sürdür­mektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Uzun yıllara ait meteorolojik gözlemlerin (heliograf ölçümlerin) ortalaması alınarak bulunan Türkiye&#8217;nin yıllık güneşlenme süresi 2640 h (saat) olup, maksimum değer 362 h ile Temmuz ayında ve minimum değer 98 h ile Aralık ayında gerçekleşmektedir. Güneşlenme süresi <span style="letter-spacing: -0.1pt">yönünden en zengin bölge </span><span style="letter-spacing: 2.4pt">306</span><span style="letter-spacing: -0.1pt"> h ile Güneydoğu Anadolu olup, bunu sırasıyla Akdeniz (2923 h), </span>Ege (2726 h), İç Anadolu <span style="letter-spacing: 1.6pt">(272</span> h), Doğu Anadolu (2693 h), Marmara (2528 h) bölgeleri <span style="letter-spacing: -0.05pt">izlemekte ve en düşük değeri   966 h ile Karadeniz Bölgesi göstermektedir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yine meteorolojik gözlemlere (aktinograf ölçümlerine) göre, Türkiye?de aylara göre günlük ortalama güneş radyasyon intensitesinin maksimum değeri 21.1 MJ/m<sup>2</sup>gün üe Temmuz ayında <span style="letter-spacing: -0.05pt">ve minimum değeri 5.5 MJ/m<sup>2</sup>gün ile Aralık ayında görülmektedir. Türkiye&#8217;nin günlük ortalama </span>güneş radyasyonunun yıllık ortalaması 13.2 MJ/m<sup>2</sup>gün&#8217; dür. Güneydoğu Anadolu Bölgesi için <span style="letter-spacing: -0.1pt">yıllık ortalama güneş radyasyon intensitesi 14.3 MJ/m<sup>2</sup>gün olup, bunu Akdeniz (13.9 MJ/m<sup>2</sup>gün), </span><span style="letter-spacing: -0.05pt">İç Anadolu (13.7 MJ/m<sup>2</sup>gün), Ege (13.6 MJ/m<sup>2</sup>gün), Doğu Anadolu (13.4 MJ/m<sup>2</sup>gün), Marmara </span>(10.9 MJ/m<sup>2</sup>gün) bölgeleri izlemektedir. Yıllık ortalama güneş radyasyonunun en düşük değeri 10.3 MJ/m<sup>2</sup>gün ile Karadeniz bölgesinde bulunmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji üretimi amacına yönelik olarak yürütülen fizibilite çalışmaları sırasında, güneş enerjisi konusunda ülkemizdeki mevcut meteorolojik verilerin yeterli olmadığı tesbit edilmiştir. Bu amaçla EİE, Devlet Meteoroloji İşleri (DMİ) ile işbirliği içerisinde bir proje başlatmıştır. Bu <span style="letter-spacing: -0.05pt">proje kapsamında Antalya, İzmir, Didim, Ankara ve Adana&#8217;ya birer adet bilgisayar destekli güneş </span>enerjisi gözlem istasyonu kurularak veri (saatlik bazda toplam ve difüz güneş enerjisi, güneşlenme süresi ve sıcaklık) toplanmaktadır. Antalya&#8217;daki istasyon, beş yılı doldurması nedeniyle İsparta&#8217;ya taşınmıştır. DMİ ise benzer istasyonları Ankara, Antalya, Konya, Şanlıurfa ve Samsun&#8217;a tesis ederek veri toplamaktadır. Ancak bu tür istasyonların sayısının artırılması gerekmektedir. EİE ve DMİ tarafından toplanacak enerji amaçlı verilerin ışığı altında ülkemizin güneş enerjisi potansiyeli daha sağlıklı bir şekilde belirlenebilecektir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Halen ülkemizde kurulu olan kollektör miktarı yapılan son tahminlere göre 2.5-3 milyon m civarındadır. Çoğu Akdeniz ve Ege Bölgelerinde kullanılmakta olan bu sistemlerden yılda 120 bin TEP (ton eşdeğer petrol) ısı enerjisi üretilmektedir. Sektörde 100&#8242;den fazla üreticinin bulunduğu ve 2000 kişinin istihdam <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">edildiği tahmin edilmektedir. Yıllık üretim hacmi 400-500 bin m olup bu üretimin bir miktarı ihraç edilmektedir. Bu haliyle ülkemiz dünyada kayda değer bir kollektör üreticisi durumundadır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.3 Dünya Teknolojisinde Ulaşılan Düzey</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisinin kullanım alanları özel amaçlara göre değişebilmektedir. Bu enerjinin kullanımındaki temel amaç, ekonomik rekabet koşullarında olabildiğince fosil yakıtların yerini almasıdır. Güneş enerjisi;  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        <span style="letter-spacing: -0.05pt">konutlarda ve iş yerlerinde,</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        <span style="letter-spacing: -0.05pt">kırsal yörelerde ve tarımsal teknolojide,</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        <span style="letter-spacing: -0.25pt">sanayide,</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        <span style="letter-spacing: -0.05pt">ulaşım araçlarında,</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        <span style="letter-spacing: -0.05pt">iletişim araçlarında (radyo, TV, telefon), sinyalizasyon ve otomasyonda,</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        elektrik enerjisi üretiminde  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">enerji isteminin bir kısmının karşılanmasında ve  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?    <span style="letter-spacing: -0.05pt">askeri alanda özel amaçlarla kullanılabilir.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.3.1  </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş Enerjisinin Toplanması ve Depolanması  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisinin kullanılabilmesi için öncelikle toplanması gerekir. Bu toplama işlemi ısıl (güneş ısıl kollektörler) ve elektriksel (fotovoltaikler) olmak üzere iki değişik yolla yapılmaktadır. Basitlik ve ucuzluk gibi nedenlerden ısıl toplama yöntemi yeğlenmektedir. Isıl özelliğinden yararlanarak güneş radyasyonunu toplamada kullanılan ısıl güneş kollektörlerinin; düz yüzeyli ve yoğunlaştırmasız güneş kollektörleri, odaklayıcı ve yoğunlaştırmalı güneş kollektörleri, güneş havuzları olmak üzere üç tipi vardır. Güneş enerjisini elektriksel olarak <span style="letter-spacing: -0.05pt">toplayan fotovoltaikler ise ışık özelliğinden yararlanmakta ve ışık enerjisinin fotonlannı fotoelek-</span>triksel olay gereğince elektrik enerjisine dönüştürmektedirler.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">En yaygın biçimde düz yüzeyli ısıl güneş kollektörleri kullanılır. Bunlar doğrudan gelen direkt güneş radyasyonunun yanında kırılma ve yansımalarla dağılmış diffuz güneş radyasyonunu da değerlendirirler. Düz yüzeyli kollektörler 100<sup>o</sup>C&#8217;u aşmayan uygulamalarda kullanılır. Güneşi <span style="letter-spacing: -0.05pt">izlemesi gerekmeyen, güneye yönelik ve güneş radyasyonu üzerine dik çarpacak biçimde eğimli </span>yerleştirilen bu kollektörlerin mevsimlik ayarlanması gerekir. Güneşli su ısıtıcılarda görülen kollektörler bu tiptir. Böyle bir kollektör absorbe edici (soğurucu) plaka, sırt ısı izolasyonu, üst saydam (cam veya plastik) örtü ve dış kasadan oluşmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Güneş radyasyonu, absorbe edici plaka tarafından tutularak su veya hava gibi bir akışkana transfer edilir. Isıtılacak akışkanın cinsine göre absorbe edici plakada boru veya özel kanallar bulunur. Isıl geçirgenliği ve özgül ısısı yüksek olması gereken absorbe ediciler, plakalı ısı eşanjörleri (reküperatörler) gibidir. Güneş radyasyonu çarpan yüzeyleri, yüksek absorptiviteli <span style="letter-spacing: -0.05pt">olabilmesi için mat siyaha boyanır ya da daha iyisi özel bir işlemden geçirilerek radyasyon seçici </span>bir tabaka ile kaplanır. Absorbe edicinin ön tarafında tek ya da çift saydam örtü, arka tarafında sırt ısı izolasyonu bulunur. <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Burada tanıtılan klasik yapılı düz yüzeyli kollektörlerin verimleri çalışma sıcaklık farkına bağlıdır. Geliştirilmiş düz yüzeyli kollektörler ise ısı borusu (heat pipe) kullanılarak oluşturulmaktadır. Isı borusu, yapıldığı malzemenin ısıl geçirgenliğine ve sıcaklık <span style="letter-spacing: -0.05pt">farkına bağlı olmaksızın yüksek ısı kapasiteli ve ısıyı tek yönde geçiren bir elemandır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yüksek sıcaklık uygulamalarında odaklı ve yoğunlaştırmalı güneş kollektörleri kullanılır. <span style="letter-spacing: -0.05pt">İçbükey aynaya benzeyen bu kollektörler deği<sup>o</sup>ik parabolik biçimlerde yapılır ve yalnızca direkt güneş radyasyonunu değerlendirirler. 100-200°C sıcaklıklı uygulamalarda, mevsimlik ayarlanma </span>isteyen, güneşi izlemesiz, uzunlamasına silindirik odaklı kollektörler kullanılır. Bu tür <span style="letter-spacing: -0.05pt">kollektörlerin 200<sup>o</sup>C&#8217;u aşan uygulamalarda kullanılanlarının gün boyu güneşi izleyecek biçimde </span>hareketli olmaları gerekir. Çanak tipi odaklı kollektörler ise her sıcaklık kademesinde güneşi izlemek zorundadır. Çanak tipi kollektörlerle 3000<sup>o</sup>C&#8217;u aşan sıcaklıklar elde olunmaktadır. Söz konusu odaklı kollektörlerden farklı bir yapıya sahip yüksek sıcaklıklı, güneşi izlemesiz kollektörlerin bir çeşidi vakum borulu <em><span style="font-family: Arial">(evacuated tube) </span></em>kollektörlerdir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Geniş yüzeyli kollektörler denilen güneş havuzları 100<sup>o</sup>C altındaki sıcaklıklarda büyük miktarlarda ısı toplanmasında kullanılır. En tanınmışları tuz gradyenli konvektif olmayan güneş havuzlandır. Bir su havuzu biçiminde olan bu havuzlarda birbirleri ile karışmayan üç tabaka yer <span style="letter-spacing: -0.05pt">alır. Havuzun tabanında çok tuzlu, orta kesiminde tuzlu ve üstünde tatlı su bulunur. Havuz tabanı </span>ısı absorbe edecek yapıdadır. Bu ısı bir eşanjörle çekilerek kullanılır. 150 kW güçlü ve 0.74 ha alanlı böyle bir güneş havuzu İsrail Ein Borek&#8217;de termik elektrik üretimi amacıyla kullanılmak­tadır. Bu tür güneş havuzlarının dışında bir de sığ güneş havuzları vardır. Bunlar birkaç cm <span style="letter-spacing: -0.05pt">kalınlıkta su dolu plastik döşek olarak ve 50-200 m<sup>2</sup>&#8216;lik modüller biçiminde kurulmaktadırlar.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisinin depolanması, bir değişim ya da çevrimle elde olunan ikincil enerjinin depolanması biçiminde gerçekleşmektedir. Depolama işlemleri ısıl, mekaniksel, kimyasal ve elektriksel yöntemlerle yapılır. Isıl depolamada, özgül ısı kapasitesi yüksek ve kolay bulunur <span style="letter-spacing: -0.05pt">ucuz materyaller kullanılır. Su, yağ, çakıl taşı yatakları bunlar arasındadır. Isıl depolama için gizli </span>ısı kapasitesiteli, parafın gibi faz değişim materyallerinden de yararlanılır. Mekaniksel depola­mada güneşle çalıştırılan bir pompa ya da kompresör tarafından basılan yüksek basınçlı akışkan uygun bir ortamda toplanır. Kimyasal depolamada hidrat tuzlardan yararlanılır. Elektriksel depolama bataryalarla yapılır. Bu amaçla kurşun-asitli akümülatörler, nikel-kadmiyum tipi kuru bataryalar ve sodyum-sülfür bataryaları kullanılır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.3.2  Güneş Enerjisi Teknolojisinin Uygulamaları</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Güneş enerjisinin kontrollü uygulamaları; kullanım suyu ısıtma, yüzme havuzu ısıtma, kaynatma ve pişirme, bitkisel ürünlerin kurutulması, su distilasyonu, aktif olarak yapılarda hacim ısıtma ve serinletme (iklimlendirme), soğutma, pasif ısıtma ve serinletme, toplam enerji sistemleri ile ısı ve </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">elektriği birlikte üretme, sulama suyu pompajı, endüstriyel işlem ısısı üretme, elektrik üretme, fotokimyasal ve fotosentetik çevrimler gerçekleştirme biçiminde sıralanabilir. Her uygulamanın <span style="letter-spacing: -0.05pt">özelliğine göre kullanılan kollektörler değişik olmaktadır. Bazı uygulamalarda enerji depolamaya gerek duyulurken, bazı uygulamalarda kesintili veya alternatif üretim koşullan yeterli görülerek, </span>depolamaya gereksinim duyulmamaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Güneş enerjisi teknolojileri, ısıl sistemler ve elektriksel sistemler olarak da sınıflandırılabilir. Isıl sistemlerin düşük ve yüksek sıcaklık uygulamaları vardır. Düşük sıcaklık ısıl sistemler grubunda, </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">hem direkt hem difüz güneş ışınımını kullanarak, düşük sıcaklıkta ısı enerjisi üreten üniteler yer alır. Bu grubun en temel uygulaması düzlemsel güneş kollektörleridir. Düzlemsel güneş kollektörleri evler, <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">yüzme havuzları ve sanayi tesisleri için sıcak su sağlar. Ayrıca, evlerin ve ticari binaların ısıtılmasında kullanılabilir. Bu konudaki Ar-Ge çalışmaları sürmekle birlikte, tamamen ticari ortama girmiş durumdadırlar. Yüksek sıcaklık ısıl sistemler odaklı kollektör uygulamaları olup, pişirmeden güneş termik santrallarına ve güneş fırınlarına dek çeşitli uygulamaları kapsar.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.3pt">4.3.2.1  Güneşli Su Isıtıcılar</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneşli sıcak su (GSS) sistemi güneş kollektörü, depo tankı, bağlantı elemanları ve yardımcı donanımdan oluşur. Bu tür servis sistemleri değişik tiplerde olabilir. Suya ısı transferinin ve sıcak su akımının zorlanmış konveksiyonla veya doğal konveksiyonla sağlanmasına göre <span style="letter-spacing: -0.05pt">pompalı veya termosifon akımlı sistemler ayırt edilir. Pompalı sistemlerde çift tank kullanılabilir. </span>Her iki sistemin direkt ve indirekt tipleri vardır. Düz yüzeyli kollektör depo tankına direkt bağlı ve güneş enerjisini toplama ile depolama için aynı akışkan kullanılıyorsa, bu sisteme direkt sistem denilmektedir. Bununla beraber soğuk iklimlerde olduğu gibi, donmayan ısı transfer akışkanı ile toplama ve depolama arasında sıvıdan-suya ısı eşanjörü kullanılıyorsa, sistem indirekt sistem olmaktadır. Ülkemiz piyasasında direkt sisteme açık sistem, indirekt sisteme kapalı sistem adı verilmiştir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde güneşli sıcak su ısıtıcılar ile ilgili olarak, Nisan 1994 tarihli ve TS 3680 numaralı &#8220;Güneş Enerjisi Toplayıcıları-Düz&#8221; adlı standart ile Aralık 1994 tarihli ve TS 3817 numaralı &#8220;Güneş Enerjisi-Su Isıtma Sistemlerinin Yapım Tesisi ve İşletme Kuralları&#8221; adlı iki temel standart bulunmakta olup, her ikisi de uyulması zorunlu olmayan biçimde yürürlüktedir. Bu sistemlerde kullanılacak hortum bağlantıları için ayrı bir standart düzenlenmiştir. TS 3680 numaralı standart düz yüzeyli güneş enerjisi kollektörlerinin tanımına, sınıflandırılmasına ve özelliklerine, numune alma, muayene ve deneyleri ile piyasaya sunum biçimine ilişkindir. TS 3817 numaralı standart ise, güneş enerjili su ısıtma sistemlerinin projelendirilmesinde, uygulanmasında ve işletilmesinde uyulması gereken kurallara aittir. Tesisatla ilgili çeşitli standartlara atıf yapan hükümler içermektedir. Ancak, temel standartlar tüm teknolojik yenilik­lere açık olmadıkları gibi, sistemi bütünsellik içinde ele almamakta ve istemi karşılamada yetersiz kalmaktadırlar. Nitekim, yerli imalatçılarımız son bir-iki yıl içinde yurt dışına kollektör dışsatımını geliştirmiş olmalarına karşın, yabancı müşterilerin istemlerini standart dışı üretimle karşılamaktadırlar.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Isı taşınımının doğal konveksiyonla gerçekleştiği termosifon sistemi ile ısı taşınımının zorlanmış </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">konveksiyonla gerçekleştiği pompalı sistemin kendine özgü sistem özellikleri bulunmaktadır. Doğal konveksiyonlu sistemlerin verimleri %50 ve daha çok olabilirse de, zorlanmış konveksiyonlu sistemlerden %10 kadar daha azdır. Örneğin ortalama verimi %65 olan bir pompalı sistem, kollektörü ve deposu aynı kalmak üzere termosifon sistemine dönüştürül­<span style="letter-spacing: -0.05pt">düğünde verimi %55 düzeylerine inmektedir. Çift depo tanklı sistemler, sıcak su servis ünitesi ile </span>güneşli aktif yapı ısıtma ünitesinin bütünleşik olduğu sistemler, yüzme havuzu ısıtma sistemleri gibi özel sistemler de söz konusudur.  </p>
<p></span><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Kollektörler</span></u></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Su ısıtıcı kollektör, temelde akışkanın geçeceği kanalları içeren absorbe edici, üst cam örtü, sırt izolasyonu ve dış kasadan oluşmaktadır. Radyasyonu soğuran ve ısıyı akışkana transfer eden absorbe edici alüminyum, bakır, paslanmaz çelik ve özel plastik gibi kondüktivitesi yüksek bir malzemeden yapılmaktadır. Absorbe edicinin mat siyaha boyanması veya absopsiyonun maksi-mizasyonu ile emisyonun minimizasyonu, böylece radyasyon ısı kaybının engellenmesi için selektif yüzeyle kaplanması gerekir. Absorbe edicinin arka kısmından olacak kondüksiyon ısı <span style="letter-spacing: -0.05pt">kayıplarını engellemek için sırt izolasyonu yapılmaktadır. Ön yüzünden serbest hava akımları ile </span>olabilecek <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">konveksiyon kayıplarını engellemek, kısa dalgalı radyasyona karşı saydam, uzun <span style="letter-spacing: -0.05pt">dalgalı radyasyona karşı opak biçimde sera etkisi oluşturmak, siyah ön yüzeyi yağmur ve toz gibi </span>dış etkenlerden korumak için demirsiz (demir-oksit içermeyen) temperlenmiş cam örtü kullanıl­<span style="letter-spacing: -0.05pt">maktadır. Bileşenlerin tümü, çoğunlukla alüminyum kasa içinde yer alır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Absorbe edicinin etkili çalışması, üzerine düşecek güneş radyasyonunun ısıl dalga boylarını soğurabilmesi için güneşe açık yüzünün kara cisim biçiminde kaplanması gerekir. Bu amaçla, yüzeyin absoptivitesi (a<sub>p</sub>) artırılırken, emissivitesi (e<sub>p</sub>) artırılmamalıdır. Oysa, mat siyah boya <span style="letter-spacing: -0.15pt">gibi yalın kaplamalarda a<sub>p</sub>@e<sub>p</sub> olması, kollektör verimini olumsuz etkilemektedir. İyi bir absorbe </span>edici yüzeyde e<sub>p</sub><< a<sub>p</sub> olması istenir. Adsorptif kaplamalar a<sub>p</sub> / e<sub>p</sub> oranına göre üçe <span style="letter-spacing: -0.05pt">ayrılmaktadırlar. Buna göre a<sub>p</sub> / e<sub>p</sub> > 4.5 olan yüzeyler selektif (seçici) olup, en iyi sonucu vermektedirler. Bunlarda a<sub>p</sub> > 0.90 ve e<sub>p</sub> < 0.20 dir. a<sub>p</sub> / e<sub>p</sub> = 1.8-4.5 arasında olan yüzeyler yan </span><span style="letter-spacing: -0.1pt">selektif ve a<sub>p</sub> / e<sub>p</sub> = 1-1.8 arasında olanlar da selektif olmayan yüzeylerdir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Günümüzde selektif yüzey oluşturmak için ticari amaçla iki çeşit kaplama kullanılmakta olup, bunlar poroz alüminyum yüzey üzerinde siyah nikel ve bakır üzerinde nikel-siyah krom <span style="letter-spacing: -0.05pt">kaplamalardır. Siyah nikel kaplama ilk kez Prof. Tabor tarafından 40 yıl önce gerçekleştirilmiştir. </span>Krom kaplamaya gelince, ilk önce Almanya&#8217;da gerçekleştirilen bu işlemin yüzyılı aşkın bir geçmişi vardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Alüminyum üzerinde siyah nikel kaplama iki aşamada yapılmaktadır. Önce, alüminyumun anodik oksitlenmesi ile poroz yapı oluşturulmaktadır. Poroz yapı fosforik asit kullanılarak elde olunur. İkinci aşamada borik asit ile desteklenen nikel tuzu banyosunda renklendirme (kaplama) yapılır. Renklendirme için nikel sülfat ve nikel asetat tuzlan kullanılır. Renklendirmede banyo pH derecesi, sıcaklığı, kullanılan akım yoğunluğu, işlem süresi ve elde olunan kaplamanın kalınlığı yüzeyin özelliklerini etkilemektedir. Alüminyum üzerinde siyah nikel kaplı selektif yüzeyler için a = 0.91- 0.93 ve e = 0.09 &#8211; 0.18 arasında bulunmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Ticari olarak üretilen siyah krom yüzeyler, İsviçre ve Amerikan firmalarınca uygulanmakta, hazır </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">kaplanmış plakalar piyasaya sürülmektedir. Siyah krom kaplamalann korozyona karşı direncini artırmak için bakır malzeme üzerinde nikel ara katman kullanılmaktadır. Nikel kaplamanın kalınlığı 10-20 mm arasındadır. Ticari amaçla üretilen siyah krom yüzeyler metalik krom ile <span style="letter-spacing: -0.05pt">dielektrik Cr<sub>2</sub>O<sub>3</sub>&#8216;in karmaşık bileşimidir. Siyah krom tabakanın metale bitişik yüzeyinde metalik krom yoğunluğu, atmosfere açık yüzünde ise krom oksit yoğunluğu fazladır. Siyah krom kaplama </span>için elektrokimyasal yöntemin dışında yöntemler de geliştirilmiştir. Siyah krom yüzeylerin <span style="letter-spacing: -0.05pt">dayanıklılığı yüksektir. Bu yüzeylerde a = 0.93-0.95 ve e = 0.09-0.16 arasındadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Son yıllarda Amerikan ve Alman firmaları tarafından seçici boyalar da piyasaya çıkarılmıştır. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Seçici boyalar organik bir çözücü ile karıştırılarak ve/veya inorganik pigmentler katılarak sprey tabanca ya da coil-coating yöntemi ile uygulanmaktadır. Bu boyalar için fırın sıcaklığı 300 oC </span>dolaylarındadır. Kaplamada 2 g/m<sup>2</sup> boya yeterli olup, 100 m<sup>2</sup> lik alana harcanacak boyanın <span style="letter-spacing: -0.05pt">maliyetinin 13-15 USD düzeylerinde bulunması, kullanımlarını çekici duruma getirmiştir. Seçici </span>boyaların karakteristik değerlerine gelince a = 0.90-0.92 ve e = 0.18-0.25 düzeylerindedir. Seçici boyalardan başka, kağıt gibi yapıştınlabilir seçici folyolar da piyasaya çıkarılmıştır. Bu folyolar için a=0.94 ve e=0.13 gibi oldukça iyi düzeylerde bulunmaktadır.  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><strong><u><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.1pt">Depolar</span></u></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"> </span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneşli sıcak su sistemlerinin diğer ana yapı elemanı depolardır. Depo su yardımıyla ısının depolandığı ünitedir. En iyi güneş kollektörü bile, uygun olmayan bir depo ile kullanılacak olursa, güneşli sıcak su servis sisteminin toplam verimi çok düşebileceğinden, depolar, üzerinde önemle durulması gereken elemanlardır. Güneş enerjili sistemlerde kullanılması gereken depolara ilişkin bir Türk Standardı bulunmamakla birlikte, temel yapılarının basınçlı kapların genel özelliklerine uygun olması, su ile temas eden iç kısımlarının diğer su ısıtıcılar için hazırlanmış standartlara benzer özellikler taşıması gerekmektedir. Boyler kazanları da depolar için örnek oluşturmaktadır. Depoların büyüklükleri sıcak su gereksinimine ve depolanmak istenilen ısı enerjisine göre belirlenir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde galvanize sac depoların yaygın olmasına karşın, depo malzemeleri daha çok paslanmaz çelik ve güçlendirilmiş fiber glass&#8217;dır. Çelik depoların korozyona karşı korunmaları gerekir. Korozyona dayanıklı olması nedeni ile içi bakır olan depolar yapılmaktadır. Ayrıca, güçlendirilmiş beton depolar büyük sistemler için söz konusu ise de, kullanımları oldukça sınırlıdır. Korozyona karşı korunmuş paslanmaz çelik depolar, uzun ömürlü olmalarından ötürü daha çok yeğlenmektedir. Burada iki tip korozyon olup, bunlar elektrokimyasal korozyon ve galvanik korozyondur. Ayrıca, tankın oksidasyonu da söz konusudur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Elektrokimyasal korozyona sıvının pH derecesi ve suda daima bulunan hidrojene göre metal <span style="letter-spacing: -0.05pt">elektrik potansiyeli önderlik etmektedir. Elektrokimyasal korozyondan korunmak için anodik ve </span>katodik koruma yöntemleri olup, katodik koruma iyi sonuç vermektedir. Dışsal elektriksel güç gerektirmeyen bu yöntemde deponun içine magnezyum, alüminyum veya çinko bir elektrod yerleştirilmekte, aşınınca değiştirilmektedir. Elektrokimyasal korozyondan korumak amacıyla tankın içine epoksi, cam, emaye gibi bir kaplama da yapılır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Galvanik korozyon ise, benzer olmayan metallerin bir elektrolit içinde birbirleri ile elektriksel kontakt kurmalarından oluşur. Bakır bağlantı elemanları ile demir-bakır kontaktı, ya da aluminyum-bakır ve aluminyum-demir kontaktları bu korozyona neden olur. Önlenmesi için benzer olmayan metallerin birbirinden elektriksel izolasyonu gerekir. Depo tankları oksitlenme ile de zarar görmektedir. Oksitlenme suda erimiş oksijenden kaynaklanır. Suya kimyasal katkı <span style="letter-spacing: -0.05pt">eklemekle bunu önlemek olanaklı ise de, yabancı madde istenmediğinden, tankın içi epoksi ya da </span>benzer bir malzeme ile kaplanarak oksitlenme önlenmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Genelde depolar iç içe geçmiş iki silindir biçiminde olup, iki silindirin arasında ısı izolasyonu yer </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">alır. Ülkemizde bu amaçla cam yününün kullanılmasına karşın, dünya piyasasında poliüretan ile izole edilmiş depolar kullanılmaktadır. Ayrıca, termos yapısına benzer biçimde, iç silindirin <span style="letter-spacing: -0.05pt">çevresi hava boşluğu içeren bir ceketle kaplanmaktadır. Kapalı, indirekt sistemlerde kullanılacak </span>depoların iç silindirlerindeki ısı transfer akışkanının depolanacağı ceket bundan ayrıdır. Ancak, ceket tipi ısı eşanjörü yerine, enerji ekonomisi açısından depo içine yerleştirilmiş eşanjör yeğlenmekte ve dış piyasada özellikle istenmektedir. İndirekt sistemlerde kollektörden gelen ısı transfer akışkanına ait eşanjör deponun altına konulurken, yardımcı elektrikli ısıtıcı elektrik tüketimini azaltmak için üst tarafa yerleştirilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Güneşli su ısıtıcılarla ilgili teknoloji bütünüyle olgunlaşmış ve tüm gelişimlerini tamamlamış <span style="letter-spacing: -0.05pt">durumdadır. Bununla beraber, selektif yüzey kaplama konusu gelişmelere açıktır. Ayrıca, plastik türevi etkili izolasyon üzerinde de durulmaktadır. Klasik kollektörlerin yanı sıra vakum borulu ve </span>ısı borulu kollektörler de yapılmakta olup, bu tip kollektörler üzerinde teknoloji geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmaları sürdürülmektedir. Vakum borulu kollektörlerin yapımında, cam ve metalik boru kesişme yerlerinde oluşan gerilmeler ve sızdırmazlık ile ilgili sorunlar vardır. Ayrıca, büyük kollektör hacimleri <span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">içerisinde kalacak gazların göstereceği basınç değişmeleri, sabit sıcaklıklarda değişime neden olabilmektedir.  </p>
