Dalton Atom Kuramı, 19. yy?a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy?da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı. (more…)
Bu operasyon x-ışını yaratmanın tam tersi gibi de görülebilir. Fotoelektrik tüpün içi elektronların geçişinin kolay olması amacıyla vakumlanmıştır. Işık tüpe girip metale çarpınca plaka elektron yayar. Sonra bu elektronlar küçük bir potansiyel fark sayesinde toplayıcı çubuğa atlar ve akım oluşmuş olur. Yayılan elektronlara fotoelektronlar denir. Aslında bu olay tipik bir foton emme durumu gibi de görülebilir. (more…)
Düzlem aynalar , Ayna üzerine düşen bir ışık demeti yine bir demet olarak yansır.Düzlem aynanın parlak yüzeyi sırlanmış yüzeydir. Işığın aynaya düştüğü noktadan aynaya çizilen dik doğruya normal ; gelen ışının normal yaptığı açıya gelme açısı ve yansıyan ışının normal yaptığı açıya yansıma açısı denir. (more…)
Fizik Paradoksları:
Olbers Paradoksu
Bu paradoks, biraz da artronomi ile ilgili.
Olbers, araştırmaları neticesinde, şu fikirlere vardı:
a) Kâinatın (uzayın), başlangıcı ve sonu yoktur.
b) Kâinatın bir sınırı yoktur.
c) Kâinattaki yıldızlar, düzenli bir şekilde dağılmıştır.
d) Kâinatın büyüklüğü sabittir.
e) Diğer yıldızlardan gelen ışığı engelleyici bir faktör yoktur. (more…)
Bu kuvvet algılayabildiğimiz tek kuvvet olmasına rağmen, aynı zamanda da hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz kuvvettir. Yerçekimi olarak bildiğimiz bu kuvvetin gerçek adı “kütle çekim kuvveti”dir. Şiddeti diğer kuvvetlere göre en düşük kuvvet olmasına rağmen, çok büyük kütlelerin birbirini çekmelerini sağlar.
Evrendeki galaksilerin, yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde kalmalarının nedeni bu kuvvettir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin Güneş’in etrafında belirli bir yörüngede kalabilmelerinin nedeni de yine yerçekimi kuvvetidir. Bizler bu kuvvet sayesinde yeryüzünde yürüyebiliriz. Bu kuvvetin değerlerinde bir azalma olursa yıldızlar yerinden kayar, dünya yörüngesinden kopar, bizler dünya üzerinden uzay boşluğuna dağılırız. (more…)
Elektronun keşfinin ortaya çıkardığı en önemli sonuçlardan birisi süperiletkenliğin bulunmasıdır. Elektrik akımı, yani elektronların akışı, iletken kablolar yardımıyla sağlanır. Fakat bu metal kabloların elektriksel dirençleri vardır ve akımın telden akması sırasında bu direnç nedeniyle enerjilerinin bir kısmı atık ısıya dönüşür.
Süperiletken malzemelerde ise neredeyse hiç elektriksel direnç yoktur. Dolayısıyla elektrik akımı bir süperiletkenden hiç enerji kaybına uğramadan akabilir. (more…)
Roket:Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında özitmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi.(Özel silahlardan farklı olarak, roket güdümlü değildir.) Bazen, bu tip mermileri atan hafif füzeatarlar için kullanılır. Özellikle XIV. yy. da, itici gücünü içindeki barutun yanmasından sağlayan humbarası: İngiliz generali Congreve?in icadı olan humbaraya <
Fiziğin en temel problemlerinden biri de maddenin en küçük yapı taşını bulmaktır. 1900′lerin başında Fizikçiler atomun bu konuda en küçük parça olmadığını, atomun da içinde daha küçük parçalar olduğunu gördüler. Atomu incelediklerinde bir çekirdek etrafında serseri serseri dönüp duran elektronları buldular. Bu noktada çekirdeğin maddenin en küçük ve bölünemez yapısı olduğu kanısı hakim olmaya başladı. (Aslında bir elektron bir çekirdekten 100-200 kat daha küçüktür!..) Sonra da çekirdeğin de en küçük parçacık olmadığını aksine atomuna göre 100-200 parçacığın bir araya gelmesi ile oluştuğu ortaya çıktı. Bunlar tabii ki protonlar ve nötronlardı. Proton ve nötron da bulunduktan sonra fizikçiler atom-altını halletmişler gibi bir havaya kapıldılar… (more…)
Anti-madde kavramı modern fiziğin ortaya çıkması ile yani 20. yüzyılda ortaya atılmış bir olgu. Kısa bir tanımlama ile anti-parçacıklardan oluşmuş madde diyebiliriz. Uzunca bir tanımlama ile ise parçacıklarının sadece elektriksel yükleri ters olan başka hiçbir yönü ile maddesinden farkı olmayan ters-maddeye anti-madde diyoruz. Yukarıda adı geçen anti-parçacık da ne ola derseniz: işte uzun tanımlamada belirttiğimiz, parçacıkların ters yüke sahip ikiz kardeşleri derim bende. Mesela pozitron (ki anti-elektron da denir) elektronla her yönü ile tamamen aynı özelliklere sahip bir parçacıktır yalnız elektrik yükü +1′dir o kadar. Bunun dışında kütlesi, hacmi vs. . hepsi aynıdır. Anti-madde de burada belirtilen anti-parçacıkardan oluşmuş maddeden başka bir şey değildir. Mesela sıradan bir hidrojen atomunda 1 elektron, 1 proton bulunduğu gibi bir anti-hidrojen atomunda da 1 pozitron ve 1 anti-proton bulunur. Diğer bir deyişle anti-parçacıklar da tıpkı normal parçacıklar gibi birleşip anti-maddeleri oluştururlar. (more…)
Laboratuvar koşullarında ışığın hızı saniyede 17 metreye düşürüldü. Arabalar artık ışıktan hızlı gidebilecek. Daha doğrusu, burada söz konusu olan son derece özel bir araba. Nature Dergisi’nin 18 Şubat 1999 tarihli sayısında, yalnızca arabaların değil, bisikletlerin de nasıl ışıktan daha hızlı gidebileceği anlatılıyor.
Genç Einstein, bir tramvayda ofisine doğru gittiği sırada Görelilik Kuramı’nı düşlerken, ışık hızıyla yolculuk etmenin nasıl bir şey olacağını merak etmekteydi. Ancak, o günlerde, herhangi bir tramvay, bisikletci ya da arabanın, ışığın boşluktaki hızına, yani saniyede 300 milyon metrelik hıza ulaşması olanaksızdı. Dolayısıyla Einstein, bu hızı, herhangi bir nesnenin aşamayacağı, üst hız sınırı olarak belirledi. (more…)
Fizik Tedavi
Baby
E-Hayat
P
Best Food Recipes
|