<p></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.15pt">4.3.2.2 Güneş Yapıları</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş yapılan (solar building) güneş mimarisinin konusunu oluşturmaktadır. Güneş mimarisi, binaların, güneş enerjisinden faydalanılarak, tamamen doğal yollarla, kışın ısıtılması, yazın <span style="letter-spacing: -0.05pt">serinletilmesi ve iç mekanlarının aydınlatılmasını sağlayacak şekilde dizayn edilmeleridir. Güneş </span>evleri aktif ve pasif sisteme dayalı biçimde yapılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Aktif sistemde düz yüzeyli kollektörle toplanan ısı enerjisi bir sıvı akışkan tarafından pompalı sirkülasyonla alınmakta, eşanjörle sıcak su kazanına ve istenirse bir sorpsiyonlu klima cihazının <span style="letter-spacing: -0.05pt">ısıl jeneratörüne aktarılmaktadır. Sistemde pompalar, fanlar, kontrol vanaları, termostat ve diğer </span>otomasyon aygıtları ile ısı deposu yer almaktadır. Aktif sistemli güneş evlerinin güneşli ısı pompası kullanılan tipleri de vardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Pasif güneş mimarisinde, bina kabuğunda yapılan değişikliklerle ısıtma gerçekleştirilir. Bu tür sistemlerde çeşitli mimari özelliklerden ve inşaat bileşenlerinden yararlanarak hacim ısıtması yapılır. Binanın güney duvarı bir beton-taş kollektör biçiminde yapılarak toplanan ısı enerjisi <span style="letter-spacing: -0.05pt">doğal hava sirkülasyonu ile yapı içerisine yollanır. Bu duvar aynı zamanda ısı deposu olmaktadır. </span>Güneydeki duvarın kollektör olarak yapılması yerine, duvar üzerine hava ısıtıcı kollektör yerleştiren düzenlemeler de bulunmaktadır. Pasif sistemlerde kollektör-yapı içi arasındaki hava akımı doğal sirkülasyonla sağlanabileceği gibi basit fan da kullanılabilir. Pasif sistemle serinletme için çatı tipi evaporatif havuzlardan yararlanılır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Bütün bu teknikler mimarlarca ticari olarak uygulanmakta ve genellikle enerji tasarrufu çalışması </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">olarak göz önüne alınmaktadır. Aktif sistemin pahalı oluşuna karşın, pasif sistem ucuz ve kolay <span style="letter-spacing: -0.1pt">uygulanabilir karakterdedir. Güneş evlerinin çatılarına fotovoltaik paneller de yerleştirilmektedir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bu tür sistemler, binaların, ısıtma, soğutma ve aydınlatma ihtiyaçlarının tamamını güneşten sağlayamamalanna karşın, ısıtma amacıyla, binaların yıllık enerji ihtiyaçlarının %50&#8242;den fazlasını karşılayabilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;nin yıllık enerji tüketiminin %35-40&#8242;nın konfor ısıtması amacına hizmet ettiği dikkate alınırsa, bu sistemlerin, sadece ısıtma bazında sağlayabileceği enerji tasarruf oranı gözardı edilemeyecek kadar yüksektir. Ayrıca, pasif sistemlerin, soğutma ve aydınlatma konularında sağlayabilecekleri tasarruf oranlan da hesaba katılırsa, bir binanın toplam enerji tüketiminde yapılabilecek tasarruf daha da artacaktır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizin, güneş kuşağında bulunmasına karşın, pasif güneş sistemleri konusunda, bu kuşağın dışında kalan ülkeler kadar ilerleme kaydedememesi büyük bir eksikliktir. Bugüne kadar, bu konudaki çalışmalar, birkaç kurum bünyesinde yapılmış olan bilimsel araştırmadan öteye geçmemiştir. Bunlardan bazıları, ısıtma amacıyla dizayn edilmiş olan İzmir Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü Binası, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa ettirilmiş olan Güneş Evi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Gümüşsüyü Kampüsü&#8217;nde bulunan Güneş Evi&#8217;dir. İTÜ Makine Fakültesi&#8217;nde bulunan Güneş Evi&#8217;nde halen, DPT ve İTÜ Araştırma Fonu destekli iki ayrı proje yürütülmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de en son inşa edilen Erciyes Güneş Evi, 144 m iç kullanım alanına sahip olup, çatı kısmında bulunan hava kollektörlerinden elde edilen sıcak hava ile ısıtılan aktif tip güneş evidir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Erciye Güneş Evi 1996 yılında tamamlanmış olup, bina geçmiş iki yıl itibariyle %80-85 oranında </span><span style="letter-spacing: -0.1pt">güneş enerjisi ile ısıtılmıştır. Ayrıca, bu binadaki 3Om &#8216;lik bir birim deneysel amaçlı olarak güneş </span>enerjisi ile sıvı kollektörler kullanarak döşemeden ısıtılmaktadır. Erciyes Üniversitesi &#8220;Enerji Dönüşümleri Araştırma ve Uygulama Merkezi&#8221; bünyesinde laboratuvar ve ofis olarak kullanılmaktadır. Halen DPT ve Erciyes Üniversitesi Araştırma Fonu destekli iki proje yürütülmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Özellikle Avrupa ve ABD&#8217;de, birçok üniversite ve araştırma kuruluşlarında sürdürülmekte olan bilimsel çalışmalar yanında, ticari anlamda uygulamaya geçildiği ve bu konuda uzmanlaşmış birçok ticari kuruluşun pasif güneş sistemleri kurmakta olduğu görülmektedir. Bunlara örnek <span style="letter-spacing: -0.05pt">olarak, Almanya?da DOMUS, ve ABD?de ise &#8220;Enertia Building Systems&#8221; gösterilebilir. ABD?de </span>bugüne kadar 17,000 binanın pasif sistem olarak dizayn edildiği belirtilmektedir. Ayrıca, bu ülkelerde pasif sistemlerin özendirilmesi ve yaygınlaştırılması amacına yönelik olarak devlet <span style="letter-spacing: -0.05pt">politikaları geliştirilmiştir. Örneğin, ABD Enerji Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan &#8220;Federal </span>Energy Management Program (FEMP)&#8221; çerçevesinde bu sistemlerin yaygınlaştırılması amacıyla bir dizi çalışmalar yapılmaktadır. Buna ek olarak, ABD&#8217;de bir adım daha atılarak, pasif sitemler konusunda bilimsel çalışmalar ve ticari uygulamalar yapan kurum ve kuruluşların aynı çatı altında toplanıp, birbirleri ile daha kolay iletişim sağlamaları ve organize bir şekilde çalışmalar yaparak, ortak projeler geliştirmeleri amacıyla, &#8220;Pasif Güneş Endüstrileri Konseyi&#8221; (Passive Solar Industries Council : PSIC) kurulmuştur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Güneş Mimarisinin temel özellikleri şöyle açıklanabilir:</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        Güneş Mimarisi, enerji ihtiyaçları için doğrudan &#8220;Güneş Radyasyonunu&#8221; ya da &#8220;Güneş enerjisi türevlerini&#8221; kullanır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        Bu mimari tarz, iklim verilerini esas alır ve radyasyonla birlikte sıcaklık, rüzgar, nem gibi faktörleri tasarımın önemli kriterleri olarak değerlendirir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        Güneş Mimarisi, &#8220;pasif ve aktif güneş sistemlerinden, ayrı ya da bir arada yararlanır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">-    Sistemin aktif hale dönüştürülmesi ile gelişmiş &#8220;Güneş teknolojilerinden&#8221; en iyi biçimde yararlanır. Güneş pilleri ve Güneş kollektörlerini, mimari bir eleman olarak değerlendirir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Doğal ısıtma ve soğutma sistemlerini kullanarak, binaların gereksiz ve aşın ticari enerji tüketimlerini önler.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Çevre değerlerini, mimarinin öğeleri olarak ele alır ve biçimlerini bu değerlerle birlikte oluşturur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Çevreye verilen zararları en aza indirir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Yapay ve sağlığa zararlı malzemeler yerine zararsız, yerel ve doğal malzemeler kullanır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Ekolojik döngüleri ve değerleri dikkate alarak planlama ve tasarım uygular.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Ekonomiktir. Doğal malzemeleri ve doğal enerjileri kullandığı için pahalı olmayan bir sistemdir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.2pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">4.3.2.3 Diğer Isıl Sistemler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"> </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi tarımsal ve endüstriyel ürünlerin kurutulması, acı ve tuzlu suların damıtılması, <span style="letter-spacing: -0.05pt">yemek pişirme ve endüstriyel pişirme, güneş motorları, yüksek sıcaklık uygulaması olarak metal </span>ergitme (güneş fırınlan) alanlarında da kullanılabilmektedir.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisinin tanm alanındaki en önemli uygulamalan, ürün kurutma ve seralardır. Kabinet tipinde ya da zorlanmış hava akımlı depolu biçimde yapılan tarımsal kurutucularda düz yüzeyli kollektörler kullanılır. Güneş imbikleri de denilen, deniz suyundan ya da acı sulardan tatlı su ve tuz minerali üreten güneşli distilasyon üniteleri yine düz yüzeyli kollektörlü düşük sıcaklık uygulamalarıdır. Güneşle ısıtılan seralar ise pasif yapıda olabileceği gibi, hava hareketini sağlayan aktif bileşenler de içerebilir. Dünyada kırsal yörelerde sınırlı bir biçimde kullanıl­maktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Güneşli kaynatıcılar ve yemek pişiriciler, güneşli sterilizörler ise genelde odaklı kollektörlü olup, </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">güneş ışınlannın yoğunlaştırılmasıyla elde olunan yüksek sıcaklıklı ısıyı kullanırlar. Bu kollektörler çoğu kez çanak biçimindedir. Ancak, pişiricilerin düz yansıtıcılı plakalarla donatılmış ısı kutusu tipleri de vardır. Çift camlı, kutu tipli ocaklar güneşli saatlerde yemek pişirilmesini sağlayabilirler. Hindistan, Çin gibi bazı ülkelerde yemek pişirmek için güneş enerjisi yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu sistemler kömür ve odun tüketimimi azaltsa da elektrik ve doğal gazın yerine geçemezler.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi ile mekanik enerji üretmek için, sıcak hava motorlanndan (Stirling ve Ericsson çevrimli) ve güneş buhar güç sistemlerinden (Rankine ve Brayton çevrimli) yararlanılmaktadır. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Bu motorlar ve türbinlerle sulama pompaları başta olmak üzere çeşitli iş makineleri çalıştırılabil-</span>mektedir. Güneşli su pompalan, güneşli sıcak hava motorlanyla (Stirling motorlan), özel buharlı güç çevrimine dayalı güneş kuvvet makineleriyle çalıştırılmaktadır. Stirling motorlu tesislerde çanak tipi odaklı kollektörler kullanılırken, buharlı güç çevrimine dayalı olanlarda klasik düz yüzeyli, vakum borulu, ısı borulu ve uzunlamasına silindirikal odaklı kollektörler kullanılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi teknolojisinin gelişim süreci içerisinde yüksek sıcaklık üretmeye yönelik güneş fırınları önemli yer tutmuştur. 1955-1965 dönemindeki teknoloji ile Fransa Pireneler&#8217;de kurulan <span style="letter-spacing: -0.05pt">1 MW güçlü Mont-Louis Güneş Fırını, gelişmiş ve örnek bir fırın olarak gösterilmektedir.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.2pt">4.3.2.4 Güneşli Soğutma</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneşli soğutma ters ısı çevrimine dayalı bir ısıl uygulama olarak diğer ısıl uygulamalardan ayrılmaktadır. Güneş enerjisince zengin yörelerde soğutma gereksinimi büyük olmaktadır. Bozulabilir gıdalar ile ilaç ve aşıların soğuk depolanmasına, buz üretimine yönelik güneşli soğutma (solar refrigeration), özellikle izole alanlar ve kırsal yöreler için ilginçtir. Güneşli <span style="letter-spacing: -0.05pt">soğutmanın endrüstriyel amaçlı kullanımı da söz konusudur. Soğutmada güneş enerjisi kullanımı </span>için potansiyel yöntemlerin geniş bir dağılımının olduğu söylenebilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Genelde enerji tüketiminin küçümsenemeyecek bir bölümü soğuk üretimine gitmektedir. Sıcak <span style="letter-spacing: -0.05pt">iklim bölgelerindeki elektrik tüketimi içerisinde soğutma uygulamalarının payı %40&#8242;lara ulaşabil­mektedir. Konvansiyonel soğutucularda çevrim için gerekli mekanik güç, çoğunlukla bir elektrik </span>motorundan ve sınırlı biçimde bir içten yanmalı motordan sağlanmaktadır. Çevrimi ısı girdisine <span style="letter-spacing: -0.05pt">dayalı soğutuculara gelince, elektrik veya petrol türevlerinden ve daha çok tüplenmiş gaz yakıttan </span>üretilen ısı kullanılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi uygulananabilir soğutma çevrimleri çok çeşitli olup, aşağıdaki yöntemlerde herhangi biri ile soğutmada güneş enerjisi kullanılabilir:  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.1pt">Buhar kompresyon sistemleri (VCS)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">                             <span style="letter-spacing: -0.05pt">Buhar absorpsiyon sistemleri (VAS)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.1pt">Buhar adsorpsiyon sistemleri (VADS)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">                          <span style="letter-spacing: -0.05pt">Buhar-jet sistemleri (VJS)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.1pt">Evaporatif serinletme (cooling ) sistemleri (ECS)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">             <span style="letter-spacing: -0.05pt">Termoelektrik sistemler (TES)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Hibrid sistemler (örneğin VJS+VCS)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Kompresyonlu soğutma sistemlerinde kompresörün tahriki için ya bir güneş ısı makinesi (Rankine veya Brayton çevrimli) ya da fotovoltaik panelden sağlanan elektrik enerjisinin çalıştırdığı elektrik motoru kullanılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Üzerinde en çok durulan güneşli soğutucular ise sorpsiyon tip soğutuculardır. Bunlar dünya piyasasına ticari amaçla çıkarılmış ürünler olmakla birlikte, ülkemizde kullanılmamaktadır. Küçük kapasitelerden büyük kapasitelere dek çok geniş bir aralıkta kullanıldıkları gözlenmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Katı absorpsiyonlu güneşli soğutucularda, soğutucu akışkan olarak NH<sub>3</sub> ve absorban olarak <span style="letter-spacing: -0.1pt">CaCl<sub>2</sub>, SrCL<sub>2</sub>, NaCl, KCl, SrBr<sub>2</sub> ve MnCl<sub>2</sub> kullanılmaktadır. Sıvı absorpsiyonlu soğutucularda </span><span style="letter-spacing: -0.05pt">kullanılan çiftler ise NFİ3/H<sub>2</sub>O, NH3/LİNO3, LİBr/H<sub>2</sub>O, NH<sub>3</sub>/NaSCN, LiBr/CH3OH vb. olabilmektedir. Genelde Freon türevlerinin kullanılmadığı bu sistemler çevre dostu olarak bilinir. Adsorpsiyonlu sistemlere gelince kullanılan çiftler, zeolit/H<sub>2</sub>O, zeolit/CH<sub>3</sub>OH, zeolit/R11, Rl2, </span>R22, R114, aktif kömür/R11, R12, R22, R114, aktif kömür/CH3OH, aktif kömür/NH3, silikagel/SO<sub>2</sub> vb. olarak sıralanabilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bir güneşli soğutma sisteminden, sistemin yeteri açıklıkta sıfır altı ve sıfır üstü soğutma sıcaklıklarını sağlaması, sistemin minimum güçle çalıştırılabilmesi, gerekli güneş kollektör alanının minimum olması, soğutma performans katsayısının maksimum olması ve yapısal basitlik istenmektedir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.3pt">4.3.2.5 Güneşten Elektrik Üretimi ve Elektrik Santralları</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisinden elektrik üretimi direkt ve indirekt olarak ikiye ayrı yöntemle gerçekleştirilir. Direkt yöntem kapsamında fotovoltaik, termoelektrik ve termoiyonik çeviriciler yer alır. Güneş enerjisinin indirekt biçimde elektriğe dönüştürülmesi ise, güneşten yararlanılarak üretilen buhar ve bunu değerlendiren bir buhar güç çevrimi ya da güneş enerjisiyle elde olunan hidrojen ve bunun kullanıldığı termik elektrik üreteci ve yakıt pili ile olmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş elektrik santralları PV (fotovoltaik) tipi ve termik elektrik tipi olarak ikiye ayrılmaktadır. Güneş enerjisinden elektrik üretimi ilk kez 1954 yılında Amerika&#8217;da Bell Telefon Laboratuvarlannda üretilen PV güneş pilleri ile gerçekleştirilmiştir. Güneş enerjisi girdili buhar makine ve buhar türbin sistemleri ile güneş fırınlarının çok öncelerde yapılmasına karşın, güneş termik elektrik santrallarının kurulması 1970&#8242;lerin sonlarını bulmuştur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Güneş termik elektrik santralları, heliostat tarlalı ve merkezi güç kuleli, parabolik oluk tipi odaklı </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">kollektör tarlalı ve dağınık parabolik çanak kollektör tarlalı tiplerde olmaktadır. Büyük çapta <span style="letter-spacing: -0.05pt">elektrik üretimi için parabolik oluk kollektörlü sistemler ile merkezi güç kuleli sistemlerin uygun </span>olduğu görülmüştür. Parabolik çanak tipi kollektörlü sistemler daha çok otoprodüktör üniteler için uygun görülmektedir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.3.2.5.1  Güneş Termik Santralları</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">ABD California Barstovv yakınında 10 MW&#8217;lık Solar-1 adlı güneş termik elektrik santralı ilklerin </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">en büyüğüdür. O dönemde Güney Fransa&#8217;da 2.5 MW&#8217;lık Themis Santralı, Sovyetler Birliği Azak Denizi kıyısında 5 MW&#8217;lık SES-5 Santralı, İspanya Almeria&#8217;da 1.2 MW&#8217;lık CESA-1 Santralı, İtalya Adrano&#8217;da 1 MW&#8217;lık EURELIOS Santralı ve Japonya Nio&#8217;da 1 MW&#8217;lık Güneş Işığı Santralı, ilk güneş termik elektrik santrallandır. Bunların hepsi merkezi güç kuleli santrallardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisinden elektrik üretiminde atılım, Amerika&#8217;da Güneş Elektrik Üretim Sistemleri (SEGS) Projesi kapsamında olmuştur. Bu projeyle California Mojave çölünde LUZ Termik <span style="letter-spacing: -0.05pt">Güneş Santralı kurulmuştur. Bu santral parabolik oluk kollektör tarlalı tiptedir. 1985 yılında 13.8 </span>MW&#8217;hk ilk ünitesi ve 1991 yılında da 80 MW&#8217;lık dokuzuncu ünitesi işletmeye alınan LUZ <span style="letter-spacing: -0.05pt">Santralı, ilk dokuz ünitesi ile toplam 353.8 MW<sub>e</sub> (-354 MW<sub>e</sub>) net kurulu güce sahiptir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Termik güneş güç santrallarının temel teknolojisi, bir akışkanın güneş radyasyonu ile ısıtılarak buharlaştırılması ve buharın bir turbo-jeneratör devitimi için kullanılması kuralına dayanır. Termik güneş elektrik teknolojisi doğrusal ve noktasal yoğunlaştırıcı sistemler olarak iki gruba <span style="letter-spacing: -0.05pt">ayrılabilir. Parabolik oluk, doğrusal yoğunlaştırıcı grubuna girerken, merkezi güç kuleli sistem ve </span>parabolik çanak noktasal yoğunlaştırıcı sistem grubuna girmektedir. Ünite güçleri 0.5-200 MW arasında olan veya büyük çapta elektrik üretimi amaçlanan koşullarda, parabolik oluk sistemler ile merkezi güç kuleli sistemler üzerinde durulmaktadır. Parabolik çanak tipi sistemler, şimdilik otoprodüktör güçler için 10-100 kW&#8217;lık ünitelerde uygun görülmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Günümüzün gelişmiş sistemi olan parabolik oluk sistemde, silindirikal odaklı kollektörler, bir diğer  deyişle  güneş   radyasyonunu  yoğunlaştırıcı   (konsantratör)   üniteler  kullanılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Konsantratörler, radyasyonu odak boyunca uzanan alıcı boru üzerinde toplamaktadır. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Yoğunlaştırma oranlan 1/10 ile 1/100 arasında ve çalışma sıcaklıkları da 400<sup>o</sup>C düzeyindedir. Isı </span>transfer akışkanı olarak daha çok yağ kullanılmaktadır. Isıtılan akışkan merkez üniteye boru hattından gönderilmekte ve ısının buhara transferinden sonra turbo-jeneratör ile elektrik üretilmektedir. Isıtılmış yağ-buhar kazanlarının elimine edilerek maliyetin düşürülmesi için direkt buhar üretimi üzerinde çalışılmaktadır. Parabolik oluk sistemin ilk kez Fransızların 0.5 MW&#8217;hk VIGNOLA santralında kullanıldığı görülmüştür. Bu sistemin veriminin artırılmasına ve maliyetinin düşürülmesine yönelik olarak çeşitli ülkelerde çalışmalar yapılmaktadır. Büyük ölçüdeki uygulaması ABD&#8217;nin 354 MW güçlü LUZ santralında olmuştur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">LUZ santralının, solar elektrik üretim sistemleri (SEGS) diye adlandırılan 9 ünitesi vardır. Herbir </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">SEGS&#8217;in güneş tarlasında birkaç yüz modüler güneş kollektör yapısı (SCA) kullanılmıştır. Bunlar doğrusal odaklı uzunlamasına parabolik içbükey aynalardır. Güneş radyasyonunun <span style="letter-spacing: -0.05pt">yansıtıldığı odak doğrusuna ısı toplama elemanı denilen özel işlenmiş çelik boru yerleştirilmiştir. </span>Isı transfer akışkanı (HTF) sentetik yağdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş termik elektrik santralı için maliyet, tek ticari uygulama olan LUZ santralı üzerinden verilebilir. Parabolik oluk LUZ güneş-doğal gaz hibrid santralında 1990 yılında % 25-30 doğal gaz katkısı ile birim enerji maliyeti 11-14 cts/kWh iken, 1993 yılında 6.3-7.4 cts/kWh düzeyine ve 1995/96&#8242;da 5 cts/kWh&#8217;a düşürülmüştür. Yalnız güneş girdisi koşulunda bu maliyet % 18-40 arasında bir düşüş göstermektedir. Güneş elektriğinde birim enerji maliyeti, büyük güçlü ünitelerde küçük güçlü ünitelere göre daha düşük olmaktadır. LUZ santralı örneğinde ünite gücünün iki kat artmasının birim enerji maliyetini %20 azalttığı görülmüştür. Deneme <span style="letter-spacing: -0.05pt">aşamasında olan merkezi kuleli sistemde 1984 yılında 23 cts/kWh olan maliyet, bugün için ancak </span>8.0-10.1 cts/kWh düzeyine çekilebilmiştir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Gelecek için güneşle merkezi ısıtma ve yerel olarak elektrik üretme, yani kombine ısı &#8211; güç <span style="letter-spacing: -0.05pt">üretimi (kojenerasyon) uygulamaları üzerinde çalışılmaktadır. 100 &#8211; 1000 konutun ısı ve elektrik </span>gereksinimini karşılamayı amaç edinen bu projelerde uzunlamasına silindirikal odaklı <span style="letter-spacing: -0.05pt">kollektörler, yüksek sıcaklıklı su deposu, turbojeneratör, alçak sıcaklıklı su deposu, ısı dağıtım ve </span>elektrik dağıtım sistemleri yer almaktadır. Sistemdeki kollektörler, güneş termik elektrik santrallarında olduğu gibi bir kollektör tarlası biçiminde tasarlanmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Gelecek için yeryüzü güneş santrallarından başka, uzaya yerleştirilecek kollektör uydusu ve dünya bağlantılı jeosenkronize güneş santrallan kurulması amaçlanmaktadır. Dünyadan 36 bin km uzaklıkta ve 10 bin MW güçlü bir uzay santralından üretilecek elektrik enerjisi, santralın 1 km çaplı anteninden mikrodalgalarla dünyaya iletilecek, dünyadaki 7 km çaplı bir anten bu enerjiyi %55-75 tesirlilikle alıp, doğru akım verebilecektir. Bu proje Amerika Apollo Uzay Programı&#8217;nda yer almıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi temiz bir kaynaktır. Bugün dünyanın en önemli çevre sorunu, atmosferdeki C0<sub>2 </sub>artışından ve sera etkisinden kaynaklanan küresel ısınmadır. Oysa, tanıtılan santrallar C0<sub>2 </sub><span style="letter-spacing: -0.05pt">emisyonu olmayan santrallardır. Bunların C0<sub>2</sub> emisyonundan sağladıkları tasarruf literatüre göre 1000-2500 ton CO<sub>2</sub>/MWyıl kadardır. Ülkemiz koşullarına göre yapılan değerlendirme, güneş </span>santrallan ile C0<sub>2</sub> şahmından tasarrufun kömür santrallarına göre 3750 ton C0<sub>2</sub>/MWyıl, petrol santrallarına göre 3000 ton C0<sub>2</sub>/MWyıl ve doğal gaz santrallanna göre 2275 ton C0<sub>2</sub>/MWyıl olacağını ortaya koymuştur. Ayrıca, NO<sub>x</sub> ve SO<sub>x</sub> ile uçucu kül atımını engellemek gibi yararlan da vardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneşin temiz kaynak olması, olumsuz çevre etkilerinin hiç bulunmaması demek değildir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Teknoloji, insanların çevrelerini değiştirmek için uyguladıkları tekniklerin tümü olduğundan, bu </span>enerji teknolojilerinin de çevrede bazı değişiklikler oluşturması, bu değişikliklerin içinde olumsuzlukların da bulunması kaçınılmazdır. Sıralanacak olumsuzluklar, yok denecek düzeyde kalmaktadır. Yine de güneş termik santrallarına ait odaklı kollektör tarlalarında veya heliostat <span style="letter-spacing: -0.05pt">tarlalarında aşırı radyasyon yoğunlaşması ve ışık kirliliği görülebilmektedir.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.3.2.5.2  Güneş Pilleri ve Fotovoltaik (PV) Santrallar</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Elektrik üretimi için bir diğer olanak da güneş pilleridir. Güneş pilleri, güneş enerjisini doğrudan </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">elektrik enerjisine çeviren düzeneklerdir. Güneş pilleri 40 yılı aşkın bir süredir uzayda güvenilir olarak kullanılmaktadır. Yeryüzünde kullanılması 19701i yıllarda başlamıştır. Güneş pili geniş alanlı bir yarı iletken pn diyottur. Yarı iletkene giren ışığın yeterli düzeyde enerji taşıyan fotonlannın, kristalin n ve p bölgelerinde serbestleştirdikleri yük taşıyıcılar, diyodun pn ekleminde oluşan elektrik alanı etkisiyle ayrı kalarak diyot uçları arasında bir gerilim oluşturur. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Diyot uçları bir iletkenle birleştirilerek yüklendiğinde ise diyottan akım çekilir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş pillerine dayalı PV güç sistemleri, akım ve voltaj gereksinimlerine bağlı olarak düzenlenmiş PV modüller, sistemde depolamaya gereksinim varsa aküler ve kontrol alt sistemi ile DC/AC dönüşümünü sağlayan invertörlerden oluşur. Son 20 yılda PV teknolojisindeki gelişmelere ve PV pazarının büyümesine paralel olarak maliyetler düşüş eğilimine girmiştir. Uluslararası Enerji Ajansı&#8217;nın 17 ülkeyi içeren değerlendirmesine göre, 1990-1995 döneminde her yıl %25 artışla 53 MW<sub>e</sub> gücünden 180 MW<sub>e</sub> gücüne ulaşılmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Elektronik sanayiinde çok önemli bir rol oynayan silisyum, gelişmiş teknolojisi ile günümüzde güneş pili üretiminde en yaygın kullanılan yan iletkendir. Teknolojik olarak tek kristal-çok kristal (c-kristal) ve incefılm (a-silisyum) olarak üretilen güneş pilleri ile oluşturulan ticari fotovoltaik modüllerde günümüzde </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">sırasıyla %15-17.5, 12-14 ve 5-8 verim elde edilmektedir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Çok katlı (tandem) güneş pillerinde elde edilebilecek teorik verim ise %40 dolaylarındadır.</span>  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Değişik yarı iletken malzemeler güneş pili yapımında kullanılmaktadır. Ancak, silisyum kullanılan en yaygın malzeme olmaya devam etmektedir. Güneş pili, tek/çok kristal blok veya tabakadan elde edilerek dilimlenmiş kalın kristal malzemeden veya bir taşıyıcı üzerinde oluşturulmuş çok kristal veya amorf ince film tabakalardan üretilmektedir. Aşağıda günümüzde kullanılan başlıca malzemeler verilmiştir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.4pt">a)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">             <span style="letter-spacing: -0.1pt">Kaim Kristal Malzeme<br />
</span>a1)        Kristal Silisyum  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.3pt">a2)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">        <span style="letter-spacing: -0.1pt">Galyum Arsenit (GaAs)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.15pt">b)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">            <span style="letter-spacing: -0.1pt">İnce Film Malzeme<br />
</span><span style="letter-spacing: -0.05pt">b 1)        Amorf Silisyum</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">b2)        Kadmiyum Tellürid (CdTe)  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.1pt">b3)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">        <span style="letter-spacing: -0.1pt">Bakır İndiyum Diselenid (CuInSe<sub>2</sub>)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.4pt">c)</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">             <span style="letter-spacing: -0.05pt">Optik Yoğunlaştırıcılı Hücreler</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Uygulamada fotovoltaik elektriğin klasik kullanımı, elektrik dağıtım sisteminin, yani şebekenin, erişemediği yerler ile sınırlıdır. Elektriğin zaten var olduğu yerlerde ise PV akla gelmemektedir; çünkü maliyeti konvansiyonel santrallarda üretilene göre daha yüksek görünmektedir.</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş pili üretimi, yüksek teknoloji gerektiren bir yapım tekniği istemekte, dolayısiyle pahalıya mal olmaktadır. Ancak, gelişen teknoloji ile bu mal oluşlar geçmişte çok hızlı bir düşme göstermiştir ve maliyetlerin azalma eğilimi devam etmektedir. Bu alanda yapılacak Ar-Ge yatırımları, devletlerin bu alandaki çalışmaları desteklemeleri ile geliştirilecek teknikler sonucu, fiyatların daha da düşeceği kesindir. Bugün bu pillerin fiyatları 5-6 $/W<sub>p</sub>&#8216;e dek düşmüş durum­dadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş pilleri ticari olarak, yaklaşık 50 cm x 100 cm alan ve 3 cm kalınlıkta olan güneş pili modülleri halinde pazarlanmaktadır. Genelde 36 adet seri bağlı kristal tip Si hücrelerden oluşan bir modül gündüz saatlerinde 3 amper civarında akım ve 16 volt&#8217;un üzerinde gerilim verir. Daha yüksek gerilim ve akımlar modüllerin seri ve paralel bağlanmasıyla elde edilir. 5 MW toplam gücü aşan PV jeneratörler tesis edilerek başarıyla çalıştırılmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">PV jeneratörler akümülatör yedekli, dizel ve/veya rüzgar jeneratörü yedekli veya şebekeye bağlı </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">olarak çalıştırılır. Fotovoltaik sistem, vvatt mertebelerinden (küçük elektronik devrelerin beslenmesi) W-kW mertebelerine (katodik koruma, sinyalizasyon, iletişim üniteleri, pompalama ve sulama tesisleri, evler, çiftlikler) ve MW mertebelerine (PV santrallar) kadar uzanmaktadır. Bu sistemler şebekeden bağımsız ve şebekeye bağlı olmak üzere iki grupta ele alınabilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Şebekeye bağlı PV elektrik santrallannın güçleri 100 kW<sub>e</sub> ile onlarca MW<sub>e</sub> arasında olmaktadır. </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Yine şebekeye bağlı, ancak dağıtılmış durumda olan bina çatı ve yüzeylerine yerleştirilen <span style="letter-spacing: -0.1pt">sistemler ise 1 kW<sub>e</sub> ile 50 kW<sub>e</sub> arasında değişmektedir. Bu sistemlerde iki yönlü sayaç kullanılır. </span><span style="letter-spacing: -0.05pt">Bu tür dağınık </span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"><span style="letter-spacing: -0.05pt"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">uygulamaların dünya genelindeki toplam gücünün 1995 itibari ile 35 MW<sub>e</sub> olduğu </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">belirtilmektedir. Avrupa&#8217;da bu tür sistemler devlet sübvansiyonları ile yaygınlaştırılmak istenmekte ve dünyanın 1997 yılı PV pazar hacminin 100 MW<sub>e</sub> dolayında olduğu söylenmek­tedir.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş PV santrallan olarak, 1982&#8242;de California&#8217;da 1 MW&#8217;lık Edison Lugo PV Santralı kurulmuş, bunu Los Angales-San Francisco arasında kurulan 6.5 MW&#8217;lık Carissa Plains Santralı izlemiştir. Amerika&#8217;nın dışında başka ülkelerde de PV santrallan bulunmakla birlikte, toplam kurulu güçleri güneş termik santrallannın %10&#8242;u düzeyini aşmamaktadır. Bunun çeşitli nedenleri olmakla birlikte, PV üreteçlerinin merkezi santraldan çok otoprodüktörler için uygun oluşu, aynca birim kurulu güç maliyetinin termik tiplerden 3.7-5.2 kat daha yüksek bulunuşu başta gelen nedenlerdir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Fotovoltaik santral olarak adlandırılan yüksek güçteki PV jeneratörlere yeni bir örnek olarak, halen Girit adasında yapımı sürmekte olan 5 MW&#8217;lık santral verilebilir. Bu santralın kurulu gücünün 2003 yılına kadar 50 MW&#8217;a yükseltilmesi planlanmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yıllık güneş pili piyasasının 500 milyon dolan aşkın olduğu kestirilmektedir. Güneş pili üretim kapasitesinin yıllık 50-100 MW olduğu sanılmaktadır. Bu rakamlar, dünyadaki enerji kullanımı göz önüne alındığında denizde bir damla gibi görünse de, gerek bu alandaki teknolojik gelişmeler, gerekse giderek kullanım alanlannın çeşitlenmesi ve ayrıca çevre dostu bir enerji niteliğinde olması, bu alanda hızlı gelişmelerin beklendiğine işaret etmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş pili sistemlerinin maliyeti, temel olarak iki kısımda incelenebilir. Bunlardan ilki, güneş pili modüllerinin maliyetidir, ikinci kısım ise invertörler, elektronik denetim aygıtları, depolama, <span style="letter-spacing: -0.05pt">kablolama, arazi, altyapı hazırlama gibi sistem destek elemanlarının maliyetidir. Genelde, güneş </span>pillerinin maloluşu, toplam sistemin maloluşunun yaklaşık yansı kadar olmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ancak güneş pili sistemleriyle ilgili maliyet karşılaştırmalarında çevre etkileri dikkate alınma­maktadır. Ulusal enerji kaynaklarının yetersizliği konu olduğunda, şebekeye bağlı münferit PV <span style="letter-spacing: -0.05pt">sistemlerinin genelde önemli bir tasarruf potansiyeli oluşturduğu, bu konuda yapılan çalışmaların sonuçlarından anlaşılmaktadır. Örneğin, Almanya&#8217;da yapılan bir çalışmada, bireysel tüketicilerin </span>evlerinin çatılarına koydukları güneş pilleri ile ürettikleri elektriğin üçte birini kendilerinin tükettikleri, geri kalanını ise enterkonnekte sisteme vererek ulusal elektrik enerjisi üretimine katkıda bulundukları saptanmıştır. Sonuç olarak, Almanya şartlarında, binalarda güneş pilleri kullanıldığında üçte bir oranda tasarruf doğmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Benzer bir çalışma NREL (National Renevvable Energy Laboratory) tarafından Colorado&#8217;da </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">başlatılmıştır. Bu projede, 2 kW&#8217;lık bir PV jeneratör karşılığı olan 8000$, gönüllü yatırımcı­lardan nakit olarak veya ayda 100 $ taksitle kredili olarak alınmaktadır. Büyük çapta enerji üretimi sözkonusu olduğunda ise, örneğin, halen Girit Adasında yapımı sürdürülmekte olan PV santral için, birim kW başına yatırım maliyeti ilk 5 MW&#8217;lık kısım için 3500 $, toplam 50 MW için ise 2400 $ olarak verilmektedir. Bu maliyet, doğalgaz (680 $/kW), hidrolik (1200 $/kW), ithal kömür (1450 $/kW), linyit kömür (1600 $/kW) ve nükleer (1800-2700 $/kW) santral <span style="letter-spacing: -0.05pt">maliyetleri ile karşılaştırıldığında, PV santral seçildiğinde ilk yatırım için önemli oranda bir fark </span>ödenmesi gerektiği ortaya çıkmaktadır. Ancak, yakıt giderinin olmaması, bakım giderlerinin ise diğerlerine göre çok daha az olması, birim kWh başına enerji maliyetini çok aşağılara çekmektedir. Çevre maliyeti ise, güneş pillerinin üretimi aşamasında gerekli olan dışında sıfır olarak kabul edilebilir.  </p>
<p></span></span></span></span></span></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş pili teknolojileri genç teknolojilerdir ve hızla gelişme eğilimi içindedir. Alışılagelmiş enerji üretim yöntemleri bugün çevre kirliliğinin önemli nedenlerinden biri durumundadır. Ayrıca bu yöntemlerde kullanılan fosil yakıtların da bir süre sonra bitecek olmaları gerçeği bilinmektedir. Bu yönüyle gelecek yüzyıl, güneş ve onun türevleri ile diğer tükenmez ve temiz <span style="letter-spacing: -0.05pt">enerji kaynaklarının kullanımında atılım yapılacağı bir yüzyıl olma görünümündedir.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.4 Türkiye&#8217;de Öncelikle Yapılması Gereken Uygulamalar</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de genel enerji planlaması kapsamında yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kombine ve entegre kullanımı planlanmalıdır. Jeotermal enerji ve rüzgar enerjisi kaynağın bulunduğu yörelerde kullanılırken, güneş enerjisi Doğu Karadeniz Bölgesi dışında tüm bölgelerimizde geniş ölçüde kullanıma uygundur. Güneş enerjisinin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kullanımına öncelik verilmelidir. Yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklan konusunda hizmet verecek mühendislik, müşavirlik ve müteahitlik firmalarının kurulması ve gelişmesi teşvik edilmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de güneş enerjisinin tüm kullanım alanları ile yaygınlaştırması gerekmektedir. Güneşli su ısıtıcılann, standart kaliteden aşağı olmayacak tiplerle kullanımlannın yaygınlaştırmaları, bu alanda tüketiciyi koruyacak, üreticiyi teşvik edecek önlemlerin alınması gerekmektedir. Güneş enerjisinin diğer kullanım alanlannın tanıtımına yardımcı olacak pilot uygulamalar ve demon-strasyon çalışmalan yapılmalıdır. Ülkemizde güneş enerjisinin ısıtma ve iklimlendirmede kullanımını geliştirmek ve yaygınlaştırmak için kent planlamasından bina yapımına dek çeşitli <span style="letter-spacing: -0.05pt">yerlerde uygulamaları belirleyecek bir yasal düzenleme yapılması gerekmektedir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Güneş mimarisi uygulamaları ile güneş evlerinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. Güneş mima­</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">risinin etkin bir şekilde başlatılması için, aşağıdaki koşullar gereklidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisi için &#8220;altyapı&#8221; hazırlanması  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisi için gerekli &#8220;teknoloji&#8221; geliştirilmesi  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     <span style="letter-spacing: -0.05pt">Ar-Ge faaliyetlerinin organize edilmesi</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisinin yürütülmesi için araştırma ve uygulama kurumlan oluşturulması  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisi eğitimi için yeni düzenlemeler getirilmesi  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     <span style="letter-spacing: -0.05pt">Güneş mimarisi uygulama örnekleri gerçekleştirilmesi</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisi önündeki yasal engellerin kaldırılması ve yasal mevzuatın düzenlenmesi  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisine teşvikler sağlanması, kredi öncelikleri verilmesi  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisi için sivil toplum örgütleri kurulması ya da teşvik edilmesi.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Yukarıda belirlenen işlerin yapılabilmesi için. TÜBİTAK, üniversiteler, devlet kurumları, meslek </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">odaları ve <strong><span style="font-family: Arial">halk </span></strong>arasında işbirliği gerekmektedir. Bu işbirliklerinin sağlanması ise örgütlenme modeli ile yakından ilgilidir. TÜBİTAK, ülkenin gelişmesini sağlayacak böyle bir konuda öncülük etme görevi yüklenirse, bu sorumluluğu, yeni bir &#8220;örgütlenme modeli&#8221; kurarak ya da kurulmasını teşvik ederek yerine getirmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde bozulabilir tarımsal ürünlerin sağlıklı koşullarda üreticiden son tüketiciye dek ulaştırılmasında gerekli soğutma zincirindeki yetersizliklerin giderilmesi açısından, güneş enerjisiyle soğutma teknolojisinin geliştirilmesi önemlidir. Teknoloji zaman içinde endüstriyel soğutma boyutuna da uzanabilir. Güneşli soğutma teknolojisinin geliştirilmesi ve güneşli <span style="letter-spacing: -0.05pt">soğutucuların yerli teknoloji ile kullanıma sokulmaları için seçilecek sistemlere öncelik verilerek </span>Ar-Ge çalışmaları yürütülmeli, gerekli teknoloji transferleri yapılmalı ve bu tür sistemlerin üretilerek piyasaya çıkarılması teşvik edilmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Su buharı kompresyonlu güneşli soğutma, hava kompresyonlu güneşli soğutma, katı absorp-siyonlu güneşli soğutma, sıvı absorpsiyonlu güneşli soğutma, adsorpsiyonlu güneşli soğutma, freon veya amonyak buharı kompresyonlu güneşli soğutma, buhar (freon veya amonyak) jet güneşli soğutma sistemleri arasında yapılan karşılaştırma en uygun sistemin sıvı absorpsiyonlu, <span style="letter-spacing: -0.05pt">ikinci derecede uygun sistemin buhar-jet ve üçüncü derecede uygun sistemin buhar kompresonlu </span>(freon veya amonyak) fotovoltaik panel elektrik motoru tahrikli sistem olduğunu ortaya <span style="letter-spacing: -0.05pt">koymuştur. Özellikle sıvı absorpsiyonlu ve buhar jet sistemlerinin yaygın ve ekonomik kullanım için ülke koşullarına uygun olarak geliştirilmeleri gerekir. Ülkemizde yapılan sınırlı çalışmalarda çeşitli sıvı absorpsiyonlu sistemler üzerinde durulmuşsa da, yeterince bir ulusal teknoloji birikimi </span>oluşturulduğu söylenemez. Buhar jet sistemi üzerinde ise hiç durulmamıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş termik elektrik santralları konusunda hızla gelişen teknolojileri takip etmek için kısa dönemde teknoloji transferine, uzun dönemde de yerli teknoloji oluşturulmasına gidilmeli ve bu <span style="letter-spacing: -0.05pt">konuda Ar-Ge çalışmalarının yanı sıra, santral ön fizibilitelerine de başlanmalıdır. Güneş &#8211; doğal gaz hibrid termik santrallarınınn Güneydoğu Anadolu&#8217;da kurulması uygun olacağından doğal gaz </span>dağıtım hatlarının projelenmesinde bu kriter göz önünde tutulmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bugün güneş pilleri konusunda pek çok ülkede devlet desteği ile gerçekleştirilen uygulamalar Türkiye&#8217;de de yapılmalıdır. Bu uygulamalar, enterkonnekte sistemin erişemediği gözetleme istasyonu, fener kulesi, petrol boru hattı ve benzeri alışılmış PV enerji sistemlerinin dışında; balık çiftlikleri, otel ve lokantalar, şebekeye bağlı ev ve sanayi tesisleri ile başlangıçta küçük çaplı PV elektrik santrallannı kapsamalıdır. Devlet bunun tanıtımını yapmalı, bireysel <span style="letter-spacing: -0.05pt">katılımcıları özendirmeli, PV enerji ticaretini ve üretimini teşvik etmelidir. Türkiye, sahip olduğu </span>yüksek güneş enerjisi potansiyeli ile, yalnızca, gelişmiş ülkelerin bir pazarı olarak değil, beyin gücü ve teknolojisi ile bu konuda önemli çalışmalar yapan bir ülke konumunda olmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Otoprodüktörler ile ilgili yasa, şirket ve benzeri kuruluşların kendi elektriğini üretmesine ve fazlasını devlete satmasına izin verirken vatandaşın kendi elektriğini üretip fazlasını devlete satmasına elverişli değildir. Güneş pillerinden 1-5 kW gücünde santralların kurulacağı <span style="letter-spacing: -0.05pt">düşünüldüğünde, gündüz üretilen fazla elektriğin devlete satılması sözkonusu olacaktır. Bu konu </span>ile ilgili yasal düzenlemeler zaman geçirilmeden yapılmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Güneş pili ile ilgili bilimsel ve teknolojik Ar-Ge çalışmaları devlet ve özel sektörce desteklenmeli, özendirici, isteklendirici önlemler alınmalıdır. Bu konuda gerek ulusal gerekse uluslararası ortak projelerin oluşturulmasına önem verilmeli, bunun için kolaylıklar sağlanma­lıdır. Güneş pillerinin geliştirilmesi ve uygulamalarının yaygınlaştırılmasına ilişkin çalışmalarda yer alınmalı ve bu yöndeki teknolojilerin bir an önce uygulamaya konulması için gerekli özendiricilikler sağlanmalıdır. Ancak, güneş pili teknolojisi hızla gelişen bir teknoloji oldu­ğundan, teknolojiler çabuk eskimekte ve yeni teknolojiler uygulamaya konurken eski teknoloji kullanan üretim makineleri ucuz fiyatla gelişmekte olan ülkelere satılmaktadır. Bu yönüyle, özellikle ülkemiz için yeni olan bu alandaki uygulamalara girerken, </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA"></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">eskimiş üretim makinelerini alarak boşuna kaynak israfından ve bu alanda bir hurdalık oluşturmaktan kaçınılması gereklidir.  </p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Konuya ilişkin yasal ve kurumsal düzenlemeler, tanıtım/eğitim ve uygulama ile ilgili olmak üzere, iki boyutta düşünülmelidir. Tanıtım/eğitim ile ilgili görüşlerimiz yukarıda verilmiştir. Uygulama ile ilgili olarak elektrik üretim ve dağıtım şirketlerine (TEAŞ/TEDAŞ) görev <span style="letter-spacing: -0.05pt">düşmektedir. Çatıya veya başka bir serbest alana monte edilecek PV modüllerin bina statiği veya dış görünüm gibi konulara uygunluk sağlayıp sağlamadığı belediyelerce, güneş pilleri ile üretilen </span>ve şebekeye verilen enerjinin frekans ve harmonik yönleriyle uyumu, ayrıca kurulan tesisatın ilgili yönetmeliklere uygunluğu TEAŞ/TEDAŞ tarafından proje üzerinde incelenerek kontrol edilmeli ve izin verilmelidir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.5 Öncelikli Uygulamalar ile ilgili Eğitim, Öğretim ve Ar-Ge Etkinlikleri</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi konusunda üniversitelerde çeşitli dersler kapsamında bir ölçüde bilgi verilmektedir. Ege Üniversitesi Güneş Enerjisi Enstitüsü bu alanda eğitim, öğretim ve Ar-Ge etkinliklerinin toplandığı özel bir kurum durumundadır. Ankara Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniverstesi, Çukurova Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi güneş enerjisi konusunda araştırma çalışmaları yapan üniversiteler arasında yer almaktadır. Diğer üniversitelerde de sınırlı bazı <span style="letter-spacing: -0.05pt">çalışmaların bulunduğu bilinmektedir. Adı geçen üniversitelerin Fen Bilimleri Enstitüleri kapsa­</span>mında verilen derslerde güneş enerjisi konusu yer almaktadır. Örneğin, Ankara Üniversitesinde Fen Bilimleri Ensititüsü yüksek lisans ve doktora programı kapsamında okutulmak üzere <span style="letter-spacing: -0.05pt">&#8220;Güneş Enerjisi&#8221; adlı bir ders verilmektedir. Ayrıca, aynı ensititü &#8220;Alternatif Enerji Sistemlerinin </span>Tasarımı&#8221; kapsamında öğrencilere güneş enerjisi uygulamalarına ilişkin projeler yaptırmaktadır. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi&#8217;nde Enerji Sistemleri ve Çevre Araştırma Enstitüsü&#8217;nde güneş enerjisi ile ilgili araştırmalar sürdürülmektedir. Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından da güneş enerjisi konusunda araştırma çalışmaları yürütülmekte, eğitime katkıda bulunmak üzere demonstrasyon çalışmaları yapılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi konusunda üniversitelerde yapılan çalışmaların büyük bölümünde ve TÜBİTAK <span style="letter-spacing: -0.05pt">tarafından desteklenen projelerde tarımsal ürünlerin kurutulması, su ve hava ısıtıcı kollektörlerin </span>geliştirilmesi konularına daha fazla ağırlık verildiği görülmüştür. Yapıların ısıtılmasında güneş enerjisinin kullanılmasına ilişkin araştırma projeleri bunların ardından gelmekte ve sınırlı kalmaktadır. Güneş motorları (sıcak hava motorları, güneş-buhar güç çevrimleri) üzerindeki çalışmalar ise çok sınırlıdır. Güneş enerjisi ile çalışan su pompalan konusu da ülkemizde sınırlı biçimde araştırılmıştır. Yine sınırlı kalmış bir araştırma konusu güneşli soğutuculardır. Güneş enerjisinden elektrik üretilmesi, sınırlı biçimde ve güneş pilleri ile çok küçük güçler için araştırma konusu yapılabilmiştir. Gelecek açısından Türkiye için büyük önemi olmasına karşın, güneş-fosil yakıt termik hibrid santrallar konusu üzerinde ise yerli araştırma yapılmamıştır. Güneş enerjisi ile hidrojen üretimi konusu da gerektiği gibi el atılmamış araştırma konulan arasındadır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.6 Konuya İlişkin Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş enerjisi konusunda düzenleyici bir yasa bulunmamaktadır. Buna karşın, imar yasasında, yapı yönetmeliklerinde ve belediyelerle ilgili mevzuatta, yapılann güneş enerjisi ile ısıtılması ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">iklimlendirilmesi, konut sıcak su talebinin güneş enerjisinden karşılanması gibi uygulamalar için </span>zorluk çıkaran hükümler bulunmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Özel bir güneş enerjisi yasası ya da yenilenebilir enerjilerin tümünü kapsayan entegre bir yasa kapsamında güneş enerjisi uygulamalanna yönelik düzenlemeler getirilmeli, kurumsal altyapılar oluşturulmalıdır. Çıkanlması gereken yasada güneşten yararlanma hakkı kavramından güneş enerjisi uygulamalanna ilişkin özendirmelere, merkezi sistemler için kontrol mekanizmalanna dek çeşitli konular yer almalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bugün için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde güneş enerjisi çalışmalannı yürütmekle görevli makam Elektrik İşleri Etüt İdaresi Güneş Enerjisi Şube Müdürlüğü&#8217;dür. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Güneş enerjisinin giderek genişleyen bir kapsamı ve kullanım alanları olacağı düşünülerek Enerji </span>ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Genel Müdürlüğü ve bu Genel Müdürlüğe bağlı olarak Güneş Enerjisi Dairesi oluşturulmasında yarar olacaktır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">4.7 Sonuç ve Öneriler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş enerjisinden yararlanma potansiyeli, Türkiye&#8217;nin tüm bölgeleri için ciddiyetle ele alınmasını gerektiren bir büyüklüktedir. Güneş enerjisinden su ısıtma, konut ısıtma, pişirme, kurutma, soğutma gibi ısıl amaçlarla yararlanılabileceği gibi, güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştürmek de olanaklıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş enerjisinin aktif yöntemle yapı ısıtılmasından, seraların ısıtılmasına, tarımsal ve endüstriyel kurutmaya, endüstriyel ısı uygulamalarına, soğutmaya, metalurjik fırınlara, fotokimyasal ve fotobiyolojik işlemlere dek çeşitli kullanım alanlarındaki araştırmaların <span style="letter-spacing: -0.05pt">desteklenmesinin yanı sıra uygulamaların yaygınlaştırılmasına da çalışılmalıdır. Bu çerçevede </span>güneşli soğutma konusu, ülkemiz koşullarında tarımsal ürünlerin ve gıda sanayi ürünlerinin <span style="letter-spacing: -0.05pt">saklanılması açısından üzerinde önemle durulması gereken bir seçenektir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Türkiye&#8217;de güneş enerjisinden yararlanma konusunda politikaların belirlenmesine, kaynak yönlendirme ve teşvikler konusuna netlik kazandırılmasına gerek vardır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Bugün Türkiye&#8217;de su ısıtma amaçlı 2.5-3 milyon m kurulu kollektör alanı olup, yıllık kollektör üretimi 400-500 bin m düzeyinde sürmektedir. Kurulu alanla güneşten kazanılan enerji yılda 120 bin TEP kadardır. Son yıllarda üretilen kollektörlerin üçte biri aşkın bölümünün ihraç edildiği gözlenmektedir. Kollektör sanayiinde kaliteli üretimin kontrolü ve desteklenmesi gereklidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Türkiye&#8217;de düz yüzeyli güneş kollektörleri ve güneşli su ısıtma sistemlerine ilişkin standartlar bulunmakla birlikte, tam uygulanmamaktadır. Dışarıya ihraç açısından yabancı alıcılar Türk Standardına uygun kollektörleri almamakta ve standart dışı özel isteklerde bulunmaktadırlar. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Standart yeni olmakla birlikte gelişen teknolojiye göre geri kalmış durumdadır ve yenilenmesi </span>gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Üzerinde önemle durulması gereken bir konu da, konutların güneş enerjisinden pasif olarak yararlanmaları için ileri malzemeleri de kullanan yeni çözümler geliştirmek, bu bilgileri yaymak ve uygulanmalarını teşvik etmektir. Yapıların güneş enerjisi ile pasif ısıtılması ve serinletilmesi güneş mimarisi ile bütünleşik bir mühendislik konusu olarak ele alınmalı ve yerleşim alanları ölçeğinde geliştirilmelidir. Bu konuda bölgelerimiz için verimli ve maliyet etkin çözümler geliştirmek amacıyla araştırmalara kaynak ayrılması, igili firmaların ve kullanıcıların teşviklerle desteklenmesi gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş mimarisinin başarılı olması için yasaları da kapsayan yeni bir mevzuat gerekmektedir. Bu mevzuat &#8220;güneşten yararlanma hakkı&#8221; ilkesine uygun biçimde EİE tarafından düzenlenmelidir. Bu mevzuat ve yasal düzenleme çerçevesinde &#8220;Güneş Mimarisi ve Pasif Güneş Enerjisi Uygulamaları Merkezi&#8221; kurulmalıdır. Merkez bu konuda araştırmalar yapmalı <span style="letter-spacing: -0.05pt">ve yönlendirmeli, uygulamaların denetimini yapmalı, teşvikleri yönlendirmelidir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Güneş termik elektrik santrallannın büyük güçlerde olanları fosil yakıtlarla (özellikle doğal gazla) entegre çevrimler kapsamında hibrid santral olarak geliştirilmektedir. Teknik ve ekonomik açıdan başarılı ilk uygulaması Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde (Luz Santralı, 354 M W) yapılmıştır. Türkiye&#8217;nin bu teknolojiyi yakından izlemesi gerekmektedir. Ülkemizde de  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Güneş-Doğal Gaz Hibrid Termik Santralı kurulması konusunun gündeme alınmasında ve konuyla ilgi Ar-Ge çalışmalarına başlanmasında yarar görülmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     <span style="letter-spacing: -0.05pt">Güneş fotovoltaik sistemleri trafik sinyalizasyonu, otoyollarda aydınlatma ve telefon iletişimi, orman kuleleri, deniz fenerleri, park ve bahçe aydınlatması, şebekeden uzak kırsal ünitelerdeki elektrik gereksiniminin karşılanması gibi öncelikli uygulama alanları bulabilirler. Bu sistemler uzun dönemde birkaç yüz kW&#8217;ın üzerindeki üretim birimleri ile ulusal elektrik ağına bağlantılı </span>biçimde de çalışabilirler. Dünyada örnekleri olan bu tür kullanımlar pilot uygulamalarla Türkiye&#8217;de de başlatılmalı ve fotovoltaik (PV) panellerin ekonomikliğine bağlı biçimde geliştirilmelidir. Fotovoltaik çevrimle güneşten elektrik enerjisi üretiminde kullanılan PV <span style="letter-spacing: -0.05pt">panellerin yerli üretimine imkan sağlayacak araştırmalar desteklenmelidir.</span>  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">?     Türkiye&#8217;de güneş enerjisi uygulamalarının yaygınlaştınlıp geliştirilmesi, gerekli kurumsal <span style="letter-spacing: -0.05pt">altyapının oluşturulması, güneş enerjisi ile ilgili sanayiye ve tüketicilere teşvikler uygulanması </span>için bir yasal düzenleme yapılması zorunludur. </span></p>
<p></span></p>
<p></span></span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/gunes-enerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rüzgar Enerjisi</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/ruzgar-enerjisi/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/ruzgar-enerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 21:35:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/ruzgar-enerjisi/</guid>
		<description><![CDATA[5.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı 
1961 yılında Roma&#8217;da Birleşmiş Milletler&#8217;in düzenlediği &#8220;Enerjinin Yeni Kaynaklan Konferansında rüzgar santrallan teknolojisi yeterli görülmüyor, geliştirilmesi isteniyordu. Günümüzde bu teknolojilerin en ileri düzeyde olduğu ABD&#8217;de rüzgar elektrik santrallan teknolojisinin gelişimi, 1978 yılında Birleşik Devletler Kongresi&#8217;nden geçen &#8220;Kamu Yararlannı Düzenleme Politikalan Yasası&#8221; sayesinde olmuştur. Avrupa&#8217;da da, özellikle Kuzeybatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">1961 yılında Roma&#8217;da Birleşmiş Milletler&#8217;in düzenlediği &#8220;Enerjinin Yeni Kaynaklan Konferansında rüzgar santrallan teknolojisi yeterli görülmüyor, geliştirilmesi isteniyordu. Günümüzde bu teknolojilerin en ileri düzeyde olduğu ABD&#8217;de rüzgar elektrik santrallan teknolojisinin gelişimi, 1978 yılında Birleşik Devletler Kongresi&#8217;nden geçen &#8220;Kamu Yararlannı Düzenleme Politikalan Yasası&#8221; sayesinde olmuştur. Avrupa&#8217;da da, özellikle Kuzeybatı Avrupa ülkelerinde, rüzgar türbinleri aracılığıyla elektrik üretimi için yaygın olarak araştırmalar yapılmıştır. Bugün rüzgar türbinleri büyük bir pazar oluşturmuş olup sertifikalı olarak alıcı beklemektedir. Rüzgar enerjisi dönüştürme sistemleri 50 W ile 2-3 MW arasında mekanik veya elektrik gücü sağlayabilmektedir. Artık rüzgar enerjisi, çevre dostu yenilenebilir bir kaynak olarak elektrik üretim bütçelerinde yer almaktadır.<span id="more-10"></span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar enerjisi indirekt, bir başka deyişle çevrime uğramış güneş enerjisidir. Güneş enerjisinin karalan, denizleri ve atmosferi her yerde özdeş ısıtmamasından oluşan sıcaklık ve buna bağlı basınç farklan rüzgan yaratmaktadır. Rüzgar, yüksek basınç alanından alçak basınç alanına yer değiştiren havanın, dünya yüzeyine göre bağıl hareketidir. Yer değiştiren hava kütlesine yerin <span style="letter-spacing: -0.05pt">dönmesinden kaynaklanan Coriolis kuvveti de etki eder. Ayrıca, rüzgarlar bir merkez çevresinde </span>dolandıklarından santrifüj kuvvet etkisinde kaldıklan gibi, yeryüzü ile akışkan hava arasında sürtünme kuvvetinden etkilenirler. Kutuplar ve ekvator arasındaki hava akımlarına bağlı belli <span style="letter-spacing: -0.05pt">rüzgarlar varsa da, enerji üretimi açısından denizler ve karalar ya da dağlar ve vadiler arasındaki </span>hava akımlanna dayalı yerel rüzgarlar önemlidir. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.2   Kaynak Varlığı</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Havanın özgül kütlesi az olduğundan, rüzgardan sağlanacak enerji rüzgar hızına bağlıdır. Rüzgann hızı yükseklikle, gücü ise hızının kübü ile orantılı biçimde artar. Sağlayacağı enerji, gücüne ve esme saat sayısına (frekansına) bağlıdır. Özgül rüzgar gücü, hava debisine dik birim yüzeye düşen güçtür. Topoğrafık koşullara göre yerden 50 m yükseklikte özgül güç, hız 3.5 m/s den küçük iken 50 W/m<sup>2</sup> den az olabileceği gibi, hız 11.5 m/s den büyük iken 1800 W/m<sup>2</sup> den çok olabilir. Türbin kurulacak yerde en az bir yıllık rüzgar ölçümünün 0.1-0.2 m/s doğrulukta yapılması gereklidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Ortalama rüzgar hızı, yıldan yıla değişebilir. Mevsimsel değişimler yüzünden, rüzgar enerjisi potansiyelinden elde edilecek enerji, yıllık ortalama hız değerinden hesaplanan enerjiden daha fazla olmaktadır. Bu yüzden belli bir bölgede rüzgar türbinleri ile üretilebilecek elektrik <span style="letter-spacing: -0.05pt">miktarının hesabında, yıllık ortalama rüzgar hızından çok &#8220;vveibull dağılımı&#8221; ile hesap edilmiş </span>rüzgar hızı frekans dağılımı kullanılmaktadır. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.2.1  Dünya Genelinde Kaynak Varlığı</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar, atmosferde bol ve özgürce bulunan, kararlı, güvenilir ve sürekli bir kaynaktır. Doğasına bağlı olarak taşıdığı enerji, kinetik enerjidir. Atmosferin rüzgan oluşturan brüt kinetik gücü 0.191 x 10<sup>12</sup> kW kadardır. Dünyanın 50<sup>o</sup> kuzey ve güney enlemleri arasında rüzgar gücü potansiyelinin 3 x 10<sup>9</sup> kW olmasına karşın, ekonomik ve fiziksel planlama limitlerinden ötürü 1 x 10<sup>9</sup> kW kapasitenin kullanılabileceği hesaplanmıştır. </p>
<p></font></span><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Dünya çapında rüzgar enerjisi teknik potansiyeli 26000 TWh/yıl olarak tahmin edilmektedir. Bu </span><span style="color: black; font-family: Arial">alanlar 50° kuzey-güney enlemleri arasında bulunmaktadır. Ekonomik, görsel ve fiziksel planlama limitleri dikkate alındığında kabaca bu potansiyelin üçte birinin (9000 TWh/yıl) gerçekleşebileceği hesaplanmaktadır. Rüzgar enerjisi bakımından, denizler karasal alanlara göre daha büyük zenginlik göstermektedir. 1990-1995 yıllan arasında Avrupa Birliği&#8217;nde, kıyıdan uzaklığa ve su derinliğine bağlı olarak deniz üstü rüzgar türbini kurulma durumuna göre <span style="letter-spacing: -0.05pt">potansiyel belirleme çalışması yapılmıştır. Kıyıdan 10 km açıklıkta ve 10 m derinlikteki alanların </span>potansiyeli 750 TWh/yıl iken, kıyıdan uzaklığı 30 km ve su derinliği 40 m olan yerlerde 3500 TWh/yıl düzeyine çıkmaktadır. Oysa, Avrupa Birliği&#8217;nin elektrik tüketimi 1727 TWh/yıl kadardır. Dünya Meteoroloji Organizasyonu dünya çapında bir rüzgar kaynağı haritası <span style="letter-spacing: -0.1pt">geliştirmiştir. Buna göre, dünya yüzeyinin (506.6 x 10<sup>6</sup> km<sup>2</sup>) %27?sinde (137.6 x 10<sup>6</sup> km<sup>2</sup>) yıllık </span>ortalama rüzgar hızı 10 m yükseklikte 5.1 m/s den büyük saptanmıştır. Bu alan, rüzgar enerjisince zengin yörelerin toplamıdır. </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">ABD, Avrupa, Latin Amerika, Çin, İspanya, Peru, Mısır, Somali, Etopya, Sovyetlerin ve dünyanın bir kısmının rüzgar atlası çıkarılmıştır. Rüzgar atlası, yer seviyesinden 10 m yüksekte ölçülmüş olan rüzgar hızı ve yönüne ilişkin yeterli süre ve sayıdaki meteoroloji istatistiklerinin, özel komputer programlan yardımıyla değerlendirilmesi sonucunda elde edilmektedir. Sonuçta <span style="letter-spacing: -0.05pt">yer yüzeyinden 50 m yukardaki rüzgar hızları (m/s) ve rüzgar gücü yoğunluklan (W/m<sup>2</sup>) isovent </span>eğrileri biçiminde çıkanlır. Rüzgar atlası enerji plancılarına ve yatırımcılara, rüzgar gücü ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">kapsadığı alanlar hakkında fikir vermekle birlikte, yer seçiminde tek başına yeterli olmamaktadır. </span>Özel ölçümlere gerek duyulmaktadır. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.2.2  Türkiye&#8217;de Kaynak Varlığı</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Türkiye&#8217;nin rüzgar enerjisi potansiyeli, mevcut verilerdeki yetersizlik nedeniyle bugüne kadar </span><span style="color: black; font-family: Arial">güvenilir bir şekilde hesap edilememiştir. Ancak, ülke genelinde olmasa bile Türkiye rüzgar enerjisi bakımından zengin yöreleri bulunan bir ülkedir. Yerleşim alanlan dışında 10 m <span style="letter-spacing: -0.05pt">yükseklikteki rüzgar hızı yıllık ortalaması, Ege Bölgesi ve diğer kıyı alanlanmızda 4.5-5.6 m/s, iç kesimlerde ise 3.4-4.6 m/s arasındadır. 10 m yükseklikte yıllık ortalama rüzgar hızı 4-5 m/s olan yörelerimizde, türbin kurulması açısından önemli olan 50-60 m yükseklikteki güç yoğunluğu 500 W/m<sup>2</sup> düzeyini aşmaktadır. Rüzgar enerjisi potansiyelinin enerji üretimi amacına yönelik olarak </span>aynntıh belirlenmesi gerekmektedir. </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar enerjisinin kullanılması ülkemiz açısından önemli olduğundan, değişik yörelerimizdeki rüzgar enerjisi potansiyellerinin belirlenmesi için çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından çalışmalar yapılmaktadır. Devlet Meteroloji İşleri Genel Müdürlüğü (DMİ), uzun süreden beri <span style="letter-spacing: -0.05pt">klimatolojik rüzgar verileri toplamaktadır. Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü (EİE) ise, </span>rüzgar enerjisi alanında Ar-Ge projeleri sürdürmek amacıyla, 1983 yılında bir çalışma başlatmıştır. İlk adım olarak DMİ Genel Müdürlüğü&#8217;ne ait istasyonlann 1970-1980 yıllan arasındaki aylık rüzgar hızı ve yönüne ait 10 yıllık veriler değerlendirilmiş ve ülke genelindeki <span style="letter-spacing: -0.05pt">doğal rüzgar dağılımı &#8220;Türkiye Rüzgar Enerjisi Doğal Potansiyeli&#8221; adı altında yayımlanmıştır. Bu </span>çalışmadan alınan aşağıdaki tablo, yedi coğrafık yörenin ortalama rüzgar enerji yoğunluğu ve rüzgar hızlarını göstermektedir. </p>
<p></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 10.1pt 26.65pt 0pt 0.5pt; line-height: 150%; text-align: justify"><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">                              <img src="http://img530.imageshack.us/img530/7168/clipboard01il3.jpg" /></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 10.1pt 26.65pt 0pt 0.5pt; line-height: 150%; text-align: justify"><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3" /></span></p>
<p><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar enerjisi potansiyelinin enerji üretimi amacıyla belirlenmesi kapsamında EİE İdaresi Genel Müdürlüğünce &#8220;Rüzgar Enerjisi Gözlem İstasyonu Projesi&#8221; başlatılmıştır. Proje kapsa­mında kurulan istasyonlarda, rüzgar verilerini toplama çalışmaları sürdürülmektedir. Bu arada ölçüm süresi tamamlanan Karabiga, Nurdağı, Şenköy, Karaburun ve Bandırma istasyonları sökülerek, bölge etüdleri sonucunda belirlenmiş olan Söke, Yalıkavak (Bodrum), Sinop, Eğirdir (İsparta) ve Foça&#8217;ya kurulmuştur. Mevcut gözlem istasyonlarına ait aylık ortalama hızlar aşağıdaki tabloda verilmektedir. </p>
<p></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt 3.35pt; line-height: 150%; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto"><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt 3.35pt; line-height: 150%; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto"><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3"><img src="http://img490.imageshack.us/img490/6609/clipboard02re0.jpg" /> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt 3.35pt; line-height: 150%; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto"><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3" /></span></p>
<p><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3"> Tablodaki üç yıllık ortalama rüzgar hızlarına göre, Kocadağ 8.5 m/s ile en yüksek ortalama <span style="letter-spacing: -0.05pt">rüzgar hızına sahiptir. Bunu sırasıyla Gökçeada (6.83 m/s), Akhisar (6.78 m/s) ve Belen (6.5 m/s) izlemektedir. Kocadağ için yıllık rüzgar güç yoğunluğu 1995 yılında 775 W/m<sup>2</sup>&#8216;dir. Bu değerler </span>Gökçeada, Akhisar ve Belen için; sırasıyla 457, 450 ve 343 W/m<sup>2</sup>?dir. </p>
<p></font></span><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Bu güne kadar yapılan çalışmaların sonucundan, ülkemizin doğal rüzgar potansiyeli hakkında bir </span><span style="color: black; font-family: Arial">fikir vermesi bakımından; Çanakkale Boğazı civan, Bozcaada, Gökçeada, Sinop, İnebolu, Bozkurt, Samsun, Bandırma, Balıkesir, Çorlu, Edremit, Ayvalık, Dikili, Çeşme, Bodrum, <span style="letter-spacing: -0.05pt">Bergama, Antakya, Anamur, Silifke, Mardin, Malatya, Erzurum, Seydişehir, Karaman ve Afyon </span>yöreleri rüzgar enerjisinden yararlanılabilir alanlardır. </p>
<p></span></font><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.3 Türkiye&#8217;de Rüzgar Enerjisi Kullanımı Çalışmaları</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.35pt">5.3.1</span></strong><strong><span style="color: black; font-family: Arial">  Mevcut Durum</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Türkiye&#8217;de rüzgar enerjisinden elektrik üretimi konusunda, kWh mertebesinde sadece Çeşme ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">Ankara&#8217;da olmak üzere 2 sistem mevcuttur. Bunlardan birincisi 1985 yılında Danimarka&#8217;dan ithal </span>edilip İzmir-Çeşme Altınyunus Turistik tesislerine kurulan sistem olup, yatay eksenli ve 3 kanatlı, 55/11 kW gücünde, &#8220;up-wind&#8221; türündedir ve halen işletilmektedir. Üretilen elektrik enerjisi turistik tesislerde tüketilmektedir. Diğeri, Ankara&#8217;daki 1.1 kW gücündeki düşey eksenli bir sistem olup, EİE tarafından başlatılan Ar-Ge çalışmaları kapsamında ODTÜ ile 1983 yılında <span style="letter-spacing: -0.05pt">yapılan işbirliği çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Şu anda, özel sektörün yap-işlet-devret modeli </span>kapsamında rüzgar santralı kurmak için yaptığı başvurular 25&#8242;e ulaşmış olup, bu olgu rüzgar elektrik santrallarına talep olduğunu göstermektedir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar enerjisinden mekanik enerji üretimi konusunda ise su pompaj sistemleri, özellikle Batı Anadolu Bölgemizde çok sayıda küçük uygulamalar şeklinde bulunmaktadır. İhtiyaç sahipleri tarafından yerel imkanlarla tasarım ve imal ettirilen bu sistemler, çok kanatlı, yatay eksenli, pistonlu pompalı ve düşük verimlidir. Bunlar küçük ölçekli sulama işlerinde kullanılmaktadır. Çok küçük atelye imkanları ile ilkel bir şekilde imal olunan ve bazı tasarım hataları da bulunan bu sistemler, çoğu kez kısa süre işletildikten sonra devre dışı kalmaktadır. </p>
<p></font></span><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Ege ve Marmara Bölgesinde rüzgar enerjisinden küçük ölçekli sulama için, mekanik rüzgar su </span><span style="color: black; font-family: Arial">pompaj sistemlerine önemli oranda talep olacağı EİE Genel Müdürlüğü&#8217;nce yapılan etüt çalışmalarında saptanmıştır. Dizel su pompaj motorlarının yakıt gerektirmesi, yakıt maliyeti ve taşıma sorunları gibi dezavantajları nedeniyle, rüzgar potansiyeli yeterli olan bölgelerde küçük <span style="letter-spacing: -0.05pt">çiftçilerce giderek artan bir talep beklenmektedir. Ayrıca, küçük güçlü rüzgar jeneratörleri için de </span>talep olduğu gözlenmektedir. </p>
<p></span></font><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.25pt">5.3.2</span></strong><strong><span style="color: black; font-family: Arial">  Ar-Ge Çalışmaları</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Ülkemizde rüzgar enerjisi Ar-Ge çalışmaları, başta Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü Rüzgar Enerjisi Şubesi olmak üzere, bazı üniversitelerde sürdürülmektedir. EİE 1990 yılından itibaren seçilmiş potansiyelli rüzgar alanlarında nisbeten açık ortamlarda serbest rüzgar hızlarını tesbit edebilmek için, hafızalı rüzgar ölçüm aletleriyle ölçüm yapmaktadır. Rüzgar türbinleri ve rüzgar enerjisi potansiyeli konularında İstanbul Teknik Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi&#8217;nde  (MAM) yapılmış ve devam eden çalışmalar vardır. Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından Türkiye doğal rüzgar potansiyeli üzerindeki çalışmalar sürmektedir. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.3.3  Türkiye?de Yürütülen Rüzgar Enerjisi Projeleri</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Türkiye Elektrik Üretim ve İletim A.Ş. (TEAŞ), Avrupa Birliği&#8217;ne üye Akdeniz ülkeleriyle (İspanya, Portekiz, Fransa, İtalya, Yunanistan) birliğe üye olmayan Güney Akdeniz ülkelerinin (Fas, Cezayir, Tunus, Mısır, Filistin, Türkiye) ortaklaşa yürüteceği INTERSUD-MED projesine <span style="letter-spacing: -0.05pt">katılmıştır. Projenin amacı, Güney Akdeniz ülkelerinde yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik </span>enerjisi üretimine entegrasyonunu sağlamak üzere ön fizibilite çalışmaları yapmaktır. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Türkiye&#8217;nin öncelikli seçimi; maliyet ve potansiyel yönünden konvansiyonel enerji kaynaklarıyla en fazla rekabet edebilecek düzeyde olduğu görülen rüzgar enerjisiyle elektrik üretimi olmuştur.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Bu projenin sonucunda projeye katılan her ülkede, rüzgar türbini, fotovoltaik, güneş santralı, biyokütle santralları ile jeotermal santrallann kurulabilme potansiyeli, ülkelerin elektrik enerjisi ihtiyacı, altyapısı, yer bilgileri, teknolojiye yönelik imalat kapasitesi, mevcut iş kaynağı vb. konular göz önüne alınarak tesbit edilecektir. Proje çerçevesinde gerçekleştirilecek iş programı, <span style="letter-spacing: -0.05pt">yedi ayrı görevden meydana gelmektedir. Bunlar ana hatları itibarı ile aşağıda sıralanmıştır:</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?        <span style="letter-spacing: -0.05pt">Verilen yerel şartlarda yer ve teknoloji seçimi</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?        Güney Akdeniz ülkelerinin, elektrik üretimi açısından kurumsal yapılanmalarının analizi </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?        Yenilenebilir enerji kaynaklı üretim tesisleri için, sisteme bağlantılarını da içeren temel mühendislik ve tekno ekonomik çalışmalar </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?        Ülkenin üretim tesisi imalatı ve teknoloji transferi açısından yerel endüstriyel kapasitesinin saptanması </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?        <span style="letter-spacing: -0.05pt">Sosyal ve ekonomik etkilerin belirlenmesi</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?        <span style="letter-spacing: -0.1pt">Çevre etkileri</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?        Finans modellerinin geliştirilmesi </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">EİE İdaresi Genel Müdürlüğü&#8217;nden mevcut ölçüm istasyonlarına ait rüzgar hız ve yön değerleri satın alınmış ve temin edilen harita ve yer bilgileriyle birlikte, ilgili proje kuruluşu olan <span style="letter-spacing: -0.05pt">ENDESA&#8217;ya (İSPANYA) gönderilmiştir. Çalışmalar sonucu aday bölgeler arasında rüzgar çiftliği </span>kurmaya en uygun yerlerden biri olan İzmir-Kocadağ seçilmiştir. TEAŞ, bu proje kapsamında <span style="letter-spacing: -0.05pt">yapılacak çalışmalarda kullanmak üzere WASP (Wind Atlas Analysis and Application Program) </span>programını, Danimarka&#8217;dan satın almıştır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Türkiye&#8217;de yürütülen diğer proje, Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği Türkiye Şubesi (AREB-TŞ) girişimi sonucunda, EİE ile bir protokol çerçevesinde ortaklaşa yürütülmesi kararlaştırılan Avrupa Yatırım Bankası destekli proje olup, &#8220;Rüzgar Enerjisi Fizibilite Çalışması&#8221; adını taşımaktadır. 300 bin ECU&#8217;lük harcamayı ön gören bu proje için yerli ve yabancı müşavir firma seçimleri yapılmıştır. Proje ön çalışmalar aşamasındadır. Bundan sonra rüzgar kaynağı değerlendirmeleri, rüzgar çiftliği dizaynı, ekonomik analiz, çevre etkilerini değerlendirme <span style="letter-spacing: -0.05pt">çalışması, sonuçların genel değerlendirilmesi aşamaları gerçekleştirilecektir.</span> </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.4 Dünya Teknolojisinde Ulaşılan Düzey</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">1990 yılında dünyada rüzgar santralı kurulu gücü 2160 MW iken, 1993 yılının başlarında 2500 MW&#8217;a, 1994 yılında 3738 MW&#8217;a 1995&#8242;de 4843 MW&#8217;a ve 1996 yılında 6097 MW&#8217;a (Nisan 1997 tarihli Wind Povver raporuna göre) yükselmiş bulunmaktadır. Bu kurulu gücün %57.5&#8242;i <span style="letter-spacing: -0.05pt">Avrupa?da, %26.4?ü Kuzey Amerika?da (bunun %98.7?si ABD?de), %14.7?si Asya?da (%91?i </span>Hindistan&#8217;da olmak üzere) bulunmaktadır. Dünya kurulu gücündeki yıllık artış %20.6 düzeyindedir. Avrupa kurulu kapasitesindeki yıllık artış ise %28.2 düzeyini bulmaktadır. Avrupa&#8217;nın kurulu rüzgar gücü 1989 yılında yalnızca 320 MW idi. Bu kurulu güç 1990&#8242;da 477 MW, 1991?de 643 MW, 1992?de 891 MW, 1993?de 1 123 MW, 1994?de 1723 MW, 1995?de 2518 ve 1996 yılında 3216 MW olmuştur. Böylece yedi yılda 10 kat artış sağlanmıştır. Avrupa&#8217;da kurulu rüzgar gücü açısından birinci sırayı Almanya almakta, ardından Danimarka, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsveç, Yunanistan ve İtalya gelmektedir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">21. yüzyılın eşiği 2000 yılı için kurulu kapasite hedefi ABD&#8217;de 2800 MW, Avrupa&#8217;da 6340 MW, Asya&#8217;da 3817 MW ve tüm dünyada 13803 MW&#8217;dır. 2000 yılı Avrupa&#8217;sında en büyük kapasite 2000 MW ile Almanya?da olacak, onu 1000 MW ile Danimarka, 800?er MW ile İngiltere ve İspanya izleyecektir. Yunanistan&#8217;ın programlanan 2000 yılı kapasitesi 200 MW&#8217;dır. Hindistan 2000 yılında 2000 MW, Çin 2000 yılında 1000 MW ve İsrail 2000 yılında 2000 MW güç düzeylerini tasarlamaktadır. ABD&#8217;nin beklentisi, önümüzdeki 10-12 yılda rüzgardan üreti­lecek elektriğin diğer tüm kaynaklardan daha ucuz olacağıdır. Gelecek 10 yıl sonunda ABD, elektrik üretiminin %20&#8217;sini rüzgardan sağlamayı hedeflemiştir. Avrupa Birliği 2010 yılında birincil enerjinin %11.5&#8242;unu ve elektriğin %23.5&#8242;unu yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefleyerek, elektrik üretiminde rüzgara %2.8&#8242;lik pay ayırmıştır (&#8220;Avrupa Birliği White Paper for a Community and Action Plan; COM (97) 599 final (26/11/97)&#8221;). Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği, Avrupa&#8217;da kurulu kapasitenin 2005 yılında 12 bin MW olacağını, 2030 yılında 100 bin MW&#8217;a çıkacağını ve bunun denizüstü payının %25&#8242;den az olmayacağını tahmin etmektedir. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.4.1  Rüzgar Türbinlerinin Gelişiminde Ulaşılan Düzey</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Ucuz petrol döneminde güncellik kazanamayan rüzgar enerjisi, 1974-1978 yapay petrol bunalımlarının ardından, artan uygulamalar ve teknolojik aşamalarla gündeme girmiştir. Artık geçmişteki rüzgar jeneratörleri yerine, modern ve çağdaş rüzgar enerjisi çevrim sistemleri (WECS) üzerinde durulmaya başlanmıştır. Az sayıda tüketiciyi besleyecek tekil makineler yerine, birden çok türbin içeren rüzgar çiftlikleri ile elektrik şebekelerinin beslenmesi amaç olmuştur. Rüzgar türbinlerinin ve teknolojisinin geliştirilmesine, 980&#8242;li yıllarda Uluslararası <span style="letter-spacing: -0.05pt">Enerji Ajansı koordinatörlüğünde yürütülen Ar-Ge çalışmalarının büyük etkisi olmuştur.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Günümüzün büyük güçlü rüzgar santrallan elektrik şebekesine bağlı ve birden fazla türbin içeren rüzgar çiftlikleri biçimindedir. Rüzgar santralının ana yapı elemanı, aerojeneratör de denilen rüzgar türbinidir. Bir rüzgar türbini, çevredeki engellerin rüzgarı kesemeyeceği yükseklikte bir kule, bunun üzerine yerleştirilmiş bir gövde (ya da tekne) ve rotordan oluşur. Rotorlarının konumlarına (şaft eksenlerine) göre türbinler, yatay eksenli veya düşey eksenli olurlar. Elektrik üretim amaçlı modern rüzgar türbinlerinin çoğunluğu yatay eksenlidir. Yatay eksenli türbinler, rüzgarın kuleyi yalamadan rotora çarpması durumunda ileri ya da üst rüzgarlı (up-wind), önce kuleye dokunup sonra çarka gelmesi koşulunda geri ya da alt rüzgarlı (dovvn<span style="letter-spacing: -0.05pt">wind) türbin adını alırlar. Açıklanan makinede rüzgar enerjisi, Betz teoremi uyarınca maksimum </span>%59.3 teorik verimle mekanik enerjiye çevrilebilir. </p>
<p></font></span><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Yapılan sistem analizlerinde, rüzgar enerjisi gelişiminde 60-100 m çapındaki sistemler (1-3MW) </span><span style="color: black; font-family: Arial">optimum büyüklük olarak tesbit edilmiştir. 1981&#8242;de ABD&#8217;de tesis edilen sistemler ortalama 50 kW&#8217;lık makinelerden sonra, makine başına ortalama olarak 1987&#8242;de 110 kW ve 1997 yılında ise 750 kW&#8217;a yükselmiştir. Bu trend, büyük boyutlu türbinlere doğru kararlılıkla devam etmektedir. Bugünlerde ticari ortama girmiş makinelerin 500-750 kW arasında olanları en düşük fiyattan elektrik enerjisi üretebilmektedir </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rotor bir göbek (hub) ile şafta bağlıdır. Rüzgarın kinetik enerjisi rotor tarafından mekanik enerjiye çevrilir ve şaftın dönü hareketi gövde içerisindeki transmisyon sistemine, oradan <span style="letter-spacing: -0.05pt">jeneratöre aktarılır. Transmisyon sistemi, jeneratör ve yardımcı üniteler gövde içerisinde yer alır. Rüzgar türbinleri nisbeten düşük rüzgar hızlarında çalışırlar. Dişli kutusu devir sayısını yükseltir. </span>Bu nedenle, senkron jeneratörde ihtiyaç duyulan devir sayısı dişli kutusu çıkış milinde temin edilir. Dişli kutularının transmisyon oranı 1/20 ile 1/60 arasında olup, helisel dişli kutularının <span style="letter-spacing: -0.05pt">yanı sıra güneş-planet dişli sistemli transmisyon kutuları görülmektedir. Dişli kutusu bulunmayan </span>türbinler de yapılmış olup, bunlarda değişken hızlı direkt devitimli özel senkron jeneratörler vardır. Türbinlerin tanıtılan üniteleri dışında; hidrolik devitimli mekanik ve aerodinamik frenleme düzenleri, yönlendirme için elektrik motorlu yay mekanizmaları, mikroişlemcili logic kontrol-kumanda ve bilgisayarlı monitör sistemleri bulunmaktadır. Sistemlerin şebekeye bağlantısı soft starter ve konvertörle yapılmakta, şebeke bağlantı gerilimi 380-690 V, bağlantı frekansı 40-80 Hz olmaktadır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Elektrik üretiminde kullanılan yatay eksenli türbinler; yüksek hızlı, düşük ilk hareket momentli, az kanatlı propeller türbinler, difüzörlü türbinler ve tornado türbinler olarak üçe ayrılır. Düşey eksenli türbinlerin ise Darrieus türbinleri, Darrieus-Savonius kombinasyonu türbinler ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">Musgrove türbinler olmak üzere belli başlı üç tipi vardır. Propeller rotorların verimleri %45 iken, </span>Darrieus rotorlarda verim %32&#8242;ye düşmektedir. Yaygın olan propeller türbinler, hız karakte­ristiğine göre değişken hızlı ve sabit hızlı olarak da ayrılırlar. Değişken hızlı türbinler daha çok <span style="letter-spacing: -0.1pt">kullanılır. &#8220;The World Directory of Renevvable Energy&#8221; içerisinde yer alan rüzgar türbini üreticisi </span>8 büyük firmadan alınan verilere göre, bugün için dünya piyasasında bulunan ve santral kurmak için kullanılabilecek rüzgar türbinlerinin güçleri 00 kW ile 650 kW arasında değişmektedir. 250-750 kW arası türbinler yaygın biçimde bulunmaktadır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Tümü yatay eksenli propeller tip türbinler olup, rotor kanat sayıları bir ile üç arasında değişmektedir. Yaklaşık %93&#8242;ü üç kanatlı, geriye kalan %7&#8217;si iki kanatlıdır. Genellikle üst rüzgarlı (up-wind) tip türbinlerdir. Rotor çaplan 8-65 m, rotor süpürme alanları 255-3320 m<sup>2</sup>, rotor dönü hızlan 28-60 rpm arasındadır. Çalışmaya başlangıç rüzgar hızı 3-4 m/s kadar olup, nominal güçlerini -4 m/s rüzgar hızlarında üretmektedirler. Çalışmanın durdurulması (frenleme) rüzgar hızı 20-28 m/s arasındadır. Rotorlann zarar görebileceği rüzgar hızı 50 ve 70 m/s den büyüktür. Rüzgar hızına göre rotor güç ayan için kanat açıları değişebilir aktif (stall) düzen kullanılmaktadır. Kanatlar polyester ile kuvvetlendirilmiş fıberglass veya epoksi ile güçlendirilmiş fiber karbondan yapılmakta ve çelik omurga ile desteklenmektedir. Rotor huba direkt bağlanmakta, şaftın 2-8<sup>o</sup> arasında bir eğimi olmaktadır. Hub yüksekliği 30 ile 70 m kadardır. Mekanik frenleri disk fren iken, aerodinamik frenleri aktif negatif kanat ayan olmaktadır. Makinelerin teknolojisi itibari ile emre amadelikleri %98-99 civarındadır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Gürültü önlemek için türbin gövdeleri ses izolasyonludur. Kafes veya boru biçiminde olmak üzere iki temel kule tipi vardır. Boru biçiminde olan kuleler genelde daha hoş görünümlüdür. Kuleler çelik kafes, çelik konik boru, çelik silindir, beton konik boru ya da silindir biçiminde yapılmaktadır. Kafes kulelerin dışındaki konstrüksiyonlar iki ya da üç parçalıdır. Kafes kule ucuzdur ancak görüntü kirliliği nedeni ile hemen hemen terk edilmiştir. Rotor 3-26 ton, gövde 10-56 ton ve kule ağırlığı 12-88 ton arasında değişmektedir. Türbinler için hesaplanan çalışma ömrü 20 yıl kadardır. Bu ömrün 30 yıl olduğu savlanılmakla birlikte, konu test ve inceleme aşamasındadır. Türbin gücü, rüzgar hızının, süpürme alanının ve güç faktörünün fonksiyonudur. Rüzgar hızı yükseklikle arttığından, aynı çaplı bir rüzgar rotorunun daha yüksek kuleye <span style="letter-spacing: -0.05pt">yerleştirilmesi ile elde olunabilecek güç artmakta ise de, kule ağırlığının ve maliyetin artması bir </span>sınır koymaktadır. Türbinden bir yıl boyunca üretilebilecek enerji ise yıllık ortalama rüzgar hızına ve frekansına bağlıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar enerjisi için bir diğer uygulama alanı küçük güçlerde olmak üzere otoprodüktör elektrik üretimi ve mekanik enerji ile su pompajıdır. Küçük güçlü rüzgar jeneratörleri birkaç yüz W ile birkaç kW arasında güce sahiptirler. Elektrik şebekesinden bağımsız olarak çalıştırılan bu makinelerde akülü depolama sistemleri bulunur. Bunlar küçük ve uzak yerler için güvenilir güç üretirler. Bu sistemler diğer enerji çevrim sistemleri (fotovoltaik veya dizel jeneratörler) ile entegre biçimde kullanılabilmektedir. Deniz fenerleri ve telekomünikasyon alanında tipik uygulama örnekleri vardır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">1990 yılında dünya çapında bir milyonun üzerinde rüzgar su pompaj sisteminin işletilmekte olduğu tahmin edilmektedir. Halen bir yılda tesis edilen rüzgar pompaj sistemleri tahminen 10 binin üzerindedir. Rüzgar mekanik su pompajında, temelde klasik çok kanatlı çarklar kullanıl­maktadır. Bu makineler düşük rüzgar hızında çalışabilen, yüksek ilk hareket momenti sağlayabilen ve su pompası ile bağlantılı olarak çalışan ünitelerdir. Rüzgarla su pompajı konusunda geliştirilmiş bulunan mekanik sistemlerden elde edilen suyun maliyetleri, rüzgar hızına ve talep edilen pompaj yüksekliğine bağlı olarak değiştiğinden elde edilen suyun maliyeti <span style="letter-spacing: -0.05pt">m<sup>3</sup> başına maliyet yerine mekanik eşdeğer enerji maliyeti olarak verilmektedir. Bu değer 3 m/s </span>rüzgar hızı için 3 $/kWh civarındadır, yapılabilecek iyileştirmeler ile bu rakamın 0.8 $/kWh&#8217;a düşürülebileceği tahmin edilmektedir. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.4.2 Rüzgar Enerjisi Ekonomisi</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar enerjisi bedava enerji değildir. Rüzgarın fiyatı yoktur, ama taşıdığı enerjinin tutularak istenilen biçime çevrilmesi için yatırım ve harcama gerektiren rüzgar türbin- jeneratör <span style="letter-spacing: -0.05pt">sistemlerine gerek vardır. Bu nedenle rüzgardan üretilen elektriğin bir maliyeti bulunur. Sağlanan </span>teknolojik gelişmeler ve verim artışları ile bu maliyet sürekli düşürülmüştür. Ortalama 25 yıl <span style="letter-spacing: -0.05pt">amortisman süresi olan türbinler için ilk yatırım gideri ABD&#8217;de 750 $/kW düzeyine indirilmiştir. </span>Ancak, Avrupa ve dünya piyasasında modern rüzgar türbinlerinin kuruluş maliyeti 1400 $/kW&#8217;a kadar çıkmaktadır. Rüzgar enerjisi kullanımının gelişebilmesi için bu fiyatın 1000 $/kW&#8217;ın altında kalması gerekmektedir. Denizüstü rüzgar türbinleri kara tipi türbinlere göre 1.5-2 kat daha pahalıya kurulabilmektedir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Amerika&#8217;da 1981 yılında ilk rüzgar enerjisi projelerinde rüzgar elektriğinin birim maliyeti 30 cts/kWh iken, onbeş yıl sonrasında 5 cts/kWh&#8217;ın altına düşürülmüş olup, 1997 yılında 3.5 cts/kWh&#8217;a kadar inen uygulamalar vardır. Avrupa&#8217;da rüzgar elektriğinin en yüksek maliyeti 10.2 cts/kWh ile kurulu gücün en çok olduğu Almanya&#8217;da görülmekte, en düşük maliyet ise İngiltere&#8217;de 5.7 cts/kWh düzeyinin altında bulunmaktadır. Ancak, Almanya&#8217;da 5.6 cts/kWh&#8217;a düşen, İngitere&#8217;de ise 6.2 cts/kWh&#8217;a çıkan uygulamalar vardır. İngiltere&#8217;de rüzgardan elde edilen <span style="letter-spacing: -0.05pt">elektriğin birim maliyeti gaz santrallarından üretilen elektriğin maliyetinin 1.4 katı iken, nükleer </span>santrallardan üretilenin %52&#8217;si, yeni kömür santrallarından elde olunanın da %71&#8242;i kadardır. Avrupa&#8217;da rüzgar çiftliklerinden elektrik dağıtım kuruluşlarınca enerji alım bedelleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">  </p>
<p></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 4.8pt 0cm 0pt 92.4pt; line-height: 150%"><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt"><img src="http://img490.imageshack.us/img490/1595/clipboard03ei5.jpg" /> </span></font></p>
<p><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Kaynak.: Wind Power Monthly, November 1996</span><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Birim güç başına türbin fiyatlarına gelince, ABD&#8217;de iç fiyat olarak 750 $/kW düzeyine inilmiş olmakla birlikte, Avrupa&#8217;da rüzgar türbini üretici 18 büyük firmadan Türkiye için alınan tekliflere göre, özgül türbin fiyatları 900-1250 $/kW arasında bulunmaktadır. Bugün için santral kurmada önemli olan 450-750 kW&#8217;lık türbinlerin ortalama özgül fiyatı 1000 $/kW dolayla­rındadır. 1000 kW ve daha büyük güçlü türbinler, henüz yeni geliştirilen yeni teknoloji ürünü <span style="letter-spacing: -0.05pt">makineler olduklarından, bunların özgül fiyatları 1400 $/kW&#8217;ın üzerine çıkabilmektedir. Genelde </span>türbin gücünün artması ile özgül türbin fiyatı düşmektedir. Örneğin, 100 kW&#8217;ın altındaki makinelerde özgül fiyatın 1300-1700 $/kW düzeylerine yükseldiği görülmektedir. 100-250 kW arasındaki türbinler için özgül fiyat 1150-1400 $/kW düzeylerindedir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Onbeş yılda rüzgar elektriğinin birim maliyeti yedide birine düşürülmüştür ve yeni kömür santralları ve nükleer santrallardan ucuz, doğal gaz santrallarından pahalıdır. Çeşitli ülkelerin <span style="letter-spacing: -0.05pt">yanı sıra Türkiye için de geçerli olmak üzere, ticari elektrik üretiminde 5-6 cts/kWh sınır alınırsa, </span>rüzgar elektriğinin en düşük birim maliyeti bu sınırın altına inebilmektedir. Bir kömür santralından üretilen elektriğin çevre maliyeti 5 cts/KWh&#8217;ı aşabilmektedir. Rüzgar santrallannın kuruluş maliyeti 1000 $/kW düzeylerine indirilmiş olduğundan, bu santrallar çevre ile uyumlu ekonomi açısından klasik santrallarla rekabete girişebilecek duruma gelmişlerdir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Fosil yakıtlara karbon vergisi getirilirse, rüzgar enerjisi çoğu ülke için öncelikli pozisyonlar yakalayabilir. Yüksek bir karbon vergisi, rüzgar enerjisinin yaygın olarak kullanılmasını, planlanandan 5-10 yıl daha erkene alabilir. Rüzgar enerji ekonomisi, enerji tasarrufu ekonomisi ve verim yükseltme ölçümleri ile rekabet edebilmelidir. Rüzgar enerji ekonomisinde türbinlerin ömürleri de etkilidir. Halen, ömürlerin 30 yıl olacağı konusu test edilmektedir. Ömür önemli oranda düşük çıkacak olursa, rüzgar enerjisi gelişiminde gecikme ya da duraklama görülebilir. Ancak, geliştirilmiş rüzgar türbinlerinin 30 yıllık bir doğal deneyim süresi bulunmamaktadır. Laboratuvar koşullarında yapılan ömür testleri ile bazı kestirimlerde bulunulabilire de, 30 yıl bu tür makineler için olduça uzun bir ömür olarak görülebilir. Her beş yılda bir teknolojinin önemli oranda değiştiği de göz önüne alınırsa, hesaplamalarda rüzgar türbinlerine 20-25 yıldan yüksek ömür tanınmamalıdır. Yakıt fiyatları tahmin edilenden yüksek düzeylere ulaşırsa, rüzgar enerjisinin gelişimi daha hızlı olabilir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Genel olarak iyi bir rüzgar tarlasında toplam üretim maliyetinin 0.05-0.10 $/kWh olacağı söylenebilir. Toplam üretim maliyetini en çok etkileyen, rüzgar hızı ve iç karlılık oranı tahminleridir. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği (EWEA) tarafından yaptırılan bir çalışmada, hub seviyesindeki rüzgar hızının ve 20 yıllık bir borçlanmada gerekli karlılık oranının fonksiyonu olarak hesaplanan elektrik maliyeti ($/kWh) aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Tablo 4: hub seviyesindeki rüzgar hızının ve 20 yıllık bir borçlanmada gerekli karlılık oranının fonksiyonu olarak</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.1pt">hesaplanan elektrik maliyeti ($/kWh)</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font></p>
<table class="MsoNormalTable" style="margin: auto auto auto 2pt; border-collapse: collapse; mso-padding-alt: 0cm 0cm 0cm 0cm" cellspacing="0" cellpadding="0" border="0">
<tr style="height: 20.7pt; mso-yfti-irow: 0">
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; line-height: 150%; text-align: center; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto" align="center"><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3"> </font></span></p>
<td style="width: 0px; height: 28px; background-color: transparent; border: #ece9d8"><font face="Times New Roman" size="3" /></td>
</tr>
<tr>
<td style="border-right: windowtext 1pt solid; padding-right: 2pt; border-top: windowtext 1pt solid; padding-left: 2pt; background: white; padding-bottom: 0cm; border-left: #ece9d8; width: 74px; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1pt solid; height: 36.95pt" valign="top" rowspan="2"><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial" /></strong><span style="color: black; font-family: Arial"><strong /></p>
<p></span></font> </td>
<td style="border-right: windowtext 1pt solid; padding-right: 2pt; border-top: windowtext 1pt solid; padding-left: 2pt; background: white; padding-bottom: 0cm; border-left: #ece9d8; width: 90px; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1pt solid; height: 36.95pt" valign="top" rowspan="2">
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 2.15pt 0pt 2.4pt; text-indent: 10.55pt; line-height: 150%"><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial" /></strong></font></p>
</td>
<td style="border-right: windowtext 1pt solid; padding-right: 2pt; border-top: windowtext 1pt solid; padding-left: 2pt; background: white; padding-bottom: 0cm; border-left: #ece9d8; width: 298px; padding-top: 0cm; border-bottom: windowtext 1pt solid; height: 36.95pt" valign="top" colspan="4">
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 0cm 0cm 0pt 52.8pt; line-height: 150%; mso-margin-top-alt: auto; mso-margin-bottom-alt: auto"><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial" /></strong></font></p>
</td>
<td style="width: 0px; height: 49px; background-color: transparent; border: #ece9d8"><font size="3" /></td>
</tr>
</table>
<p><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Yukarıda açıklanan çıplak maliyetlerin yanı sıra sosyal maliyetlerin de ele alınması gerekir. Çünkü, elektrik üretiminde uygulanan belirli bir teknolojinin tüm maliyetlerini toplum <span style="letter-spacing: -0.05pt">ödemektedir. Rüzgar enerjisi ve alternatiflerinin toplam sosyal veya dış maliyetlerini kıyaslamak </span>için, şu maliyet kalemleri dikkate alınmaktadır: Ar-Ge maliyeti, devletin yüklendiği Ar-Ge maliyeti, sağlanan vergi indirimi veya kolaylığı, borçlanma (borç garantileri), çevre temizliği maliyeti, ekonomik gelişme maliyeti, arz emniyeti &#8211; güvenliği ve bağlantı maliyeti, sistem işletme maliyetleri, kaynak tüketme maliyeti. Bu maliyet kalemleri açısından yapılan değerlendirme, rüzgar enerjisini avantajlı duruma getirmektedir. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.4.3 Rüzgar Türbinlerinin Çevre Etkileri</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar enerjisi temiz bir kaynaktır. Bugün dünyanın en önemli çevre sorunu atmosferdeki C0<sub>2 </sub>artışından ve sera etkisinden kaynaklanan küresel ısınmadır. Oysa, rüzgar santralları C0<sub>2 </sub><span style="letter-spacing: -0.05pt">emisyonu olmayan santrallardır. Bunların C0<sub>2</sub> emisyonundan sağladıkları tasarruf, literatüre göre 1000-2500 tonCO<sub>2</sub>/MWyıl kadardır. Ülkemiz koşullarına göre yapılan değerlendirme, rüzgar </span>santralları ile C0<sub>2</sub> şahmından tasarrufun kömür santrallanna göre 3750 tonC0<sub>2</sub>/MWyıl, petrol santrallarına göre 3000 tonC0<sub>2</sub>/MWyıl ve doğal gaz santrallanna göre 2275 tonC0<sub>2</sub>/MWyıl olacağını ortaya koymuştur. Ayrıca, NO<sub>x</sub> ve SO<sub>x</sub> ile uçucu kül atımını engellemek gibi yararlan da vardır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgarın temiz kaynak olması, olumsuz çevre etkilerinin hiç bulunmaması demek değildir.. Ancak sıralanacak olumsuzluklar, yok sayılacak düzeylerdedir. Yine de rüzgar projelerinin araziye uyumlu ve yerel toplumların danışmanlığıyla geliştirilerek hazırlanması önem taşımak­tadır. Bu yolla kamuoyunun desteği de sağlanacaktır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar tarlalarının geniş alan istemesi bir sorun gibi gözükebilir. Tek türbin açısından bakıldığında alan gereksinimi 700-1000 m<sup>2</sup>/MW düzeyindedir. Rüzgar tarlalarının birim kurulu güç başına toplam alan gereksinimi ise, bunun 150-200 katı üzerinde olup, tarla özgül alanı 0.1-0.2 km<sup>2</sup>/MW arasındadır. Ancak, rüzgar tarlalarında türbinlerin kapsadığı gerçek alan, tarla toplam alanının %1-1.2&#8217;si kadardır. Türbinlerin aralarında yetiştiricilik yapılabildiğinden, arazi kaybı söz konusu değildir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar santrallarının görsel ve estetik olarak kişileri rahatsız etmesi, gürültü yapması, kuş ölümlerine neden olması, gerek radyo ve gerekse TV alıcılarında parazitler oluşturması gibi olumsuz çevre etkileri ile kaza olasılıkları vardır. İngiltere&#8217;de büyük rüzgar çiftlikleri (10 türbinden fazla veya 5 MW&#8217;ın üzerinde) çevre sorunları nedeni ile milli park alanlarının sınırlan içinde kurulamıyorlar. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Görüntü kirliliğini engellemek ve estetik görünüm için pilon tipi kafes kulelerin yerini boru kuleler almıştır. Türbinlerin haberleşmede parazit oluşturması ise 2-3 km&#8217;lik alanla sınırlı kalmaktadır. Ancak, rüzgar türbinlerinin kuşlar için ölüm tuzağı olması önlenememektedir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar türbinlerinden yayılan gürültü iki kaynaktan üretilir. Mekanik gürültü, dişli kutusu, jeneratör ve yedek motorların oluşturduğu gürültüdür. Aerodinamik ya da geniş bant gürültüsü, makinenin kanatlan üzerinden hava geçerken oluşur. Mekanik gürültü, akustik kılıfların ve özel dişlilerin dönen parçalannın ses emici malzeme ile kaplaması gibi birçok standart tekniğin kullanılması ile azaltılabilir. Aerodinamik gürültü ise, hava içinde hareket eden kanatlann hızına <span style="letter-spacing: -0.05pt">bağlı olarak artar. Gürültü etkisi, topografık ve ikamet edilen bölgelerin yakınındaki yerlere göre </span>rüzgar türbinlerinin dikkatli yerleştirilmesi ile kolayca azaltılabilir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar çiftliği içerisindeki ses, geliştirilmiş türbinlerin bulunduğu ortamda bile 85 dB düzeyindedir. Araba içerisindeki gürültü ise 80-90 dB kadardır. Rüzgar tarlaları ile yerleşim <span style="letter-spacing: -0.05pt">birimleri ve konutlar arasındaki uzaklığın 300 m&#8217;den az olmaması, standart 400 m olması gürültü </span>korumasını sağlamakta, bu koşulda var olan taban gürültüye 5dB daha gürültü eklenmektedir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Böylece, 400 m uzaklıkta gürültü kirliliği 36.9-56 dB olarak kaydedilmiştir.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Toplum sağlığı açısından rüzgar enerjisi olumsuzluğu, toplumun gün kaybını gösteren 0.2-0.6 PDL/MW<sub>e</sub>yıl parametresi ile değerlendirilmektedir. Burada PDL = halk bireyi-kayıp gün sayısıdır. Hastalık tipi kazalar ise WDL ile ölçülmekte olup, WDL = işgünü kaybıdır. Rüzgar enerjisi için hesaplanan değer 0.4-10 WDL/MW<sub>e</sub>yıl olarak bildirilmektedir. Yılda 1000 MW<sub>e </sub>başına, zarar/kaza oranı 3 ve ölüme sebebiyet de 0.09-0.6 ölüm/1000 MW<sub>e</sub>yıl olarak rapor edilmektedir. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.5 Öncelikli Uygulamalar ile ilgili Eğitim, Öğretim ve Ar-Ge Etkinlikleri</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Dünyadaki teknolojik gelişime ve uygulamaya koşut olarak, ülkemizin de elektrik üretiminde rüzgardan yararlanması gereklidir. Nitekim, yap-işlet-devret modeli kapsamında rüzgar elektrik santralı kurmak istemiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;na 20&#8242;yi aşkın başvurunun yapılmış olması bu yargıyı doğrulamaktadır. Türkiye&#8217;de rüzgar santralları kurulmasına 500-1000 M W lık paket projelerle başlanmalıdır. Paketlerin uygun sürede bitirilmesi planlanmalı, her <span style="letter-spacing: -0.05pt">paket için ayrı teknik, ekonomik ve mali koşullar belirlenmelidir. İlk projelerde Ege ve Marmara </span>kıyılarına öncelik tanınması uygun olacaktır. Karasal türbinlerin yanı sıra karasuları içerisinde denizlerde, ada, adacık ve kayalıklarda da rüzgar türbinleri kurulmalıdır. 2000 yılının rüzgar santralı hedefi 500 MW&#8217;dan az olmamalıdır. Avrupa Topluluğu&#8217;nun enerji politikası hedefleri ile uyum sağlayabilmek için ülkemizde 2005 yılında kurulu rüzgar gücünün 900 MW&#8217;dan az olmaması gerekmektedir. Bu değer en az 1000 MW olarak hedeflenmelidir. 2020 yılının hedefi ise 5000-10000 MW arasında seçilmelidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Türkiye&#8217;nin rüzgar enerjisinden yararlanması için, bir master plan kapsamında planlı bir politika oluşturması gerekir. Bu politikanın taşıması gereken bazı temel ilkeler aşağıda sıralanmıştır: </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Ülkemizde var olan rüzgar potansiyelinden elektrik enerjisi üretilmesi, bu enerjinin rüzgar enerjisi çevrim sistemleri ve rüzgar çiftlikleri ile mevcut elektrik ağına ekonomik ölçüler içinde aktarılması ve böylece mevcut enerji sektörüne rasyonel bir destek sağlanması temel politika olmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Ülkemizin rüzgarlı yörelerinde az 2 yıl süreli ve bir veya daha fazla alanda, farklı <span style="letter-spacing: -0.05pt">yüksekliklerde (10, 20 ve 30 m gibi) rüzgar hızı ölçümleri (0.1 m/s hassasiyetle) yapılmalı ve </span>yöresel rüzgar potansiyelleri belirlenmelidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Türkiye&#8217;nin rüzgar potansiyelinin belirlenmesi için rüzgar ölçümlerinin yapılması, standart bir </span>veri tabanı geliştirilmesi ve rüzgar atlasının hazırlanması gerekmektedir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Elektrik üretimine uygun rüzgar kaynak potansiyelinin kesin belirlemesi yapılmalıdır.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Yap-işlet-devret ve/veya yap-işlet modeli kapsamında gerçekleştirilecek rüzgar santrallannın </span>kurulmasına ilişkin izinlerin alınmasındaki bürokratik işlemler kolaylaştırılmalı, ancak fizibilite raporları ve projelerin ulusal master plana uygunlukları sıkı biçimde denetlen-melidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Bu tür santrallardan üretilecek elektriğin ilk 5-9 yıllık bir süreçte yatırımcıya sübvansiyon <span style="letter-spacing: -0.05pt">tanıyacak bir fiyatla dağıtım şirketlerince satın alınması garantisi getirilmelidir.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Yenilenebilir kaynaklar enerji dışalımına dayanmadıklarından, başlangıçta alışılagelmiş kaynaklardan pahalı olsa bile, ulusal ekonomi açısından kazançlı kaynaklardır. Rüzgar santrallarına yeni adım atılırken, ilk adım maliyeti denilen sübvansiyonlu maliyet uygula­ması, devlet desteği olarak biçimlendirilmelidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Teknolojinin ilk kazanımı aşamasında santral kuruluş maliyeti ve birim enerji maliyeti batı örneklerinden yüksek olabilir. Bu aşamada uygulanacak sübvansiyonlu fiyatın ilk beş yıldan <span style="letter-spacing: -0.05pt">sonra kademe kademe azaltılarak 10. yılda konvansiyonel santrallardan sağlanan enerji birim </span>maliyeti ortalamasına getirilmesi ilke edinilmelidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       İç ve dış yatırımcıları destekleyecek ve yatırımcıya cazip gelecek, ancak ülke çıkarını da <span style="letter-spacing: -0.05pt">koruyacak ve zaman içinde koşulllara göre değiştirilebilir teşvikler uygulanmalıdır.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">- Rüzgar çiftliklerinin kurulması için uluslararası finansman kuruluşları kredi açmakla birlikte, gerek dış kredi sağlanmasında ve gerekse düşük faizli iç kredi temininde devlet özel kuruluşlara destek olmalıdır. Bu tür çiftlikler için vergi kolaylıkları da getirilmelidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar santralı ve çiftliği kurulacak alanlar seçilirken, alanda olabilecek diğer kullanım imkanlarıyla sıkı bir ekonomik faydalılık karşılaştırması ve çevre etki değerlendirmesi yapılmalıdır. Rüzgar çiftliklerinin yer seçiminde yönergeleri içeren fiziksel planlama stratejileri geliştirilmelidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar enerjisi santrallarından üretilecek elektriğin sisteme aktarılması ile ilgili iletim <span style="letter-spacing: -0.05pt">hatlarındaki kısıtlar engelinin planlama yoluyla aşılmasına çalışılmalıdır.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Rüzgar santralları dönemine adım atılırken, Avrupa ülkelerinin rüzgar çiftliklerini yenilemek </span>için söküp satacakları küçük güçlü eski makinelere pazar olmaktan ve rüzgar çöplüğü almaktan özenle kaçınılmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar türbinlerinin yerli üretilmesi konusu bir sanayi politikası olarak ele alınmalıdır. Bu <span style="letter-spacing: -0.05pt">sanayinin Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine ihracat olanakları da araştırılmalıdır.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Ulusal rüzgar sanayinin oluşumu için ilk kurulacak santrallarda bile paket ithal projelerden <span style="letter-spacing: -0.05pt">kaçınılmalı, paketler açılarak Türkiye&#8217;de yapılabilecek parçaların yerli teknoloji ile üretilmesi </span>üzerinde durulmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar sanayine girecek özel sektör yatırımcılarına kolaylık ve özendirmeler getirilmelidir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Özellikle vergi kolaylıkları ve düşük faizli kredi sağlanmalıdır. Rüzgar türbini imalat ve inşa sanayiinin onbini aşkın kişiye yeni iş olanağı yaratacağı unutulmamalıdır.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Rüzgar enerjisi ile ilgili Ar-Ge çalışmaları devletçe desteklenmelidir. Kamu, üniversiteler ve özel sektör tarafından yürütülen çalışmalar kişi, kuruluş ve projeler bazında, belirli bir norma </span>göre sınıflandırılmalı, bu konuda bilgi alış verişini sağlayacak rüzgar enerjisi veri bankası oluşturulmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar enerjisi ile ilgili Ar-Ge çalışmaları için, Türkiye&#8217;deki araştırma kurumlarının Uluslararası Enerji Ajansı programlarına katılımı sağlanmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar türbinleri, santral donanımları, bağlantı biçimleri, rüzgar çiftliklerinin tasarımı konularında ulusal standartlar oluşturulmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgarlı alanların yağmalanmasına ve kötü kullanımına olanak tanımamak için, devlet arazisi <span style="letter-spacing: -0.05pt">içinde bulunan rüzgarlı alanlar sınırlandırılıp, belirli koşullarla rüzgar girişimcilerine açılmalıdır. </span>Söz konusu alanların rüzgar gücü potansiyelinin tesbit edilmiş olması ve ne kadar güçte kaç türbin kurulacağının belirlenmesi, etkin yararlanmanın yanı sıra girişimcilere de kolaylık sağlayacaktır. Bu tür devlet arazileri, santral yapımcılarına amortisman ömrü boyunca ve cari fiyatlarla kiralanmalıdır. Aynı alanların tarım için değerlendirilmesi de entegre bir proje olarak geliştirilmelidir. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Ülkemizde rüzgar enerjisi alanında yeterli sayıda uzman personel bulunmamaktadır. Bu alanda çalışan personel, diğer mühendislik disiplinlerinde yetişmiş elemanlardır. Bu kişiler, rüzgar enerjisi ile ilgili doğrudan bir eğitim programından mezun olmadıkları için, konuyla ilgili uzmanlık çalışılarak kazanılmaktadır. Kamu ve özel sektörde uzman personel yetiştirilmesi ile ilgili eğitim programlan başlatılmalıdır. Üniversitelerin Fen Bilimleri Enstitüleri kapsamında <span style="letter-spacing: -0.05pt">yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ve rüzgar enerjisine ilişkin özel programlar açılmalıdır.</span> </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.6 Yasal ve Kurumsal Düzenlemeler</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Rüzgar santrallannı ilgilendiren mevzuat şöyle sıralanabilir: </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun (Resmi Gazete, 19 Aralık 1984, Sayı: 18610, </span>Sayfa: 3, Kanun No:3096, Kabul Tarihi:4.12.1984) </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşlara Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi Kurma ve İşletme İzni Verilmesi Esaslarını Belirleyen Yönetmelik&#8217;in yürürlüğe konulması (Resmi Gazete, 4 Eylül 1985, Sayı: 18858, Sayfa:12) </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar Enerjisi Elektrik Santralları Fizibilite Raporunda Yer Alacak Ana Başlıklar (Resmi Gazete, 4 Eylül 1985, Sayı: 18858, Sayfa:23) </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve </span>Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanunun Bir Maddesinin Değiştirilmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü ile Aynı Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına ve Bu Kanuna Ek Maddeler Eklenmesine İlişkin Kanun (Kanun <span style="letter-spacing: -0.05pt">No:3613 Kabul Tarihi:7.3.1990, Resmi Gazete, 15 Mart 1990, Sayı:20462, Sayfa: 1)</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşlara Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi Kurma ve İşletme İzni Verilmesi Esaslarını Belirleyen Yönetmelik&#8217;te Değişiklik Yapılması Hakkında <span style="letter-spacing: -0.05pt">Yönetmelik (Resmi Gazete, 17 Nisan 1996, Sayı:22614, Sayfa: 19, Karar Sayısı: 96/8007 )</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi Hakkında Karar (Resmi Gazete, 8 Haziran 1996, Sayı:22660, Sayfa:4) </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi Hakkındaki 96/8269 Sayılı Kararnamenin Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ (Resmi Gazete, 10 Temmuz 1996, Sayı:22692, Sayfa:26) </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Yap-İşlet-Devret Modeli ile Gerçekleştirilecek Rüzgar Santralları için Fizibilite Raporu Hazırlanmasında Dikkate Alınacak Hususlar (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Tarafından Yatırımcılara verilmektedir) </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Yap-İşlet Modeli ile Gerçekleştirilecek Rüzgar Santralları için Fizibilite Raporu Hazırlan­masında Dikkate Alınacak Hususlar (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Tarafından Yatırımcılara verilmektedir) </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">Tüm bu mevzuatın yeni çıkarılacak tek bir yasa içinde toplanması uygun olacaktır. Bu nedenle yeni ve yenilenebilir enerjilerden elektrik üretimi için hazırlanan bir yasa tasarısı bulunmaktadır. </p>
<p></font></span><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">5.7 Sonuç ve Öneriler</span></strong><span style="color: black; font-family: Arial"> </p>
<p></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Geçmişte su pompajında kullanımı önem kazanmış rüzgar enerjisinin, 1974 yılından sonraki Ar-Ge etkinlikleri sonucu günümüzde, elektrik üretim amacı ile kullanımı ön plana geçmiştir. </span>Şu anda rüzgar santrallannda kullanılmak üzere 100 kW ile 2000 kW arasında çeşitli güç kademelerinde rüzgar türbinleri üretilip piyasaya çıkarılmış olmakla birlikte, yoğunluk 450-1000 kW güçlü türbinler üzerinde toplanmıştır. Rüzgar enerjisinden elektrik üretimi, <span style="letter-spacing: -0.05pt">konvansiyonel kaynaklarla ekonomik olarak yarışabilir duruma gelmiştir.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Türkiye&#8217;de rüzgar enerjisi kullanımının gelişimi için bir &#8220;Ulusal Rüzgar Enerjisi Programı&#8221; hazırlanarak uygulamaya konulmalıdır. Bu programda 10 yıllık bir dönem için politikalar, hedefler, yatırımlar, teşvikler ve Ar-Ge konuları yer almalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı&#8217;nın hazırladığı &#8220;Yap-İşlet (BO) Modeli ile Kurulacak ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile Çalışacak Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması </span>ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasansı&#8221;nın, geliştirilmesi <span style="letter-spacing: -0.05pt">gereken hususları ele alınarak, en kısa zamanda çıkartılması ülke yararına olacaktır.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Milli Park alanları ile yerleşim yerleri içinde ve 2 km&#8217;den daha yakınlarında rüzgar santralı kurulmasına izin verilmemelidir. Bu tür santrallara kuruluş yeri sağlanmasında mülkiyet dışında kiralama olanağı da tanınmalıdır. Alanlar seçilirken, aynı alanlarda olabilecek diğer kullanım imkanları da belirlenerek bir ekonomik fayda karşılaştırılması ve çevre etki değer­lendirmesi yapılmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Gerekli teknoloji aktarımları ile yerli rüzgar türbini endüstrisi oluşumuna önem verilmelidir. <span style="letter-spacing: -0.05pt">Bu tür türbinler ülkemizde TAI fabrikaları gibi modern işletmelerde kolaylıkla üretilebilecek </span>niteliktedir. İlk uygulamalardan başlayarak Türkiye&#8217;de yapılacak bölümlerin dışalımından kaçınılmalı, bir süre sonunda bütünü ile yerli üretime dayalı, Orta Doğu ve Orta Asya pazarına ürün satabilecek rüzgar türbin sanayi oluşturulmalıdır. Danimarka rüzgar sanayiinde 12000 kişinin çalıştığı göz önüne alınırsa, rüzgar türbini sanayinin Türkiye&#8217;de <span style="letter-spacing: -0.05pt">enerji sektörüne katkıdan başka istihdama destek olabileceği de görülür.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Gücü 10 kW&#8217;dan küçük olan ve meskun mahaller dışındaki konutlarda otoprodüktör olarak <span style="letter-spacing: -0.05pt">kullanılacak küçük makinelerin gelişimine de olanak tanınmalıdır. Ancak, küçük otoprodük-</span>törlerin elektrik ağı sistemine girmelerinin yarar ve sakıncaları değerlendirilerek, bu konuda politika oluşturulmalıdır. </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Rüzgar potansiyeli saptanması, yer seçimi, rüzgar çiftliği dizaynı, rüzgar enerjisi çevrim sistemleri üzerine yapılacak Ar-Ge çalışmaları devletçe desteklenmelidir. Konuda uzman <span style="letter-spacing: -0.05pt">eleman yetiştirilmesi, yurt içi ve yurt dışı master ve doktora programları ile desteklenmelidir.</span> </p>
<p></font></span><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3">?       Türkiye&#8217;deki araştırma kurumlarının Uluslararası Enerji Ajansı Programlarına katılımı sağlanmalıdır </p>
<p></font></span><span style="font-family: Arial"><font size="3"> </font></p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/ruzgar-enerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biyokütle Enerjisi</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/biyokutle-enerjisi/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/biyokutle-enerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 16:39:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/biyokutle-enerjisi/</guid>
		<description><![CDATA[6.1 Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı  
Biyokütle enerjisi klasik ve modern olmak üzere iki grupta ele alınır. Klasik biyokütle enerjisi konvansiyonel ormanlardan elde edilen yakacak odun ve yine yakacak olarak kullanılan bitki ve hayvan artıklarından (özellikle tezek) oluşmaktadır. Klasik biyokütle enerjisi kullanımının temel karakteri, biyokütle materyalinden enerjinin ilkelden geliştirilmişe dek çeşitli yakma araçları ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial"><strong>6.1 Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</strong>  </p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Biyokütle enerjisi klasik ve modern olmak üzere iki grupta ele alınır. Klasik biyokütle enerjisi <span style="letter-spacing: -0.05pt">konvansiyonel ormanlardan elde edilen yakacak odun ve yine yakacak olarak kullanılan bitki ve hayvan artıklarından (özellikle tezek) oluşmaktadır. Klasik biyokütle enerjisi kullanımının temel </span>karakteri, biyokütle materyalinden enerjinin ilkelden geliştirilmişe dek çeşitli yakma araçları ve doğrudan yakma tekniği ile elde edilmesidir. Sanayileşmemiş kırsal toplumlarda kullanımı yaygındır.<span id="more-9"></span></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Modern biyokütle kaynaklan ise, enerji ormancılığı ürünleri ile orman ve ağaç endüstrisi atıkları, enerji tarımı (bir yetiştirme sezonunda ürün alınan enerji bitkileri), tarım kesimindeki bitkisel ve </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">hayvansal atıklar, kentsel atıklar, tarıma dayalı endüstri atıkları olarak sıralanır. Yakıt için, bitkisel üretim ve hasat ile, son tüketim çevrimi birbirinden ayrı işlemler zinciridir. Biyokütle kökenli sentetik akaryakıt kapsamında yer alan alkol karışımlı benzin ve bitkisel yağ karışımlı motorin dışında, bazı enerji bitkilerinden elde olunan yağlar (bir karışım yapılmasına gerek <span style="letter-spacing: -0.05pt">olmadan) dizel yakıtı yerine kullanılabilmektedir. Ayrıca biyokütleden yapay ham petrol üretmek </span>de olanaklıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Yapılan belirlemelere göre yıllık 13 m<sup>3</sup> artırımı olan 96000 ha genişliğinde bir ibreli orman plantasyonundan sağlanacak enerji 400 MW<sub>t</sub>&#8216;a eşdeğerdir. 10 yıllık yönetim süresiyle işletilen 34 </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">ton/ha.yıl fırın kurusu gövde ve dal verimi olan 17000 ha&#8217;lık Alnus rubra plantasyonu 150 MW<sub>t </sub>güçlü bir enerji üretim ünitesini çalıştırabilir. Enerji ormanları için uygun olan türler, özellikle öze yakın yıllık halkaları hızla büyüyen genç odunlar dikkate alınarak seçilir. Yine bu seçimde enerji ormanı tesis edilecek bölgeye en iyi uyabilecek türlerin (yerli türlere öncelik vermek koşulu ile) iyi sürgün verme özelliği olmalı, ayrıca mantar ve böcek zararlarına karşı dayanıklılığı bulunmalıdır. Yapraklı ağaçlar ibrelilere oranla daha iyi olmaktadır. Çünkü <span style="letter-spacing: -0.05pt">yapraklıların genç odun büyümeleri daha hızlı ve baltalık orman için elverişlidir. Bugün dünyada </span>enerji ormancılığı için en fazla karakavak, balzam kavakları ve titrek kavaklar kullanılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji ormancılığının yanı sıra plansız ağaçlandırmanın bir sonucu olarak kentlerde, kent zararlısı olarak nitelenen gerek kökleri, gerekse dalları ve polenleri ile kent altyapısını ve insanları olumsuz etkileyen kavak, söğüt, kokar ağaç, akasya gibi ağaçların saptanıp, biyokütle materyal olarak değerlendirilmesi olanaklıdır. Böylece, kentlerde istenmeyen ağaç türleri hem kentlerden uzaklaştırılıp hem de bu ağaçlardan biyokütle enerji üretimiyle en yüksek fayda elde <span style="letter-spacing: -0.05pt">olunabilir. Bunların yerine kent ekoloji ve estetiğine uygun alternatif türler dikilerek kent peyzajı </span>da geliştirilebilir. Henüz iskana açılmamış kent mücavir alanlarının, biyokütle materyal üretimi amacıyla uygun ağaç yetiştirilmesinde kullanımları da olanaklıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Günümüzde enerji tarımı ya da enerji yetiştiriciliği denilen yeni bir tarım türü geliştirilmiştir. Bu </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">tarım özellikle bir yıllık ve C<sub>4</sub> tipi bitkilerle yapılmaktadır. C<sub>4</sub> tipi bitkiler grubuna tatlı dan <span style="letter-spacing: -0.05pt">(svveet sorghum), şekerkamışı, mısır gibi bitkiler dahildir. C<sub>4</sub>tipi bitkiler diğer bitkilere göre C0<sub>2 </sub></span>ve suyu daha iyi kullanmakta, kuraklığa dayanaklı olmakta, fotosentetik verimleri de yüksek bulunmaktadır. Bu bitkilerden alkol ve diğer biyokütle yakıtlar üretmek olanaklıdır. Alkol üretiminde en yüksek verim 3500 lt/ha.yıl ile şeker kamışından sağlanmakta olup, bunu 3200 lt/ha.yıl ile odun, 3000 lt/ha.yıl ile sorghum izlemektedir. Mısırda bu değer 2000 lt/ha.yıl <span style="letter-spacing: -0.05pt">düzeyine düşmektedir. Buna karşın şekerkamışının tonundan 60 İt, mısırın tonundan 300 İt alkol </span>elde olunmaktadır.  </p>
<p></span><strong>6.2 Biyokütle Teknolojisi</strong>  </p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Biyokütle materyaller ön hazırlama ve dönüştürme işlemlerinden geçirilerek bioyakıtlara çevrilir. </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Biyoyakıtlar ısı ve elektrik üretimi için kullanılabilmektedir. Biyoyakıtlann fosil yakıt türevleri ile karıştırılmış biçimde kullanılması da olanaklıdır. Biyoyakıt kullanımı büyük merkezi güç santrallarından taşıtlara kadar uzanmaktadır. Modern biyoyakıtlann birim maliyetlerinin veya fiyatlarının fosil yakıt fiyatlarının üzerinde olması kullanımı sınırlandırmaktadır. Birleşik ısı ve güç üretim teknolojileri (kojenerasyon ve entegre enerji sistemleri) ile biyokütle enerjiden yararlanmak daha ekonomik olabilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Modern biyokütle enerji teknikleri, materyalin fiziksel durumu sabit kalacak ve/veya değişecek biçimde dönüştürülmesi çevrimlerine dayanır ve alçak biyokütle teknikler ile yüksek biyokütle teknikler olarak ikiye ayrılır. Alçak biyokütle teknikler, direkt yanma, anaerobik bozunma, <span style="letter-spacing: -0.05pt">fermantasyon &#8211; distilasyon işlemleridir. Yüksek biyokütle teknikler ise piroliz, hidrogazifikasyon </span>hidrojenasyon, parçalayıcı distilasyon, asit hidroliz, biyolojik hidrojen üretimi işlemlerinden oluşmaktadır. Modern biyokütle enerjisi, çevre ile tam uyumlu, sürdürülebilir bir enerji kaynağıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Biyokütleden değişik yöntemler kullanarak hem enerji, hem de yeni kimyasal maddeler üretmek </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">mümkün olabilmektedir. Bu yöntemleri aşağıda belirtilen gruplarda toplamak mümkündür:  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Anaerobik ortamda fermentasyon (biyogaz ve melastan etanol üretimi)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Isıl parçalanma (katı yüzdesi fazla olan atıklardan piroliz ile gaz yakıt ve aktif karbon üretimi)  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Hidrogazifikasyon ve hidrojenasyon ile sentetik yakıt üretimi</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.1pt">Doğrudan yakma (çöp veya katı atıkların havayla yakılması ile ısı enerjisi ve elektrik üretimi)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Kompostlaştırma (çöp ve hayvan dışkılarının kompostlaşması sonucu organik gübre üretimi)</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Biyokütle materyalin yakma dışında en basit değerlendirilmesi, anaerobik fermantasyonla biyo­gaz üretimidir. Biyogaz, organik içerikli biyolojik parçalanabilir maddelerin havasız ortamda (anaerobik) bakteriler tarafından parçalanması esnasında oluşan ve bileşimi organik maddeyi oluşturan bileşiklere göre değişebilen yanıcı bir gaz karışımıdır. Biyogazı oluşturan bileşenler <span style="letter-spacing: -0.15pt">metan (CH4), karbondioksit (CO2), su buharı (H2O), hidrojen sülfür (H2S), amonyak (NH3), azot </span>(N2), hidrojen(H<sub>2</sub>) olabilmektedir. Bu tanıma göre insan faaliyetleri sonucu üretilen organik içerikli çöpler, tarım faaliyetleri sonucu açığa çıkan hayvan dışkıları, pamuk, mısır, buğday vb. <span style="letter-spacing: -0.05pt">sap ve saman artıkları, şeker ve gıda sanayii faaliyetleri sonucunda oluşan melas, meyva posaları </span>gibi atıklar biyokütle için kaynak oluşturmaktadırlar.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Koşullan iyi ayarlanmış bir biyogaz üretecinde elde edilen gaz, %55-70 CH<sub>4</sub>, %30-45 CO2, az </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">miktarda H<sub>2</sub>S ve H<sub>2</sub>0 şeklinde bir bileşime sahip olmaktadır. Biyogazın ısıl değeri, karışımdaki CH<sub>4</sub> yüzdesine bağlı olarak 19000 ile 27500 kJ/m<sup>3</sup> arasında değişebilmekte ve bu nedenle <span style="letter-spacing: -0.05pt">biyogaz özellikle kırsal bölgelerde alternatif bir yakıt olarak ele alınmaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Sıcaklık, mikroorganizmaların üreme hızına etki eden bir faktör olup, sonuçta biyogaz üretimine de etki etmektedir. Organizmalar değişik sıcaklık aralıklarında faaliyet gösterdiklerinden, düşük sıcaklıklarda da gaz üretimi olmaktadır. Ancak, düşük sıcaklıkta gaz üretimi az olmakta ve sonuçta istenilen gaz üretimini gerçekleştirmek için gerekli fermentör hacmi dolayısıyla da yatırım maliyeti büyümektedir. Sonuçta çalışma sıcaklığının tayini bir optimizasyon problemi olarak ortaya çıkmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda, 35°C sıcaklığın mezofılik bölge, 60°C sıcaklığın da termofılik bölge için optimum olduğu saptanmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Diğer taraftan anaerobik fermentasyonla organik maddelerin parçalanması, önemli çevre sorunlarına da alternatif çözüm getirebilmektedir. Çünkü, yerleşme bölgelerinde önemli sorun <span style="letter-spacing: -0.05pt">yaratan organik içerikli çöpler, anaerobik ortamda fermente edildiklerinde atık içerisinde varolan </span>ve aerobik ortamda yaşayan koliform vb. zararlı organizmalar, anaerobik ortamda yok olmakta ve sonuçta söz konusu zararlı atıklar fermente olmuş hijyenik gübreye dönüşmektedir. Büyük yerleşme bölgelerinde bazı zorluklar gösterebilecek bu uygulama, tarım bölgelerine yakın yerleşme yerlerinde ekonomik olabilecek bir uygulama olarak görülmektedir. Anaerobik fermantasyonda sıcaklık da önemli bir faktör olmaktadır. Ülkemizde geçmişte Topraksu tarafın­dan yapılan çalışmalarda biyogaz fermantasyon kazanlarının güneşli su ısıtıcı kollektör ve eşanjör devresi ile ısıtılması sonucu gaz verimi artırılmıştır.  </p>
<p></span><strong>6.3   Dünyada Biyokütle Enerjisi Kullanımı, Ulaşılan Teknolojik Düzey ve Geleceği</strong>  </p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">1990 yılında dünyanın birincil enerji tüketimi 8.4 GTEP (milyar TEP) olup, bunun 1.6 GTEP kadarı yenilenebilir kaynaklardan karşılanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına topluca <span style="letter-spacing: -0.05pt">bakıldığında, bunlar biyokütle enerjisi, hidrolik enerji (klasik varsayılan büyük hidrolik enerji ile </span>yeni yenilenebilir grubuna sokulan küçük hidrolik enerji), güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, deniz enerjileri (gel-git, dalga, ısıl) ve jeotermal enerjidir. Biyokütle enerjisi indirekt güneş enerjisi türevleri arasına da sokulmaktadır. 1990 yılında dünyada tüketilen biyokütle enerjisi miktarı, uluslararası sivil toplum kuruluşlarından olan &#8220;Biyokütle Kullanan Uluslar Toplululuğu (BUN)&#8221; verilerine göre 1083 MTEP (milyon TEP) ve &#8220;Dünya Enerji Konseyi (WEC)&#8221; raporlarına göre 1051 MTEP, &#8220;Birleşmiş Milletler&#8221; istatistiklerine göre ise 880 MTEP olmuştur. Kısaca, yenilenebilir enerji kullanımının %55-67.6 kadarı, yani yarısından çoğu biyokütle kaynaktan sağlanmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ormancılık, ağaç endüstrisi atıkları, bitkisel artıklar ve hayvansal gübreler, kara tipi enerji bitkileri ve su bitkileri niteliğindeki biyokütle kaynaklardan 2010 yılı için hedeflenen toplam biyokütle enerji üretimleri, minimum ve maksimum sınırlar alınarak, ABD&#8217;de 235-410 MTEP, Almanya&#8217;da 11-21 MTEP, Avustralya&#8217;da 12-21 MTEP, İngiltere&#8217;de 6.6-12.8 MTEP, İsveç&#8217;de 8.3-17.4 MTEP, Japonya&#8217;da 9-17 MTEP arasındadır. İsveç ve Japonya&#8217;da en büyük payı orman ürünü ve ağaç endüstrisi artıkları alacak, diğer ülkelerde en büyük pay enerji bitkilerine ait olacaktır. Enerji bitkilerinin payının ABD&#8217;de %66-70, Almanya&#8217;da %39-44, Avustralya&#8217;da %49-54 ve İngiltere&#8217;de %64-68 olacağı kestirilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA">Dünya Enerji Konseyi tarafından 1995 yılında 16. Dünya Enerji Kongresi&#8217;ne (Tokyo Kongresi) sunulan &#8220;Global Enerji Perspektifleri&#8221; raporunda yer alan altı değişik senaryoya göre dünyanın birincil enerji tüketiminin, 2020 yılında 11.4-15.4 GTEP ve 2050 yılında da 14.2-24.8 GTEP arasında olması beklenmektedir. Aynı rapora göre yenilenebilir kaynaklardan yapılacak üretim 2020 yılında 2.3-3.3 GTEP ve 2050 yılında 4.4-7.3 GTEP sınırlarında olacaktır. Bu payların içinde klasik biyokütle ve klasik hidrolik enerji yer aldığı gibi, modern biyokütle ve diğer yenilenebilir kaynaklar da yer almaktadır. Modern biyokütlenin olası payını karşılaştırmalı biçimde görebilmek açısından, 2020 yılı için kaynaklar bazında yapılmış bir öngörüm aşağıdaki tabloda verilmiştir. </span></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3"></p>
<p /></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 10.3pt -5.4pt 0pt 0cm; line-height: 13.9pt; text-align: justify"><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">                       <img src="http://img162.imageshack.us/img162/4234/clipboard01ik7.jpg" align="middle" /> </span></font></p>
<p><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Dünya genelinde biyokütle enerji teknolojisi hızla gelişmektedir. Bu konuda yapılan araştırma ve yayınlar da giderek önemli bir toplama ulaşmıştır. Enerji ve Endüstri İçin Biyokütle (Biomass for </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Energy and Industry) 0. Avrupa Konferansı ve Teknoloji Sergisi 8- Haziran 998 tarihlerinde Almanya Würzburg&#8217;da yapılacaktır. Bu kongre ve sergi Avrupa Birliği organlarından olan <span style="letter-spacing: -0.05pt">Avrupa Biyokütle ve Biyoenerji Örgütü (EBBO) tarafından düzenlenmektedir.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">6.4 Türkiye&#8217;de Kaynak Varlığı ve Biyokütle Enerji Kullanımı</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">996 yılı verileri ile Türkiye&#8217;nin enerji üretiminde 8374&#215;0<sup>3</sup> ton odun ve 6666&#215;10<sup>3</sup> ton bitki ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">hayvan artıkları yer almıştır. Söz konusu odun 5512 BTEP (bin TEP), hayvan ve bitki artıkları da </span>1533 BTEP enerjiye eşdeğerdir. 1996 yılında Türkiye&#8217;nin yerli kaynaklarından enerji üretimi 26887 BTEP olduğundan, bunun toplam 7045 BTEP ile %26&#8217;sı klasik biyokütle kaynaklardan sağlanmıştır. Öte yandan, 1996 yılında Türkiye&#8217;nin birincil enerji tüketimi 68035 BTEP olmuştur. 7045 BTEP klasik biyokütle kaynakla tüketimin %10&#8242;u karşılanmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde klasik biyokütle kaynaklar olan odun ile bitki ve hayvan artıkları, özellikle ısıtma, pişirme alanlarında yıllardan beri kullanılmaktadır. Bu geleneksel enerji kaynağı konutlardaki enerji tüketiminin %40 kadarını oluşturmaktadır. Odun tüketimi, ağaç endüstrisinin hammaddesinin yok edilmesine neden olduğu gibi, kaçak orman kesimlerini de içermektedir. Tezek olarak yakılan hayvansal atıklar ise, tarımın gereksinimi çiftlik gübresini yok etmektedir. Bu nedenle ülkemizde klasik biyokütle enerji kullanımı, ilkel ve ekonomik olmayan biçimde gerçekleşmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde yakacak odun sorununa çözüm olarak enerji ormancılığı konusuna el atılmış, enerji ormanı oluşturmaya elverişli 4 milyon hektar bozuk, 1 milyon hektar verimli olmak üzere 5 milyon hektarlık alan varlığı resmi raporlara geçmiştir. Bununla beraber, bazı pilot çalışmaların dışında enerji ormancılığı geliştirilememiştir. Hayvan gübresinin tezek olarak yakılmasının <span style="letter-spacing: -0.1pt">önüne geçmek için, biyogaz projesi başlatılmış, pilot uygulamalar yapılmış, 2.8-3.9 milyar m<sup>3</sup> ile </span>1.4-2 MTEP kadar enerji sağlayabilecek biyogaz potansiyeli belirlenmiş, ama bu proje 1984 <span style="letter-spacing: -0.05pt">yılından sonra terk edilmiştir. Benzine alkol katılması, 1970&#8242;li yıllarda petrol krizlerinin ardından </span>gündeme gelmişse de enerji tarımı üzerinde hiç durulmamıştır. Modern biyokütle teknikleri ile sentetik yakıt konusuna el atıldığı söylenemez.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de yerli enerji üretimi kapsamında enerji ormancılığına, enerji tarımına, tarımsal yan ürünler ile endüstriyel ve kentsel biyokütle atıklardan enerji üretimine, biyokütle materyalin alçak ve yüksek biyokütle tekniklerle değerlendirilmesine yer verilmek zorundadır. Türkiye, tarımsal tekniklerle biyokütle materyal üretimi açısından, güneşlenme ve alan kullanılabilirliği, su kaynaklan, iklim koşulları gibi özellikleri uygun olan bir ülkedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yine biyokütle enerjisi içinde değerlendirilen çöp termik santrallan ile ilgili olarak, Adana ve Ankara&#8217;da birer çöp santralı kurulmasına ilişkin iki girişim vardır. Her ikisi için de hazırlanmış fizibilite raporları bulunmaktadır. Adana Çöp Termik Santralı&#8217;nın 260 milyon kWh/yıl, Mamak-Ankara Çöp Termik Santralı&#8217;nın 77 milyon kWh/yıl üretim yapması planlanmıştır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">6.5 Türkiye&#8217;de Öncelikle Yapılması Gereken Uygulamalar</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">7. Beş Yıllık Kalkınma Planı Genel Enerji Özel İhtisas Komisyonu Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklan Grubu Raporu&#8217;nda klasik kullanımdan başka, modern biyokütle üretiminin 1995 yılında 350 BTEP ile başlayarak, 2010 yılında 2.5 MTEP düzeyine ulaştınlması öngörülmüştür. Söz konusu bu hedef, diğer ülkelerin hedefleri ile kıyaslandığında Türkiye&#8217;nin yetiştiricilik <span style="letter-spacing: -0.05pt">olanaklarına göre küçük bile kalmaktadır. 7. Beş Yıllık Kalkınma Planı Genel Enerji Özel İhtisas </span>Komisyonu Raporu, 2010 yılında güneş, rüzgar, jeotermal ve modern biyokütle ile Türkiye&#8217;nin enerji talebinin %5.2&#8217;sini yeni yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı hedefliyordu. Söz konusu %5.2&#8242;lik pay içinde modern biyokütle payının %25&#8242;den az olmaması istenmişti. Ancak, bu veriler resmileşen planda yer almamıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji sorununun çözümüne katkı ve ulusal ekonomiye yeni kazanç olanağı sağlanması açısından, biyokütle enerjisi konusunun geliştirilerek uygulamaya aktarılması için, araştırma amacı ile ele alınması gereken konular şöyle sıralanabilir:  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Aynntıh biyokütle enerji potansiyeli  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Biyokütle enerjisi için izlenmesi gereken stratejiler  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Enerji ormancılığı</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Enerji bitkileri tanmı  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Akuatik biyokütle yetiştiriciliği</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Bakteriyel kültürlerle biyoyakıt üretimi</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Biyokütleden katı, sıvı, gaz yakıt üretim teknikleri, biyoyakıtların üretimi ve araçlarda kullanımı  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Biyokütle yakıtların yanma teknolojisi, biyokütle materyal için geliştirilmiş termokimyasal çevrimler ve yeni teknolojik uygulamalar  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Endüstriyel ve tarımsal yan ürünler ile atıkların biyokütle enerji üretiminde değerlendirilmesi</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Kentsel atıkların biyokütle enerji üretiminde değerlendirilmesi.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Biyokütle enerji ekonomisi</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bu sıralamaya başka konular eklenebilir. Yukarıdaki konular öncelik sıralamasına konulmamış <span style="letter-spacing: -0.05pt">olmakla birlikte, en başta ifade olunan biyokütle enerji potansiyeli konusu, gerçekten bir öncelik </span>taşımaktadır. Biyokütle enerji potansiyelinin saptanması, bir stratejik odak projesi olarak ele alınıp geliştirilmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Biyokütle enerji potansiyelinin saptanması projesi, enerji üretimi amacı ile kullanılabilecek <span style="letter-spacing: -0.05pt">biyokütle materyalin çeşitlerine bağlı olarak, coğrafi bölgeler açısından yıllık miktarlarını ortaya </span>koymayı amaçlayan bir proje olmalıdır. Bu projede,  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Enerji ormancılığından elde olunacak biyokütle,</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Enerji tarımından elde olunacak biyokütle,</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?    <span style="letter-spacing: -0.05pt">Yan ürün, atık ve/veya artıklardan elde olunabilecek biyokütle</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">konulan araştırılmalı;  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Biyokütle üretimine yönelik orman dışı ağaç plantasyonları ve enerji bitkileri için ülke genelinde bir tarımsal üretim planlaması yapılmalı ve ekonomik boyutları ortaya konulmalıdır.</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ormancılık biyokütlesi, enerji bitkilerinden elde olunacak biyokütle ile atık ve/veya artık <span style="letter-spacing: -0.05pt">biyokütlesi üzerinde materyal üretiminde, enerji dönüşüm-çevrim işlemlerine ve son kullanımına </span>dek çeşitli aşamalarda potansiyel belirleme, kaynak geliştirme, teknoloji oluşturma araştırmalarının yapılması gerekmektedir. Bunlara bağlı olarak değişik biyokütle enerji üretim stratejileri, uygulanma olanakları, ekonomik rekabet edebilirlikleri ortaya konulmalıdır. Türkiye&#8217;nin uzun dönem biyokütle master planı yapılmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Sürdürülebilir enerji sistemlerine yönelme zorunluluğu karşısında, gelecekte ülkemizde modern biyokütle enerjisine önem verilmesi kaçınılmazdır. Modern biyokütle enerjisi üretiminin enerji dışalımını azaltması, çevre kirlenmesine karşı bir önlem oluşturması, brüt ulusal kazancı artır­ması beklenebilecek olumlu gelişmelerdir. Örneğin, yılda 500 BTEP ile üretime başlayabilecek biyokütle sentetik akaryakıt endüstrisinin 5 yıllık süreçte üretimini 2.5 MTEP düzeyine yükselt­mesi olanaklıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de enerji ormancılığı açısından hızla gelişen ve ekonomik değeri yüksek olan ağaç türleri, akkavak, meşe, titrek kavak, akçaağaç, kızılağaç, dişbudak, ibrelilerden kızılcam, fıstık çamı, karaçam, kazdağı göknarı, sedir ve servi, yabancı türlerden Eucalyptus sp., Quercus rubra L., Quercus palustris Muench, Populus euramericana, Acacia cynophilla, Pinus pinaster, Pinusradiata, Pinus elderica, Pseudotsuga menziesii, Abies grandis, Tsuga canadensis, Picea setchanses, Thuja plicate, Libocedrus decurrans olarak sayılabilir. Bu türlerle ilgili çalışmalar <span style="letter-spacing: -0.05pt">sonucunda hektardan yılda 9.9 ile 19.8 ton (kuru kütle) ürün alınabileceği rapor edilmiştir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Enerji ormancılığından elde olunacak biyokütle konusunda, orman alanları (enerji ormancılığına </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">elverişli olduğu söylenilen ve klasik biyokütle materyal için kullanılması uygun olan 5 milyon ha alan) dışında yetiştirilecek, odun verimi yüksek, yetiştirme periyodu kısa ağaç plantasyonları <span style="letter-spacing: -0.05pt">için olanaklar belirlenmelidir. Burada kavak ve söğüt gibi taban suyu yeterli alanda yetişebilecek </span>ağaç türlerinin yanı sıra, kurak alanlarda yetiştirilebilecek ağaç türleri de ele alınmalıdır. Ancak, kent kirlisi olarak adlandırılan kavak ve söğüt gibi ağaçların kırsal alanlarda yetiştirilmesine çalışılmalıdır. Kentsel alanlardaki bu tür ağaçlar uygun başka çeşitlerle değiştirilmeli, ayrıca mücavir alanların da gecekondu sahası olma yerine, kent çevresi biyokütle ormanlarına dönüştürülmesi planlanmalıdır. Ağaç plantasyonlarından sağlanabilecek verim ülke genelinde <span style="letter-spacing: -0.05pt">saptanmalı, dikiminden hasadına kadar uygulanacak yetiştirme tekniği, mekanizasyon yöntemleri </span>ve enerji maliyetleri belirlenmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji tarımından elde olunacak biyokütle özellikle C<sub>4</sub> tipi bitkilere bağlı olduğundan, bu tür bitkilerin ikincil ürün olarak yetiştirilebileceği tarımsal alanlar, enerji tarımı için yerli hibrid <span style="letter-spacing: -0.05pt">tohum üretimi, enerji tarımından sağlanabilecek verim, uygulanacak tarım tekniği, mekanizasyon </span>yöntemleri ve enerji maliyetleri belirlenmelidir. Ayrıca, enerji üretiminde kullanılacak C<sub>3</sub> ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">CAM bitki türleri için de benzer çalışma yapılmalıdır. Bu çalışmada özellikle sıvı biyokütle yakıt (benzine katılacak alkol ve motorine katılacak yağ) üretimine yönelik biyokütle üzerinde durul­</span>malıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Enerji tarımı ve enerji ormancılığının geliştirilmesi konusunda farklı kuruluşlarda yapılan çalış­malar, konunun ülkemiz açısından önemi dikkate alındığında, yetersiz kalmaktadır. Bu çalışmalar, laboratuvar incelemesi ve küçük ölçekli demonstrasyon boyutunu aşmalı, orta ve büyük ölçekli üretimlere geçilmelidir. C4 bitkileri ve özellikle tatlı sorghum konusunda <span style="letter-spacing: -0.05pt">TÜBİTAK-MAM&#8217;da yürütülen ve iki patentle sonuçlanan çalışmalar, diğer araştırmalarla destek­lenmeli; gerek ürün üretimi, gerekse biyokütlenin enerji amaçlı kullanımına yönelik uygulamalar </span>(yakma sistemi tasannu, piroliz, vb.) yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca tarım ürünlerinin artıkları da <span style="letter-spacing: -0.05pt">bu amaçla değerlendirilmeli ve bölgesel bazda yakıt üretim tesisleri kurulmalıdır.</span>  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">6.6 Öncelikli Uygulamalar ile ilgili Eğitim, Öğretim ve Ar-Ge Etkinlikleri</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de biyokütle ürün yetiştiriciliği ile ilgili eğitim, özellikle Orman Fakülteleri ve Ziraat Fakülteleri eğitim programlarında çeşitli anabilim ve bilim dalları altında dağınık olarak <span style="letter-spacing: -0.05pt">verilmektedir. Biyokütle enerji bilim dalı olarak ayrı bir bilim dalı mevcut değildir. Bu arada, ilk </span>olarak Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi bünyesinde Ankara Üniversitesi Enerji Çalışma Grubu&#8217;na bağlı olarak Biyokütle Enerji Araştırma Topluluğu oluşturulmuştur. Biyokütle enerjisi <span style="letter-spacing: -0.05pt">ile ilgili konularda, Kimya Mühendisliği Bölümleri&#8217;nde de eğitim verilmektedir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ülkemizde biyokütle enerji konusunda bilimsel ve araştırma kuruluşlarımızın yürüttüğü iki <span style="letter-spacing: -0.05pt">araştırma vardır. Bunlardan birincisi TÜBİTAK-MAM tarafından yürütülmüş olan tatlı sorghum yetiştiriciliğine ve ürünün değişik biçimlerde değerlendirilmesine yönelik proje olup, iki patentle sonuçlanmıştır. İkinci proje olan ülkemizin &#8220;Biyokütle Enerji Potansiyelinin Saptanması Projesi&#8221; </span><span style="letter-spacing: -0.1pt">entegre ve kapsamlı bir çalışma olup, 1997 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyokütle </span>Enerji Araştırma Topluluğu tarafından başlatılmış bulunmaktadır. Bu proje kapsamında, gerekli mali desteklerin sağlanması koşulu ile pilot uygulamalara geçilmesi de planlanmaktadır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">6.7 Sonuç ve Öneriler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Ülkemizde klasik biyokütle kaynaklarından olan odun ile bitki ve hayvan artıkları, uzun yıllardan beri, özellikle ısınma ve pişirme alanlarında kullanılagelmektedir. Ancak bu kullanımın ilkel ve ekonomik olmayan bir biçimde gerçekleştiği söylenebilir. Modern biyokütle kaynakları ise, enerji ormancılığı ürünleri ile orman ve ağaç endüstrisi atıkları, enerji bitkileri tarımı (bir yetiştirme sezonunda ürün alınan enerji bitkileri), tarım <span style="letter-spacing: -0.05pt">kesimindeki bitkisel ve hayvansal atıklar, kentsel atıklar, tarıma dayalı endüstri atıkları olarak </span>sıralanır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Türkiye&#8217;de atıklara dayalı biyokütle enerjisi (biyogaz ve çöp santralları) için bazı çalışmalar yapılmıştır. Ormancılık potansiyeli ile ilgili bilgiler bulunmakla birlikte, ormanlarımız, biyokütle enerjisi üretim potansiyeli açısından değerlendirilmiş değildir. Enerji plantasyon­ları biçimindeki tarımsal üretim olanakları üzerinde hiç durulmamış ve konu tarımsal üretim planlarında ele alınmamıştır. Ayrıca, kent zararlısı bazı ağaçların uygun peyzaj türleri ile değiştirilerek biyokütle materyal kazanılması olanağı da hiç ele alınmamıştır. Kısacası, Türkiye?nin biyokütle enerji potansiyeli tam olarak bilinmemektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Ülkemizin &#8220;biyokütle enerji potansiyelinin saptanması&#8221; konusu birinci öncelikte ele alınmalı ve bir proje ile enerji ormancılığından, enerji bitkileri tarımından, çeşitli yan ürün, atık ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">artıklardan elde edilebilecek biyokütle materyalin çeşitleri ve coğrafi bölgeler açısından yıllık </span>miktarları belirlenmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Biyokütle enerjisi üretim stratejileri, uygulama olanakları ve ekonomik rekabet edebilirlikleri </span>araştırılarak, ülkemiz için uzun dönemli &#8220;biyokütle enerjisi anaplanı&#8221; yapılmalıdır. Bu plan çerçevesinde, biyokütle üretimine yönelik orman dışı ağaç plantasyonları ve enerji bitkileri için ülke genelinde bir tarımsal üretim planlaması başlatılmalı ve konunun ekonomik boyutları ortaya konulmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Biyokütle enerji uygulamaları ile ilgili bir araştırma merkezi oluşturulmalı, modern biyokütle </span>üretim yöntemleri ve çevrim teknolojileri üzerinde Ar-Ge çalışmaları desteklenmeli, pilot uygulamalara ve gerekli teknoloji transferlerine başlanmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Türkiye&#8217;de enerji ormancılığı ve enerji tarımı hızla geliştirilmesi gereken konulardır. Enerji ormancılığına uygun alanların yaklaşık %15 kadarı bu amaçla değerlendirilmiştir, geri kalan %85 alan uygulama beklemektedir. Türkiye&#8217;nin iklim ve toprak koşullarına uygun, rotasyon süresi kısa, hibrid ağaç türleri yetiştirilmesi üzerinde durulmalıdır. Ormanlık alanların dışında, kentlerin mücavir alanlarında gecekondulaşmayı önlemeye de yardımcı olacak biçimde, kısa süreli biyokütle ağaç yetiştiriciliği yapılmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       <span style="letter-spacing: -0.05pt">Enerji bitkileri tarımı ise hiç el atılmamış bir konudur. Ülkemizde enerji bitkileri tarımına C4 tipi bitkilerle ve özellikle tatlı sorghum ile başlanmalıdır. Tatlı sorghum hem alkol ve hem de </span>biyoyakıt üretmeye uygun bir bitkidir. Bu tür enerji bitkileri bir yetiştirme sürecinde ikinci ürün olmalıdır. C4 bitkileri ve özellikle tatlı sorghum konusunda TÜBİTAK-MAM&#8217;da yürütülen ve iki patentle sonuçlanan çalışmalar, diğer  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">ürün üretimi, gerekse biyokütlenin enerji amaçlı kullanımına yönelik uygulamalar (yakma sistemi tasarımı, piroliz, vb.) yaygınlaştırılmalıdır. Bu çalışmalar, laboratuvar incelemesi ve <span style="letter-spacing: -0.05pt">küçük ölçekli demonstrasyon boyutunu aşmalı, orta ve büyük ölçekli üretimlere geçilmelidir. </span>Ayrıca tarım ürünlerinin artıkları da bu amaçla değerlendirilmeli ve bölgesel bazda yakıt üretim tesisleri kurulup yaygınlaştırılmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Biyokütle kökenli akaryakıt konusu, eşgüdümlü olarak tarımsal üretim planlaması ve enerji planlaması kapsamında ele alınmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">?       Katı yakıt olarak kullanılacak biyokütlenin endüstriyel tesislerde ve termik santrallarda yüksek verimle yakılabilmesi için özel akışkan yataklı kazanlar geliştirilmesi üzerinde durulmalıdır. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde bu alanda sağlanan gelişmeler yakından izlenmeli, söz konusu Ar-Ge programlarına katılım olanakları değerlendirilmelidir. <span style="color: black"> </p>
<p></span></span></span></font><span style="font-family: Arial"></p>
<p /></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/biyokutle-enerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Kökenli Yenilenebilir Enerjiler</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/deniz-kokenli-yenilenebilir-enerjiler/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/deniz-kokenli-yenilenebilir-enerjiler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 16:34:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/deniz-kokenli-yenilenebilir-enerjiler/</guid>
		<description><![CDATA[7.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı  

Deniz kökenli yenilenebilir enerjiler; deniz dalga enerjisi, deniz sıcaklık gradyent enerjisi, deniz akıntıları enerjisi (boğazlarda) ve gel-git (med-cezir) enerjisidir. Ancak, Türkiye&#8217;de gel-git enerjisi olanağı yoktur. Ülkemiz için söz konusu enerji grubu içerisinde en önemlisi deniz dalga enerjisidir. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye&#8217;de deniz dalga konvertörleri ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">7.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Deniz kökenli yenilenebilir enerjiler; deniz dalga enerjisi, deniz sıcaklık gradyent enerjisi, deniz akıntıları enerjisi (boğazlarda) ve gel-git (med-cezir) enerjisidir. Ancak, Türkiye&#8217;de gel-git enerjisi olanağı yoktur. Ülkemiz için söz konusu enerji grubu içerisinde en önemlisi deniz dalga enerjisidir. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye&#8217;de deniz dalga konvertörleri ile bu enerjiden <span style="letter-spacing: -0.05pt">yararlanılması düşünülmelidir. Ayrıca, denizlerde biyokütle yetiştiriciliği de olanaklıdır. <span id="more-8"></span></span></span></p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Deniz dalga enerjisinin kökeninde rüzgar enerjisi yatmaktadır. Türkiye&#8217;nin Marmara Denizi dışında açık deniz kıyıları 8210 km&#8217;yi bulmaktadır. Türkiye&#8217;de dalga rasatları ve bunlara ilişkin ölçüm verileri bulunmamaktadır. Ancak, küçük dalga enerji sistemleri için, birim dalga cephesi başına güç 10-20 kW/m olurken, geliştirilmiş sistemlerde 40 kW/m düzeyinin üzerine çıkmaktadır. Tüm kıyılarda bu tür tesislerin kurulması deniz trafiği, turizm, balıkçılık, kıyı tesisleri vb. nedenlerle olanaklı değildir. Türkiye kıyılarının beşte birinden yararlanılarak sağlanabilecek dalga enerjisi teknik potansiyeli 18.5 TWh/yıl düzeyindedir. Bu kaynağınn değerlendirilmesi için dalga rasatlarından başlanarak, teknik ve ekonomik incelemeler yapılmalıdır.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.25pt">7.2</span></strong><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  Sonuç ve Öneriler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Deniz kökenli yenilenebilir enerjilerden Türkiye için söz konusu olabilecek olan, geliştirilmiş bir teknolojisi de bulunan deniz dalga enerjisidir. Ayrıca, denizlerimizde biyokütle yetiştiriciliği üzerinde de durulmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">?       Türkiye&#8217;de henüz enerji Ar-Ge çalışmalarında ve enerji planlamalarında adı geçmeyen deniz dalga enerjisi gündeme alınmalı ve konu ile ilgili ön çalışmalara başlanmalıdır. <span style="color: black"> </p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/deniz-kokenli-yenilenebilir-enerjiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hidrojen Enerjisi</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/hidrojen-enerjisi/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/hidrojen-enerjisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 16:12:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/hidrojen-enerjisi/</guid>
		<description><![CDATA[8.1 Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı  
Son tüketiciye enerji &#8220;yakıt&#8221; ve/veya &#8220;elektrik&#8221; biçiminde sunulmaktadır. İkincil enerji olan elektriğin pekçok kullanım avantajının bulunmasına karşın, teknoloji yalnız elektriğe bağlı olarak değil, yakıtı da gerektiren biçimde gelişme göstermiştir. Bunun nedeni genel enerji tüketiminin son biçimiyle %60 oranında ısıya dayalı olmasıdır. Özellikle ulaştırma sektöründe ve stasyoner kuvvet makinelerinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial"><strong>8.1 Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</strong>  </p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Son tüketiciye enerji &#8220;yakıt&#8221; ve/veya &#8220;elektrik&#8221; biçiminde sunulmaktadır. İkincil enerji olan <span style="letter-spacing: -0.05pt">elektriğin pekçok kullanım avantajının bulunmasına karşın, teknoloji yalnız elektriğe bağlı olarak </span>değil, yakıtı da gerektiren biçimde gelişme göstermiştir. Bunun nedeni genel enerji tüketiminin son biçimiyle %60 oranında ısıya dayalı olmasıdır. Özellikle ulaştırma sektöründe ve stasyoner kuvvet makinelerinde yakıta gereksinim vardır. Bugüne kadar yakıt istemi fosil yakıtlar ve onların türevleri ile karşılanmıştır. <span id="more-7"></span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">20. yüzyılın son üç çeyreğinde genel enerji tüketiminde fosil yakıtların payı %80-90&#8242;lık ağırlığını </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">korumuş, değişen yalnızca fosil yakıtların kendi içindeki dağılım olmuştur. 1925 yılında fosil yakıt tüketiminin %80&#8242;i kömürden sağlanırken, 70 yıl sonrasında fosil yakıt tüketiminin %45&#8242;i petrol, %25&#8242;i doğal gaz ve %30&#8242;u kömürden sağlanmıştır. Fosil yakıtlar giderek insanlığın gereksimini karşılamada yetersiz kalacaktır. Kuşkusuz, yeni bulunacak rezervler ve üretim teknolojilerindeki gelişmelerle çıkarılabilir toplam rezervde artışlar olacaktır, ama dünya petrol yataklarına 40, doğal gaz yataklarına 60 ve kömür yataklarına ise 250 yıldan fazla ömür biçilememektedir. Kullanımı arzulanan akışkan (gaz ve sıvı) yakıtlar olmasına karşın, doğal akışkan yakıtların (petrol ve doğal gaz rezervlerinin) ömürleri ortalama insan ömrünün altına düşmüş durumdadır. Bu yakıtlardaki üretimin, 2010-2020 yıllan arasına rast gelecek tepe noktasından sonra sürekli düşmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bu nedenle, yeni bir akışkan sentetik yakıta gereksinim vardır, bu yakıt hidrojendir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Fosil yakıt rezerv sorunu olmadığı varsayılsa bile, fosil yakıt tüketiminin 20. yüzyıl artış eğilimi ile sürmesi olanaklı değildir. Isıtmadan içten yanmalı motorlara ve termik santrallara dek çeşitli yerlerde kullanılan fosil yakıtlarda depolanmış kimyasal enerji, yanma teknolojisi ile açığa çıkmaktadır. Yanma sırasında çevreye kirletici emisyonlar yayılmaktadır. 1995 yılında dünyada 9.33&#215;10<sup>9</sup> ton fosil yakıt yakılmış ve yanma sonucu ortaya çıkan sera gazları, asit yağmuru bileşenleri ve toksik kimyasallardan oluşan kirleticilerin toplam miktarı 29.3 xl0<sup>9</sup> ton/yıl <span style="letter-spacing: -0.05pt">olmuştur. Miami Temiz Enerji Araştırma Enstitüsü (Clean Energy Research Institute) tarafından </span>yapılan çalışma, bu emisyonların verdiği çevresel zararın dünya genelinde 2700 milyar $ ile dünya brüt gelirinin %14&#8242;ü düzeyinde olduğunu göstermiştir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yanma emisyonları içerisinde yer alan sera gazlarının başlıcası C0<sub>2</sub> dir. Dünya global sıcaklığının yükselmesine neden olan bu sera gazının atmosferdeki konsantrasyonunun azaltılması amacıyla, karbon vergisi uygulanması uluslararası gündemdedir. Fosil yakıt kullanımında GJ başına ortalama C0<sub>2</sub> emisyonu; kömürde 85.5 kg, petrolde 69.4 kg ve doğal gazda 52.0 kg düzeylerindedir. 957-977 döneminde kullanılan fosil yakıtlarla 60 gigaton C0<sub>2 </sub>üretilmiştir. Bu üretim son dönemde yılda 6. gigaton dolaylarında sürmektedir. Tüm teknik <span style="letter-spacing: -0.1pt">önlemlere ve uluslararası olası yasal engellere karşın, 2020 yılında bu emisyonun yıllık olarak 8.4 </span>gigatona ulaşması beklenmektedir. Bilimsel irdelemeler atmosferdeki bu kadar büyük oranda <span style="letter-spacing: -0.05pt">CO<sub>2</sub>&#8216;in okyanuslar tarafından soğurulamayacağını, bitkilerce tutulamayacağını göstermiştir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">İnsanlığın önündeki en büyük çevre sorunu, atmosferdeki sera gazı C0<sub>2</sub>&#8216;in ısı tuzağı oluşturmasından ve artan konsantrasyonuyla etkisinin giderek artmasından kaynaklanmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Atmosferdeki CO<sub>2</sub> konsantrasyonu; 1850 yılında 275 ppmv, (kestirim), 1958 yılında 315 ppmv, </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">1989 yılında 347 ppmv, 1995 yılında 360 ppmv düzeylerine ulaşmıştır. Dünya ortalama sıcaklığındaki artış ile atmosferdeki C0<sub>2</sub> konsantrasyonu arasında matematiksel olarak formüle edilen ilişki vardır. Kısa dalgalı güneş radyasyonunun yeryüzüne ulaşmasına bir engel oluşturmayan C0<sub>2</sub>, yeryüzünden yayılan uzun dalgalı radyasyonu soğurarak atmosfer dışına geçişini engellemektedir. Sera etkisi denilen bu etki ile dünya ortalama sıcaklığı sürekli artmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Çok duyarlı ve kararlı bir dengede bulunması gereken dünya ortalama sıcaklığının, 1860 yılından </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">bu yana toplam 0.7 derecelik artış gösterdiği belirlenmiştir. Fosil yakıt tüketimi böyle sürecek <span style="letter-spacing: -0.05pt">olursa, CO<sub>2</sub>&#8216;in ek etkisi ile dünya ortalama sıcaklığındaki artışın, 2025 yılında 1.25, 2050 yılında </span>2.2, 2075 yılında 3.5 ve 2100 yılında 5.4 derece olabileceği hesaplanmaktadır. Hatta hızlı bir tüketim temposu ile 2050 yılında dünya ortalama sıcaklığındaki artışın, 3-5 derece arasında olacağı da savlanmaktadır. İlk bakışta küçük gibi görünebilen bu sıcaklık artışlarının olası <span style="letter-spacing: -0.05pt">etkileri, ne yazık ki dünyadaki yaşamı alt üst edebilecek kadar büyüktür. Çünkü her bir derecelik </span>artış, kuzey ve güney yarım kürede iklim kuşaklarına 160 km&#8217;lik yer değiştirtebilecek, 5 derecelik artış ise kutuplardaki buz erimeleri sonucu denizlerin 1 m den daha çok yükselmesine, pekçok yerin sular altında kalmasına, göllerin kurumasına, tarımsal kuraklığa ve toprak erozyonlarına neden olabilecektir. Bu doğal afetlerin önüne geçmek için sürdürülebilir, yani ekolojik denge ile uyumlu temiz yakıta gereksinim vardır. O yakıt, bir başka alternatifi olmayan hidrojendir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Doğadaki ana enerji kaynakları birincil enerji kaynaklarıdır. Birincil kaynakların fiziksel durumu </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">farklı olacak biçimde dönüştürülmesi (transformation) ile elde olunan ikincil enerjilere, enerji taşıyıcısı denilir. Elektrik yüzyılı aşkın süredir kullanılan bir enerji taşıyıcısıdır. Bugüne kadar kullanılan yakıtlar ise ya doğal yapılı ya da bunların fiziksel durumları sabit kalarak değiştirilmesi <em><span style="font-family: Arial">(conversion) </span></em>ile elde edilmiş ürünlerdir. Doğada bileşik biçimde bol miktarda bulunan hidrojen serbest biçimde bulunmadığından, bir doğal enerji kaynağı değildir. Hidrojen birincil enerji kaynaklan ile değişik hammaddelerden üretilebilmekte ve üretiminde dönüştürme <span style="letter-spacing: -0.05pt">işlemi yer almaktadır. Bu nedenle, elektrikten bir yüzyıl sonra teknolojinin geliştirdiği yeni enerji </span>taşıyıcısıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojen karbon içermeyen bir yakıt olduğundan, fosil yakıtların neden olduğu türden bir kirliliğe yol açmayacaktır. Yanmadan elektrik üretimine kadar çeşitli alanlara yanıt verebilen esnek bir yakıttır. Gaz ve sıvı biçiminde saklanarak uzun mesafelere taşınabilmektedir. Üreti­minde yenilenebilir kaynakların kullanılması durumunda, bu kaynakların doğasında bulunan kesintili olma sorununa da çözüm getirmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">2010 yılına kadar yakıt hidrojenin ticari kullanımının başlaması beklenmektedir. Amerika piyasasının koşullarına göre üretim ve dağıtım giderleri ile vergiler de eklenmiş biçimde, otomotiv yakıtı olarak benzin ve hidrojen enerjisinin maliyetleri karşılaştırıldığında, hidrojenin benzinden 1.4-5.5 kat daha pahalı olduğu görülmektedir. Ancak, bu maliyet göreceli olup, hidrojen çağına adım atılmakla hızlı düşüşü beklenmektedir. Çevre etkisini de içeren efektif maliyeti ise düşüktür. Türkiye&#8217;de hidrojen teknolojisi ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışma­larına girilmekte geç kalınmıştır.  </p>
<p></span><strong>8.2 Hidrojenin Kullanım Yerleri ve Yakıt Olarak Özellikleri</strong>  </p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojenin alevli yanması; içten yanmalı motorlar (Otto &#8211; Diesel), gaz türbinleri, jet motorları, roket motorları, ısıtma, pişirme alanlarında kullanılmaktadır. Hidrojenin direkt buhara dönüşme işlemi ise buhar türbinleri, buharlı tahrik, endüstriyel buhar, buharla ısıtma uygulamalarda kullanılır. Hidrojenin katalitik yanması; pişirme, su ısıtma, hacim (ortam) ısıtma, absorpsiyonlu soğutma işlemlerine uygulanmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojenin hidridleşme çevrimi önemli bir özelliği olup, pekçok uygulamada bu özelliğinden yararlanılmaktadır. Bu uygulamalar; H2 depolama, H2 zenginleştirme-ayırma, D2 ayırma, kompresyon, pompaj, ısı pompası, soğutma, iklimlendirme, elektrik üretimi biçiminde sıralanabilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojen Carnot çevriminin sınırlayıcı etkisi altında kalmadan, yakıt hücreleri yardımıyla ve elektrokimyasal çevrimle direkt elektrik üretiminde kullanılabilen bir yakıttır. Bu işlemde hidrojen alkali, fosforik asit, katı polimer, ergimiş karbonat, katı oksit tip elektrolitli yakıt hücrelerinde %50-80 verimle kullanılabilmektedir. Genel olarak hidrojen; ulaştırma için en <span style="letter-spacing: -0.05pt">uygun, en iyi dönüşebilirliği olan, kullanım verimi en yüksek, çevre ile en uyumlu, emniyetli bir </span>yakıttır. Hidrojen yakıt olarak çeşitli özellikleri aşağıdaki tabloda verilmiştir. </span><span style="font-size: 10pt"> </p>
<p></span></span></font><span style="color: black; font-family: Arial"><font size="3"></p>
<p /></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background: white; margin: 15.85pt 3.6pt 0pt 0.5pt; line-height: 150%"><font size="3"><strong><span style="color: black; font-family: Arial">                   <img src="http://img129.imageshack.us/img129/4559/clipboard01ro3.jpg" align="middle" /></span></strong></font></p>
<p><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial"><strong> </strong></span></font><font size="3"><span style="color: black; font-family: Arial"> <strong>8.3 Dünya Teknolojisinde Ulaşılan Düzey</strong>  </p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojen yakıtı veya hidrojen enerjisi teknolojisi; hidrojenin üretim teknolojisi, hidrojenin <span style="letter-spacing: -0.05pt">taşınması ve depolanması teknolojisi, hidrojen kullanım teknolojisi alt bölümlerine ayrılır. Bu alt </span>bölümlerin tümünde önemli gelişmeler sağlanmış olup, uygulanabilir teknoloji birikimi bulunmaktadır. Uygulamaların yaygınlaştırılmasının önündeki engeller, ekonomik faktörler ve mevcut enerji sistemleri ile konvansiyonel motorların demodeleşmesinin getirebileceği stratejik sakıncalardır. Ancak, çevresel koşullar bir an önce kullanımının başlamasını gerektirmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Kullanımı ilk sıralarda yer alan petrol ve doğal gazın sınırlı sunumuna karşın, hidrojen su içinde bol bulunan bir maddedir ve yerli enerji kaynakları ile üretimi olanaklıdır. Çeşitli yakıtların yerini kolaylıkla alabilecek karakterdedir. Başlıca yanma ürünü kirletici değildir. Projelenen üretim maliyetleri 10-15 yıllık süreçte fosil yakıtlarla kolayca rekabet edeceğini göstermektedir. Birincil kaynakların en verimli biçimde değerlendirilmesine olanak tanıyan bir enerji taşıyıcısıdır. Hidrojen aynı zamanda birincil enerji kaynaklarından elde olunacak enerjinin depolanması için de bir araçtır. Hidrojen üretiminde tüm enerji kaynakları kullanılabilir. Kulla­nılan hammaddeler ise su, fosil yakıtlar ve biyokütle materyalidir. Bugün dünyada teknolojik gereksinimlerle yılda 500-600xl0<sup>9</sup> m<sup>3</sup> hidrojen fosil yakıtlardan üretilerek kullanılmaktadır. Ancak, yakıt hidrojeninin temelde, sudan yenilenebilir enerjilerle üretilmesi istenmektedir. Hidrojen üretim teknikleri aşağıda sıralanarak kısaca tanıtılmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojen suyun direkt elektrolizi ile üretilebilir. Elektroliz için elektrik gereksinimi fosil yakıtlardan, hidroelektrik güçten, nükleer enerjiden, jeotermal güçten, güneş, rüzgar ve deniz dalga enerjilerinden elde olunabilir. Gelecek için üzerinde en çok durulan yöntem fotovoltaik <span style="letter-spacing: -0.05pt">güneş üreteçlerinin kullanılmasıdır. Hidrojen suyun ısıl parçalanması (termal krakingi) ile, doğal </span>gazın ve gaz hidrokarbonların buhar reformasyonu ile üretilmektedir. Kömür gazifıkasyon <span style="letter-spacing: -0.05pt">teknolojisi ile de üretilebilmektedir. Gazifıkasyon işlemi kolaylıkla kükürtün elimine edilmesine </span>olanak tanıdığından çekici bulunmaktadır. Katı atıklar ve kanalizasyon materyalleri de hidrojen için hammadde olup, gazifıkasyon işlemine bağlı olarak, sentez gazının hava veya oksijenle <span style="letter-spacing: -0.05pt">reformasyonu hidrojen vermektedir. Termokimyasal çevrimlerle, sudan hidrojen üretilebilir. </span>Fotokimyasal işlemle de hidrojen üretilebilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Sıralanan tekniklerin dışında; fotoelektrokimyasal hidrojen üretimi, biyolojik ve biyokimyasal hidrojen üretimi gibi başka teknikler de vardır. Biyolojik üretim yöntemleri kapsamında, mikroalgaeler ve cyanobacterialar ile biofotoreaktörlerden fotobiyolojik yöntemlerle hidrojen elde olunmaktadır. Ayrıca, denizlerde direkt güneş enerjisi çevrimi ile hidrojen üretimi, uzay <span style="letter-spacing: -0.05pt">güneş güç istasyonlarının enerjisiyle hidrojen üretimi gibi yöntemler üzerinde çalışılmaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yukarıda sıralanan hidrojen üretim tekniklerinin yanı sıra, endüstriyel uygulamalar için kullanılabilen hidrojen üretim teknolojileri, alışılmış ve yeni geliştirilmiş diye iki grupta toplanmaktadır. Alışılmış teknolojiler, ana amacı hidrojen üretimi olan ve yan ürün olarak hidrojen veren teknolojiler diye ikiye ayrılır. Alışılmış teknolojiler, bugün endüstriyel gereksinimlerle talep olunan hidrojenin karşılanmasında kullanılmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojen üretimi için geliştirilmiş teknolojiler; buharın yüksek sıcaklıkta elektrolizi, gazlaştınlmış kömürün elektrokondüktif membran işlemi, kömür gazifıkasyonu ile bütünleştirilmiş yüksek sıcaklık elektrolizi (CG-HTE), doğal gazın ısıl krakingi, kömürün HYDROCARB ısıl dönüşümü olarak tanıtılabilir. Ayrıca suyun termokimyasal parçalanması, plazma-güneş ve radyasyon işlemleri (plazma-ark işlemi &#8211; fotolitik lazer işlemi &#8211; yüksek enerjili <span style="letter-spacing: -0.05pt">radyasyon işlemi), güneş fotovoltaik su elektrolizi diğer ileri yöntemlerdir.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Hidrojen esas olarak, hidrokarbon içeren hammaddelerin buhar reformasyonuna tabi tutulmasıyla </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">üretilir. Amonyum ve metanol eldesi için doğal gazın buhar reformasyonu yapılır, az sermaye gerektirmesi ve üretim maliyetlerinin düşük olması nedeniyle buhar reformasyonu yöntemine devam edileceği sanılmaktadır. Enerji verimi buharlı metan reformasyonu için %86 ve kömür <span style="letter-spacing: -0.05pt">gazlaştırma yöntemi için %59&#8242;dur. Doğal gazın buhar reformasyonunun maliyeti, kömür ya da su elektrolizi ile elde edilenden %33 daha ucuzdur. Hammadde, doğal gazdan petrol, kömür ve katı </span>atıklar gibi diğer kaynaklara kaydıkça üretim maliyeti artacaktır. Katı atıkların ve atık suyun <span style="letter-spacing: -0.05pt">reformasyon yoluyla sentetik gaza dönüştürülmesi ile hidrojen açığa çıkar.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yakıt olarak kullanılacak kütlesel üretim için suyun direkt elektrolizi, fotoelektrokimyasal <span style="letter-spacing: -0.05pt">üretim, termokimyasal üretim, fotobiyolojik üretim yöntemleri ağırlık kazanmıştır. Amorf nikel-</span>kobalt alaşımı anot ve katot materyallerle, alkali suyun elektrolizi için geliştirilmiş çeşitli işlemler bulunmaktadır. Hidrojen üretiminde özellikle güneş enerjisinden yararlanma istemiyle, güneş fotovoltaik-hidrojen enerji sistemleri üzerinde önemle durulmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Üretilen hidrojen depolanabilmekte, boru hatları ve/veya tankerlerle taşınabilmektedir. Hidro­jenin depolama yöntemleri; tüplenmiş alçak basınçlı gaz (12 bar) ve yüksek basınçlı gaz (150 bar) dışında sıvılaştırılmış biçimde, kriyojenik (dondurulmuş) tanklarda (220 kPa) ve metalik hidrid biçiminde olabilmektedir. Gaz hidrojenin zeolit ortamlarda depolanması çalışmaları da <span style="letter-spacing: -0.05pt">vardır. Ancak, enerji içeriğinin yüksekliği açısından gaz yerine sıvı hidrojen depolama teknikleri </span>üzerinde durulmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojenin eşsiz bir özelliği, ekzotermik kimyasal reaksiyon kapsamında, bazı metal ve alaşımlarla kolayca büyük miktarlarda hidrid biçimine dönüşebilmesidir. Hidridler, bir tank içinde gaz hidrojenin metal alaşım parçacıkları ile bileşik oluşturmuş biçimde depolanmasıdır. Depolamada hafif kütleli metal hidridler yeğlenmektedir. Hidridlere ısı verildiğinde hidrojen serbest kalmaktadır. Hidridlerin düşük sıcaklık hidridleri ve yüksek sıcaklık hidridleri diye iki çeşidi vardır. Demir titanyum alaşımı düşük sıcaklık hidridi iken, mağnezyum-nikel alaşımı yüksek sıcaklık hidrididir. Uygulamada bazen düşük ve yüksek sıcaklık hidridlerinin kombinas­<span style="letter-spacing: -0.05pt">yonu kullanılmaktadır. Metal hidridler paket olarak taşımaya uygundurlar.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">1970&#8242;li yıllara girilirken hidrojen enerji taşıyıcısı olarak göz önüne alınmıyor, hidrojen enerjisi kavramına enerji literatürlerinde pek rastlanmıyordu. 18-20 Mart 1974 tarihlerinde Amerika Florida Miami Üniversitesi Temiz Enerji Araştırma Enstitüsü&#8217;de, Enstitü Direktörü Türk bilim adamı Prof.Dr. T. Nejat Veziroğlu&#8217;nun başkanlığında düzenlenen &#8220;Hidrojen Ekonomisi Miami Enerji Konferansı (THEME), çağdaş boyutta hidrojen enerjisi kullanımı için bir başlangıç noktası oluşturmuştur. Hidrojen enerji sisteminin yanı sıra, birbirleri ile bağlantılı biçimde enerji ve çevre sorunlarının tartışıldığı bu uluslararası forumda, Uluslararası Hidrojen Enerjisi Birliği (IHEA) kurulması kararlaştırılmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">1974?de az bilinen hidrojen enerjisi, hidrojen ekonomisi ve hidrojen enerji sistemi, 1998?de iyi bilinen ve kabul olunan kavramlardır. Artık A.B.D., Almanya, Kanada, Rusya gibi ülkelerin yanı </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">sıra, Uluslararası Enerji Ajansı gibi kuruluşlar hidrojen araştırma ve geliştirme çalışmalarına bütçe ayırmaktadırlar. Birincisi 1974 yılında yine Miami&#8217;de yapılan Dünya Hidrojen Enerjisi Konferanslarının (WHEC) onbirincisi, geçtiğimiz 1996 yılında Almanya Stuttgart&#8217;da yapılmış­tır. 12. Dünya Hidrojen Enerjisi Konferansı 1998 yılında Arjantin Buenos Aires&#8217;de yapılacaktır. Bugün dünyada hidrojenle ilgili onu aşkın sivil toplum kuruluşu vardır ve ona yakın periyodik yayınlanmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Hidrojen enerjisi alanında, çeşitli ülkelerin işbirliği sonucu uluslararası programlar başlatılmıştır. </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Sürdürülen bu çalışmalardan en büyüğü olan, Euro-Quebec Hidro-Hidrojen Pilot Projesi (EQHHPP) 100 MW&#8217;hk kapasitededir. Kanada Quebec&#8217;de hidrolik kaynaktan üretilecek elek­trikle, suyun elektrolizinden elde olunacak gaz hidrojen, yine Kanada&#8217;da sıvı hidrojen (LH<sub>2</sub>), <span style="letter-spacing: -0.1pt">amonyak (NH<sub>3</sub>) ve metilsiklohekzan (MCH) biçiminde bağlanacak, sonra Atlantik?den gemilerle </span>Avrupa&#8217;ya taşınacaktır. Avrupa&#8217;da enerji uygulamasıyla, gaz ve/veya sıvı hidrojene dönüştü­rülerek konutlarda, termik santrallarda, kent otobüslerinde ve araçlarda, uçaklarda yakıt olarak kullanılacak, ayrıca kimya endüstrisi için toluen üretilecektir. Enerji ekonomisi analizlerine göre Kanada&#8217;daki 100 MW&#8217;lık hidrolik güç, Almanya Hamburg&#8217;da 74 MW&#8217;lık hidrojen gücüne dönüşmüş olacaktır. Bu güçle yılda 614 GWh enerji sağlanacaktır. Proje tesis maliyeti 415 milyon ECU (-514.4 milyon ABD $) kadardır. Özgül hidrojen enerjisi maliyeti ise 14.8 sent<sub>EC</sub>U.kWh-<sup>1</sup> (-18.3 ABD sent.kWh-<sup>1</sup>) düzeyinde bulunmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Tokyo Elektrik Şirketi, birkaç yıl öncesinde 4.5 MW&#8217;lık hidrojen yakıt hücreli elektrik üretimi deneme çalışmalarını başlatmış olup, şimdi bir diğer 11 MW&#8217;lık yakıt hücresini ele almış bulunmaktadır. Hidrojen yakıt hücreli elektrik üretimi üzerinde adı geçen şirketten başka; International Fuel Cells, Kansai Electric Power, Pratt &#038; Whitney, Siemens, Toshiba, Westing-house, EPRİ gibi şirketler de çalışmaktadır. Almanya&#8217;da ısı ve elektriğin birlikte üretildiği <span style="letter-spacing: -0.05pt">santrallarda hidrojenin kojenerasyon yakıtı olarak kullanımı için çalışmalar yapılmaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojenden güç üretimi için içten yanmalı motorların yanı sıra, yakıt hücreleri ile elektrik motoru da kullanılmaktadır. 1994 sonrası çalışmalarında Macchi-Ansoldo&#8217;nun bir şehir otobüsü yine demonstrasyon için diesel-elektrik karma sistemli olarak, yakıt hücreli hidrojen otobüsü biçimine getirilmiştir. Hidrojen yakıt hücreli denizaltılar; Almanya, Avustralya ve Kanada donanmasında test edilmektedir. Kanada Demiryolları, hidrojen yakıt hücreli lokomotiflerin geliştirilmesi üzerinde durmaktadır. Gelecek 15-30 yıl içinde tüm lokomotiflerin, hidrojen-yakıt hücreli güç sistemine dönüştürülmesi hedeflenmiştir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Uzay mekiğinde ve uzay araştırma roketlerinde hidrojen kullanıldığı bilinmektedir. Ancak, hidrojenle çalışan ilk uçak, Amerika&#8217;nın 1956 yılında birinci uçuşunu yapan B-57 Canberra adlı deneme uçağıdır. Sovyetler Birliği&#8217;nin hidrojenle çalışan ilk uçağı Tupolev-155&#8242;in deneme uçuşu, 1988 yılında yapılmıştır. Türbin yakıtı olarak hidrojeni kullanacak uçaklar konusunda <span style="letter-spacing: -0.05pt">Almanya-Rusya işbirliği, Avrupa Airbus Konsorsiyumu çalışmaları ve Japon hipersonik uçaklar </span>programı sayılabilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Hidrojenli kara taşıma araçları konusunda 1990 öncesi yapılmış çok çalışma vardır. Bu araçlarda hidrojenli içten yanmalı motorların yanı sıra yakıt hücreleri ile elektrik motorları kullanılsalar da, içten yanmalı motorlar ağırlıklı yer kapsamıştır. 1980-1990 döneminde on kadar firmanın ürettiği </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">demonstrasyon otoları vardır. Hidrojenli araçlarda hidrojen depoları sıvı hidrojen ya da aşın soğutulmuş sıvı (kriyojenik &#8211; ya da hidrojen buzu) ve metal hidrid biçiminde olmuştur. BMW, Dodge, Buick, Suziki gibi pekçok demonstrasyon otosunda sıvı hidrojen tankları kullanılmıştır. Mercedes marka otobüs, station-vvagon ve minibüs tipi demonstrasyon araçlarında ise, metal hidrid depolara yer verilmiştir. Hidridlerden hidrojenin ayrılması için soğutma suyu veya ekzost ısısından yararlanılmaktadır. Ayrıca, hidrojenli içten yanmalı motorlarla çalışan traktör, moto­siklet, çim biçme makinesi da yapılmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Hidrojenli araçlar konusunda son yılların demontrasyon çalışmaları şöyle sıralanabilir. % 15-20 hidrojen ve %80-85 doğal gaz karışımı yakıt hythane olarak adlandırılmakta olup, bu yakıtla çalışan bir demostrasyon otobüsü 1993 yılında Kanada Montreal&#8217;da denenmiştir. MAN firması, içten yanmalı doğal gaz motorundan geliştirdiği tek sıra üzerinde altı silindirli hidrojen motorunu, MAN SL 202 demonstrasyon otobüsüne uygulamıştır. Motor maksimum olarak benzinle 170 kW, hidrojenle 140 kW güç geliştirmektedir. Hidrojen sıvı hidrojen tankından sağlanmakta olup, 1994 yılından bu yana Almanya&#8217;da test edilmektedir. MAN D 2566 Diesel motoru da, hidrojene uyarlanmış olarak bir diğer test otobüsüne uygulanmıştır. 85 kW güçlü motoru olan bu otobüs önce metal hidrid depo ile denenmiş, sonra sıvı hidrojen tankı yerleştirilmiştir. Bu otobüsün demonstrasyonu Belçika&#8217;da 1994 &#8211; 1995 yıllarında yapılmıştır. Bir karma demonstrasyon otobüsü ise, ESAMCO&#8217;nun dıştan yanmalı Stirling ve hidrojen motorlu sistemidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Bir teknoloji standartsız kökleşemeyeceğinden ve tanımlanamayacağından, hidrojen enerjisi <span style="letter-spacing: -0.05pt">konusunda uluslararası standart çalışmaları vardır. Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) </span>tarafından ISO/TC-197 Komitesi oluşturularak, hidrojen enerjisi için uluslararası standart çalışmalarına girişilmiştir. Standart çalışmaları; tanımlar, ölçümler, taşıma, emniyet, araçlar, uçaklar, elektrokimyasal donanımlar, hidridler, çevre ve uygulama alanlarını kapsamaktadır. Çeşitli ülkeler standart hazırlama çalışmasına katılmışken, Türkiye&#8217;nin çağırılmasına karşın katılmadığı görülmüştür.  </p>
<p></span><strong>8.4 Öncelikli Uygulamalar ile İlgili Eğitim, Öğretim ve Ar-Ge Etkinlikleri</strong>  </p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;nin 7. Beş Yıllık Kalkınma Planı Genel Enerji Özel İhtisas Komisyonu Yeni ve Yenile­<span style="letter-spacing: -0.05pt">nebilir Enerji Kaynakları Raporu (1993) kapsamında, hidrojen teknolojisine kısaca değinilmekle </span>birlikte, resmileşen kalkınma planında hidrojen enerjisinin adı geçmemektedir. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu tarafından saptanan, 1993-2003 yılı ulusal bilim ve teknoloji <span style="letter-spacing: -0.05pt">politikasında hidrojen yakıtına yer verilmemiştir. Hidrojen konusu üniversitelerimiz ve araştırma </span>kuruluşlarımızda çok sınırlı biçimde ele alınmaktadır. Birleşmiş Milletler (UNIDO) desteği ile ICHET projesi kapsamında, İstanbul&#8217;da Hidrojen Enstitüsü kurulması konusu gündemdir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">20-22 Kasım 1996 tarihlerinde Viyana&#8217;da yapılan 16. UNIDO Endüstriyel Kalkınma Kurulu Toplantısı&#8217;nda, UNIDO işbirliği ile ülkemizde Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi (ICHET) kurulması karan alınmıştır. Buna göre, UNIDO hukuksal çerçevesinde özerk bir kurum olarak çalışacak ICHET, İstanbul&#8217;da kurulacaktır. ICHET&#8217;in tasarlanan amacı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında hidrojen teknolojileri köprüsünü oluşturmak, hidrojen teknolojilerini geliştirilmek ve uygulamalı AR-GE çalışmaları yapmaktır. ICHET&#8217;in işlevi; kısa ve uzun dönemli eğitim vermek, bilimsel toplantılar düzenlemek, danışmanlık hizmetleri sunmak ve benzeri kuruluşlarla işbirliği oluşturmak biçiminde belirlenmiştir. Merkezin çalışma konuları; hidrojen enerjisi politikaları, hidrojen ekonomisi, enerji ve çevre, hidrojen üretim teknolojileri, hidrojen depolama teknikleri, hidrojen uygulamaları ve demons-<span style="letter-spacing: -0.05pt">trasyonlar olacaktır. Türkiye, ilk beş yıllık dönem için arazi, tesis, ilk yatırım ekipmanı ve işletme </span>faaliyetlerini finanse etmek üzere, 40 milyon ABD $&#8217;ı verecektir. ICHET projesi Türkiye&#8217;nin hidrojen çağına tutarlı biçimde adım atmasını sağlayacak, Türkiye&#8217;ye avantaj kazandıracak önemli bir girişimdir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de hidrojen yakıtı üretiminde kullanılabilecek olası kaynaklar; hidrolik enerji, güneş <span style="letter-spacing: -0.05pt">enerjisi, rüzgar enerjisi, deniz-dalga enerjisi, jeotermal enerji ve nükleer enerjidir. Türkiye gibi gelişme sürecinde ve teknolojik geçiş aşamasındaki ülkeler açısından, uzun dönemde fotovoltaik </span>güneş-hidrojen sistemi uygun görülmektedir. Fotovoltaik panellerden elde olunacak elektrik <span style="letter-spacing: -0.05pt">enerjisi ile suyun elektrolizinden hidrojen üreten bu yöntemde, 1 m sudan 108.7 kg hidrojen elde </span>olunabilir ki, bu 422 litre benzine eşdeğerdir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;nin hidrojen üretimi açısından bir şansı, uzun bir kıyı şeridi olan Karadeniz&#8217;in tabanında kimyasal biçimde depolanmış hidrojen bulunmasıdır. Karadeniz&#8217;in suyunun % 90&#8242;ı anaerobiktir ve hidrojensülfür (H2S) içermektedir. 1000 m derinlikte 8 ml.l<sup>-1</sup> olan H2S konsantrasyonu, tabanda 13.5 ml.l<sup>-1</sup> düzeyine ulaşmaktadır. Elektroliz reaktörü ve oksidasyon reaktörü gibi iki reaktör kullanılarak, H<sub>2</sub>S den hidrojen üretimi konusunda yapılmış teknolojik çalışmalar vardır. Bu konuda yapılmış bir diğer teknoloji geliştirme çalışması, semikondüktör partikülleri <span style="letter-spacing: -0.05pt">kullanarak fotokatalitik yöntemle hidrojen üretimidir. Güneş ve rüzgar enerjisinden yararlanarak, </span><span style="letter-spacing: -0.1pt">Karadeniz?in H<sub>2</sub>S içeren suyundan hidrojen üretimi için literatüre geçmiş bilimsel araştırma olup, </span>Bulgaristan proje geliştirmeye çalışmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Teknolojik verilere ve Türkiye&#8217;nin enerji-ekonomi verilerine göre, 1995-2095 arasında güneş-hidrojen sistemi ile yapılabilecek yakıt üretimi ve bunun fosil yakıtlarla rekabet olanağı, Ankara Üniversitesi Enerji Çalışma Grubu elemanlarınca bir simülasyon modeli kapsamında bilgisayar <span style="letter-spacing: -0.05pt">çözümleri ile değerlendirilmiştir. Bu ulusal modelde, hidrojen üretiminin artışı için yavaş ve hızlı </span>olmak üzere iki ayrı seçenek alınmıştır. Her iki seçenekte de 2010-2015 döneminde hidrojen enerjisi maliyetinin fosil enerji maliyetinin altına düşebileceği, hidrojen üretiminde sıçramanın 2015 yılından sonra sağlanabileceği, 2015-2030 döneminde fosil yakıt dışalımının düşmeye başlayabileceği bulgulanmıştır. Giderek sağlanacak artışla, 2065 yılında 12.7 EJ enerji eşdeğeri hidrojen üretilebileceği görülmüştür. Hidrojen üretimine bağlı biçimde ulusal kazancın artacağı saptanmıştır. Model bulguları, diğer ülkelerde yapılmış benzer çalışmalara koşut durumdadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">A.B.D.&#8217;de Enerji Bakanlığı (DOE) tarafından, 2025 yılında Amerika&#8217;nın toplam enerji tüketiminin %10&#8242;nunun hidrojenle karşılanması ve böylece petrol dışalımının yan yarıya azaltılmasının hedeflediği göz önüne alınırsa, Türkiye için yapılmış simülasyon modeli çaılşmasının bir abartma olmadığı anlaşılır. Kuşkusuz, bu bilimsel bir senaryo olup, gerçekleşmesi koşullara ve alınacak önlemlere bağlıdır. Modelin verdiği en önemli sonuç, hidrojenin ülkemiz için de umut olabileceğidir. Hidrojen uzun vadede, payı giderek artacak olan yenilenebilir kaynaklar için çok uygun bir depolama olanağı ve temiz otomotiv yakıtı olması açısından önemli miktarlarda kullanılacaktır. Bu süre 2020&#8242;li yıllar olarak tahmin edilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Ar-Ge açısından bir enerji araştırma alanı, çeşitli bilimsel dalların kullanılmasını gerektirir. Çok yönlü bu yaklaşım olmazsa orta vadede bir sonuca ulaşabilmek çok zor olacaktır. Uzun dönemli bir enerji ekonomisi değişikliğinin gerçekleşmesi için hükümetlerin mali desteğinin istikrarlı bir şekilde devam etmesi, stratejik planlama, sanayi-devlet işbirliği ve Ar-Ge çalışmaları yapılması <span style="letter-spacing: -0.05pt">gereklidir. Hidrojen programları esas olarak uzun döneme yönelik olmakla birlikte, mevcut enerji </span>altyapısıyla birlikte çalışabilecek kısa dönemli uygulamalar da dikkate alınmalıdır. Hidrojen teknolojilerinin tüm yönlerinin (üretim, depolama, taşıma, kullanma) dikkate alınması ve bu konularda yürütülen Ar-Ge faaliyetlerinin istikrarlı bir şekilde desteklenmesi gereklidir. Bu açıdan üniversiteler ve araştırma kurumlanın katılımı son derece önemlidir.  </p>
<p></span><strong>8.5 Sonuç ve Öneriler</strong>  </p>
<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        Türkiye&#8217;de hidrojen enerjisi konusunda yapılmış çalışmalar yok denecek kadar azdır. Dünyada hidrojen teknolojisinin gelişimi ve uygulama planlan göz önünde tutularak, öncelikli Ar-Ge programlarına hidrojen enerjisinin alınması gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?        Türkiye&#8217;de Birleşmiş Milletler UNIDO destekli Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi (ICHET) kurulması için başlatılmış olan çalışmaların hızla olumlu sonuca götürülmesi gerekir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">?        21.yüzyılın hidrojen çağı olacağı göz önünde tutularak, ülkemizde de hidrojen enerjisi ile ilgili demonstrasyon çalışmaları yapılmalı, teknolojik gelişim konusunda halk bilgilen­<span style="letter-spacing: -0.05pt">dirilmelidir. Gelişmiş yabancı ülkelerde hidrojenle çalışan otomobil, otobüs vb. araçlar halkı bilgilendirmek için kullanılmaktadır. Türkiye&#8217;deki otomotiv endüstrisi demonstrasyon amaçlı hidrojen otoları üretebilecek teknolojiye sahiptir. Bu konuda yönlendirilmeleri gerekir.</span> <span style="color: black"> </p>
<p></span></span></span></font><span style="font-family: Arial"></p>
<p /></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/hidrojen-enerjisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeraltında Isıl Enerji Depolanması</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/yeraltinda-isil-enerji-depolanmasi/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/yeraltinda-isil-enerji-depolanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 16:06:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/yeraltinda-isil-enerji-depolanmasi/</guid>
		<description><![CDATA[9.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı  
21. Yüzyıla girerken, Türkiye&#8217;de artan nüfus ve sanayileşmeden kaynaklanan enerji gereksinimi ülkemizin kısıtlı kaynaklarıyla karşılanamamakta, enerji üretimi ve tüketimi arasındaki açık hızla büyümektedir. Bu enerji açığının dış kaynaklarla kapatılabilmesi ülke ekonomisine büyük yük getirmektedir. Bu durum enerji güvenilirliği açısından da kaygılar oluşturmakta ve kendi öz kaynaklarımızdan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">9.1   Konunun Tanımı, Amaç ve Kapsamı</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">21. Yüzyıla girerken, Türkiye&#8217;de artan nüfus ve sanayileşmeden kaynaklanan enerji gereksinimi <span style="letter-spacing: -0.05pt">ülkemizin kısıtlı kaynaklarıyla karşılanamamakta, enerji üretimi ve tüketimi arasındaki açık hızla büyümektedir. Bu enerji açığının dış kaynaklarla kapatılabilmesi ülke ekonomisine büyük yük </span>getirmektedir. Bu durum enerji güvenilirliği açısından da kaygılar oluşturmakta ve kendi öz kaynaklarımızdan daha etkin biçimde yararlanmak önem kazanmaktadır. Çevre üzerindeki olumsuz etkileri bilinen fosil yakıtların tüketiminin, çevre konusundaki uluslararası taahhütler nedeni ile azaltılması da beklenmektedir. Fosil yakıtların dışında, kendi öz kaynaklarımızdan olan yenilenebilir enerji kaynaklarının yanı sıra toprak, yüzey ve yeraltı sulan ile havada doğal <span style="letter-spacing: -0.05pt">olarak bulunan ısıl enerji, ayrıca sanayideki atık ısı değerlendirilmelidir. Bu tür kaynakların elde </span>olunması ve kullanımı arasındaki zaman farkı depolama ile kapatılabilmektedir. <span id="more-6"></span> </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Isı enerjisi yeraltında geniş bir hacimde, uzun süreli (mevsimlik) ve kısa süreli (haftalık) depolanabilir. Bu kapsamda yeraltında ısı enerjisi depolaması ısıtma amaçlı depolama, soğutma <span style="letter-spacing: -0.05pt">amaçlı depolama, hem ısıtma ve hem de soğutma amaçlı depolama olarak ayırt edilmektedir. Söz </span>konusu teknolojiden ülkemizde de yararlanılmalıdır. Bu bölümde ısıl enerji depolama <span style="letter-spacing: -0.05pt">tekniklerinin tanıtımı, dünyadaki durum ve Türkiye&#8217;de uygulanabilirliği için yapılması gerekenler </span>tartışılmaktadır.   </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">9.2   Dünya Teknolojisinde Ulaşılan Düzey</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Isı enerjisinin yeraltında mevsimlik depolanması üç ayı aşkın süreyi kapsamaktadır. Kısa süreli depolama ise bir haftadan az bir zaman içindir. Mevsimlik depolamada, güneş enerjisi, iklimden <span style="letter-spacing: -0.05pt">kaynaklanan doğal ısıl enerji (yüksek sıcaklıklı ve soğuk kökenli alçak sıcaklıklı) ve herhangi bir </span>işlemden atılan atık ısı depolanabilmektedir. Kısa süreli depolamada ise kullanılan kaynaklar, <span style="letter-spacing: -0.05pt">güneş enerjisi, çok tarifeli elektrik sisteminde puant yük dışında ucuz tarifeli elektrikle kazanılan </span>ısı ve sanayi atık ısısı olmaktadır. Isıl depolama, fosil yakıt yakımı ile sağlanacak ısıdan tasarruf oluşturduğundan, yanma emisyonlarının ortaya koyacağı kirliliği önleme avantajı da <span style="letter-spacing: -0.1pt">taşımaktadır. Böylece CO2, SO2 ve NO<sub>x</sub> emisyonlarının sınırlanmasına katkıda bulunur. Soğutma </span>amaçlı ısıl depolama, elektrik enerjisinden sağlanan tasarrufun yanı sıra ozon tabakasına zarar veren kloroflorokarbon gazlarının kullanımınının sınırlanmasına da katkıda bulunur.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">1970&#8242;li yıllardan beri yeraltında ısı depolama çalışmaları sürdürülmektedir. Bu çalışmalar, üç yılda bir düzenlenen ve yedincisi 1997&#8242;de Japonya&#8217;da yapılan Uluslararası Isıl Enerji Depolama Konferanslarına sunulmaktadır. Yeraltında ısı depolama teknikleri üç grupta ele alınmaktadır:  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     <span style="letter-spacing: -0.05pt">Tank, çukur ve kaya oyuklarında depolama</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Akiferde (doğal yeraltı suyu havzası) depolama  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.2pt">?   Kanallarda depolama</span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yeraltında tank, çukur ve kaya oyuklarında güneş enerjisi ve/veya sanayideki atık ısılar depolanabilir. Bu amaçla su veya su-antifriz karışımının duyulur ısı kapasitesinden yararlanılır. Depodan kaçakları önlemek için iyi bir yalıtım gerekmektedir. Bu ise maliyeti artırıp, sistem ekonomisini olumsuz etkilemektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Akiferde ısıl enerjinin depolanması prensip olarak çok basittir. Soğuk depolamada, yeraltı suyu açılan depodan kışın çekilip soğutulur ve tekrar kuyuya geri verilir. Soğutma için dış ortamın soğukluğundan, yüzey buz ve sularından yararlanılır. Bu amaçla ısı eşanjörleri de kullanılmaktadır. Yazın soğutma gereksinimi olduğunda, yeraltındaki soğuk su çekilerek kullanılır. Bu kullanım yine ısı eşanjörü yardımıyla ve soğutma sisteminden ısı aktarımıyla gerçekleştirilir. Hem soğutma ve hem de ısıtma amaçlı sistemlerde, kullanım sonucu ısınan yeraltı suyu akiferde başka bir kuyu aracılığıyla tekrar depolanabilir. Bu yöntemde biri sıcak ve diğeri soğuk olmak üzere aralarında etkileşim bulunmayacak uzaklıkta iki kuyuya gereksinim vardır. Akiferde yüksek sıcaklıklı ısıl enerjinin depolanması, yine çekilen suyun ısıtılıp geri gönderilmesiyle gerçekleştirilir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yeraltı suyu bulunmayan yerlerde, yeraltına düşey olarak yerleştirilen, birbiri ile bağlantılı özel kanallar kullanılır. Bu yönteme kanallarda ısıl enerji depolama denilmektedir. Bu kanallar, akışkan ile toprak arasında ısı aktarımını sağlayan yeraltı ısı eşanjörleri görevini yaparlar. Bu teknikle hem ısıtma ve hem de soğutma amaçlı depolama yapılabilmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yeraltında ısıl enerji depolama tekniklerinden kanallarda ve akiferde depolama, Avrupa, Kuzey Amerika, Japonya ve Çin?deki birçok uygulama ile ekonomik ve ticari olarak kendini kanıtlamıştır. Hollanda&#8217;da 980 yılından bu yana yapılan 40 adet akiferde depolama projesinin %80&#8242;i konut sektöründe (hastaneler ve alışveriş merkezleri dahil), kalanı da sanayide uygulanmıştır. İsveç&#8217;de yapılan akiferde depolamaya ilişkin 23 projeden elde olunan sonuçlara göre, soğutma amaçlı depolamada %90-95, hem ısıtma ve hem de soğutma amaçlı depolamada %80-85, yalnızca ısıtma amaçlı depolamada %60-75 enerji tasarrufu sağlanmıştır. Kanal depolama ise daha çok Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İsveç&#8217;de uygulanmaktadır. Japonya ve İsveç&#8217;de yeraltında depolanan ısı, kış aylarında yolların buzlanmasını önlemek için kullanılmaktadır. Belçika, komşusu Hollanda&#8217;nın da desteği ile akiferde ısı depolama teknolojisini enerji pazarına hızla sokmuştur. Hollanda, bu amaçla bir özendirme yasası da çıkarmıştır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Dünyadaki en büyük kanal depolama sistemi ABD?de New Jersey Richard Stockton College?da </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">yapılmıştır. Burada her biri 130 m derinliğinde 400 adet kanal bulunmaktadır. Bu sistemin toplam soğutma kapasitesi 5.6 MW&#8217;dır. Burada sağlanan enerji tasarrufunun karşılığı olarak <span style="letter-spacing: -0.05pt">emisyonlardaki yıllık azalma, C0<sub>2</sub> için 459, SO<sub>2</sub> için 3395 ve NO<sub>x</sub> için 186 otomobilin yarattığı emisyona eşdeğerdir. ABD Başkanı Bili Clinton 6 Ekim 1997 günü Amerikan Kongresinde iklim </span>değişiklği konusunda yaptığı konuşmada, ABD&#8217;de kanal depolama sistemleriyle konutlarda <span style="letter-spacing: -0.05pt">geleneksel sistemlerden daha ucuza ve hem de sera etkisi yaratan gazlan %40 azaltarak ısıtma ve </span>soğutmanın yapılabileceğini söylemiştir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">9.3 Öncelikli Uygulamalar ile Eğitim, Öğretim ve Ar-Ge Etkinlikleri</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de bu konudaki ilk çalışmalar Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü&#8217;nde başlatılmıştır. 1995 yılında, Uluslararası Enerji Ajansı ile Türkiye adına Çukurova Üniversitesi Rektörlüğü &#8220;Enerji Depolamasıyla Enerji Tasarrufunun Araştırılması&#8221; Uygulama Anlaşması&#8217;nı imzalamıştır. Bu anlaşma kapsamında Annex 8 &#8220;Yeraltında Isıl Enerji depolama Sisitemlerinin Uygulamaları&#8221; konusunda, ABD, Almanya, Belçika, Hollanda, İsveç, Kanada ve Japonya&#8217;dan uzmanlarla birlikte çalışmalar yapılmaktadır. Türkiye&#8217;de akiferde ısı depolaması konusundaki ilk çalışma da yine Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi&#8217;nin ısıtma ve soğutması için yapılmaktadır. Diğer üniversitelerimizde konuya el atılmış değildir. Bu konuda henüz eğitim de verilmemektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Türkiye&#8217;de yeraltında ısı depolama potansiyelini belirleme çalışmaları sürdürülmektedir. Türkiye&#8217;de yeraltında ısıl enerjinin depolanabileceği alanlara ilişkin bir harita çalışması da yapılmış bulunmaktadır. Ülkemizde enerji tüketiminde ilk iki sırayı paylaşan yapı ve sanayi sektöründe yeraltında ısıl enerjinin depolanmasına uygun alanların çok geniş olduğu tahmin edilmektedir. Bu teknolojinin, özellikle güney illerimizde seracılık tarımının en önemli enerji girdisi olan ısı enerjisi için de kullanılması planlanmaktadır. Ayrıca, yaygınlaştırılacak <span style="letter-spacing: -0.05pt">uygulamalarla büyük binalarda ısıtma ve iklimlendirmede bu teknolojiden yararlanılması, klasik </span>enerji kaynaklarından tasarruf sağlayacaktır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">Türkiye&#8217;nin yeni ve yenilenebilir enerji politikaları kapsamında &#8220;Yeraltında Isıl Enerji Depolama </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Programı&#8221; oluşturulması yararlı olacaktır. Ayrıca, uygulamaya yönelik Ar-Ge çalışmalarının desteklenerek geliştirilmesi gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Uluslararası Enerji Ajansı ile Türkiye adına Çukurova Üniversitesinin imzaladığı &#8220;Enerji Depolanmasıyla Enerji Tasarrufunun Artırılması&#8221; Uygulama Anlaşması kapsamında Çukurova Üniversitesinde, yeraltında ısıl enerjinin depolanması ve faz değiştiren maddelerde depolama çalışmaları yürütülmektedir  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Yeni ve yenilenebilir enerjilerle ilgili çıkarılması gereken yasal mevzuat kapsamında, ısıl enerji <span style="letter-spacing: -0.05pt">depolaması konusuna da yer verilmesi zorunluluğu vardır. Uygulamalarda bazı mevzuat sorunları </span>ile karşılaşılacağı beklenmelidir. Uygulamalar mali açıdan, yasal mevzuattan dayanak alacak sübvansiyonlarla desteklenmelidir. Bu kapsamda gerek sistem kurucularına ve gerekse bu tür sistem kullanıcılarına verilecek teşvikler de gündeme gelmelidir.  </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">9.4 Sonuç ve Öneriler</span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Yeraltında ısıl enerji depolama sistemleri, elektrik ve fosil yakıt kullanımına tasarruf getirmekte, güneş enerjisi, doğal enerji olanakları (toprak, yüzey ve yeraltı sulan ile havada doğal olarak bulunan ısıl enerji) ve sanayideki atık ısıları değerlendirerek, enerjinin etkin <span style="letter-spacing: -0.05pt">kullanımını sağlamakta, sera etkisi yaratan ve asit yağmurları oluşturan gazların çevreye daha </span>az yayılmasına neden olmaktadır. Enerjide dış bağımlılığı azaltmaya yönelik olarak, öz kaynakların daha verimli kullanılmasına da katkıda bulunmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Bu depolama sistemleri, yenilenebilir kaynaklardan enerji elde edilmesiyle kullanımı arasındaki zaman farkını (güneş enerjisinde gece-gündüz ve yaz-kış farkı gibi) kapatarak, <span style="letter-spacing: -0.05pt">yenilenebilir enerji kaynaklarından sürekli yararlanabilme olanağı sağlamaktadır. Dolayısıyla yenilenebilir kaynakların etkin kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Yeraltında ısıl depolama, tank, çukur ve kaya oyuklarında, akiferde ve kanallarda depolama teknikleri ile gerçekleştirilmektedir. Özellikle akiferde depolama önemlidir. Bazı sanayi  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">kuruluşları halen yeraltı suyunu soğutma amaçlı olarak kullanmakta, sonra dışa atarak su rezervinin azalmasına ve çevre kirliliğine neden olmaktadırlar. Akiferde ısıl depolama <span style="letter-spacing: -0.05pt">sistemlerinde yeraltı suyu kapalı devre bir sistemde başka hiçbir su ile karışmadan kullanılıp, </span>tekrar yeraltındaki ayni akifere beslenmektedir. Böylece, çevre kirlenmesi oluşmadığı gibi, yeraltı akiferi de korunmuş olmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?       Dünyada birçok başarılı uygulaması bulunan akiferde ve kanallarda depolama sistemlerinin Türkiye&#8217;de de kullanılmaya başlanması, toplam birincil enerji kaynağı tüketiminde tahminen % 10-20 arasında bir kazanım sağlayabilecektir. Yeraltında ısıl depolama sisteminin uygulanabileceği yerler, yapılar (konutlar, hastaneler, okullar, hava alanları, ticaret ve iş <span style="letter-spacing: -0.05pt">merkezleri), sanayi, tarım (seracılık, kurutma, balık üretim çiftlikleri, tarımsal ürün depoları) </span>biçiminde sıralanmaktadır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; font-family: Arial">?       Yeraltında ısıl depolama tekniğinin Türkiye&#8217;de uygulanması için, konu enerji politikası kapsamına alınmalı, başta Uluslararası Enerji Ajansı, Avrupa Birliği Enerji Programlan ve Dünya Bankası Enerji Programlan olmak üzere uluslararası programlara katılınmalı, devlet tarafından mali olarak desteklenmelidir. Üniversitelerin eğitim programlannda yer verilmeli, kamuoyuna tanıtılmalı, Ar-Ge çalışmaları geliştirilmeli, yerli teknolojinin yeterli olmadığı alanlarda bilinçli teknoloji transferleri yapılmalıdır. Uygulamalar için yasal mevzuat düzenlenmelidir.  <span style="color: black"> </p>
<p></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/yeraltinda-isil-enerji-depolanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çevre Dostu ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları ile İlgili Genel Öneriler</title>
		<link>http://www.fizikkulubu.net/cevre-dostu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ile-ilgili-genel-oneriler/</link>
		<comments>http://www.fizikkulubu.net/cevre-dostu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ile-ilgili-genel-oneriler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jun 2007 15:59:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>berkmr</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yenilenebilir Enerji Kaynakları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fizikkulubu.net/cevre-dostu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ile-ilgili-genel-oneriler/</guid>
		<description><![CDATA[?     Önümüzdeki yüzyılda ticari kullanımı artacak yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ülkemizde de geliştirilebilmesi ve kullanımına ilişkin çalışmalar, her türlü kaynak ve imkan kullanılarak hızlandırılmalıdır.  
?     Yenilenebilir enerji kaynaklan alanında ulusal teknoloji oluşturmaya yönelik Ar-Ge çalışmaları geliştirilmeli ve desteklenmelidir.   
?     [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Önümüzdeki yüzyılda ticari kullanımı artacak yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarının ülkemizde de geliştirilebilmesi ve kullanımına ilişkin çalışmalar, her türlü kaynak ve imkan kullanılarak hızlandırılmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Yenilenebilir enerji kaynaklan alanında <strong><span style="font-family: Arial">ulusal teknoloji </span></strong>oluşturmaya yönelik Ar-Ge çalışmaları geliştirilmeli ve desteklenmelidir.   </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Türkiye&#8217;de genel enerji planlamasına bağlı olarak <strong><span style="font-family: Arial">Yenilenebilir Enerji Kaynakları Master</span></strong>  <span id="more-5"></span> </p>
<p></span><strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">Planı  </span></strong><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">yapılmalı  ve  bu  plan  ile  ortaya  konulacak  özendirmelerle  yenilenebilir  enerji <span style="letter-spacing: -0.05pt">kaynaklarından yararlanmada saptanacak hedeflere ulaşılmaya çalışılmalıdır.</span>  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Türkiye&#8217;de yenilenebilir kaynakların prodüktif bir biçimde değerlendirilmeleri özel sektör yatırımları ile gerçekleşebileceğinden, özel sektörü bu alana çekecek özendirmeler (yatırım­lara sübvansiyon, düşük faizli kredi, vergi iadesi ve vergi muafiyeti) düzenlenmeli ve uygulamaya konulmalıdır.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları (özellikle jeotermal, güneş, rüzgar ve biyokütle enerjileri ile ilgili teknolojiler ve yeraltında doğal ısı depolama teknolojsi) uygulamaları, <span style="letter-spacing: -0.05pt">yalnızca sistem ve enerji üreticileri açısından değil, kullanıcılar ve son tüketiciler açısından da </span>özendirmelerle desteklenmelidir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     <span style="letter-spacing: -0.05pt">Büyük hidrolik kaynaklar üzerinde yerli ve yabancı özel sermaye ile santral kurmanın önünde, </span>bu kaynağın Anayasa&#8217;nın 168. maddesinde geçen tabii servet (doğal zenginlik) sayılması nedeni ile imtiyaz hukukundan kaynaklanan ve Anayasa&#8217;nın 155. maddesi ile Danıştay dene­timi getiren engel vardır. Aynı engel, yine tabii servet olarak nitelendirildiğinden jeotermal <span style="letter-spacing: -0.05pt">enerji için de varsayılmaktadır. Uygulanması benimsenen Yap-İşlet-Devret (BOT) ve/veya Yap-İşlet (BO) modellerinin geçerlilik kazanması için bu tür yasal engellerin kaldırılması özel </span>sektör yatırımlarının önünün açılması gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     Yap-işlet (BO) modeli kapsamında yenilenebilir enerji kaynakları ile çalışan elektrik üretim tesislerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışının düzenlenmesi hakkında bir kanun tasarısı ETKB tarafından hazırlanarak ilgili kuruluşların görüşleri alınmaya başlanmıştır. Söz <span style="letter-spacing: -0.05pt">konusu tasan hidroelektrik ve jeotermal enerji dışında kalan rüzgar, güneş, dalga, gel-git, çöp, </span>çöpgazı, biyogaz vb. yenilenebilir enerji kaynaklarını içermektedir. Ancak, kapsamının geliştirilmesi gerekmektedir.  </p>
<p></span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">?     BO yasa tasansı kapsamına hidrolik enerji ve jeotermal enerji tabii servet kavramı ile değerlendirildiklerinden alınmamışlardır. Oysa, güneş ve rüzgar da tabii servet niteliğindeki kaynaklardır. Ayrıca, söz konusu tasan sadece elektrik üretimini içermekte olup, ısıl uygula­maları içermemektedir. Yasanın ısıl uygulamalar alanındaki boşluğu da doldurması gerekir. Yine elektrik üretimi olsa bile yenilenebilir kaynaklarla çalışacak otoprodüktörler bu tasan kapsamı dışında kalmaktadır. Bu konuda da düzenleme gerekmektedir.  </p>
<p></span></p>
<p style="line-height: 14.4pt"><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial; letter-spacing: -0.05pt">- Hidrolik enerji, jeotermal enerji, güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, biyokütle enerji ve deniz-dalga </span><span style="font-size: 10pt; color: black; font-family: Arial">enerjisi gibi yenilenebilir birincil enerjilerin verimli değerlendirilmesi ve bunların değerlendirilmesine ilişkin yeni teknolojik çevrim olanaklarından yararlanılması için genel ilkeler, yerli ve yabancı özel sermaye yatırımlarını çekici özendirmeler, işletmeler için kurulduktan sonra işletme güvencesi sağlayıcı önlemler bir yasal düzenleme içinde ele <span style="letter-spacing: -0.05pt">alınmalı ve <strong><span style="font-family: Arial">Yenilenebilir Temiz Enerji Kaynakları Yasası </span></strong>çıkarılmalıdır. Bu tek ve entegre bir yasa olabileceği gibi, kaynak bazında ayrı yasalar da hazırlanabilir.</span> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fizikkulubu.net/cevre-dostu-ve-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ile-ilgili-genel-oneriler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
