Fizik Kulübü

Dalton Atom Kuramı

Saturday
Jun 30,2007

Dalton Atom Kuramı, 19. yy?a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy?da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı. (more…)

  • Comments Off
  • Fotoelektrik Olayı

    Saturday
    Jun 30,2007

    Bu operasyon x-ışını yaratmanın tam tersi gibi de görülebilir. Fotoelektrik tüpün içi elektronların geçişinin kolay olması amacıyla vakumlanmıştır. Işık tüpe girip metale çarpınca plaka elektron yayar. Sonra bu elektronlar küçük bir potansiyel fark sayesinde toplayıcı çubuğa atlar ve akım oluşmuş olur. Yayılan elektronlara fotoelektronlar denir. Aslında bu olay tipik bir foton emme durumu gibi de görülebilir. (more…)

  • Comments Off
  • Düzlem Aynalar

    Saturday
    Jun 30,2007

    Düzlem aynalar , Ayna üzerine düşen bir ışık demeti yine bir demet olarak yansır.Düzlem aynanın parlak yüzeyi sırlanmış yüzeydir. Işığın aynaya düştüğü noktadan aynaya çizilen dik doğruya normal ; gelen ışının normal yaptığı açıya gelme açısı ve yansıyan ışının normal yaptığı açıya yansıma açısı denir. (more…)

  • Comments Off
  • Fizik Paradoksları

    Friday
    Jun 15,2007

    Fizik Paradoksları:

    Olbers Paradoksu

    Bu paradoks, biraz da artronomi ile ilgili.

    Olbers, araştırmaları neticesinde, şu fikirlere vardı:

    a) Kâinatın (uzayın), başlangıcı ve sonu yoktur.
    b) Kâinatın bir sınırı yoktur.
    c) Kâinattaki yıldızlar, düzenli bir şekilde dağılmıştır.
    d) Kâinatın büyüklüğü sabittir.
    e) Diğer yıldızlardan gelen ışığı engelleyici bir faktör yoktur. (more…)

  • Comments Off
  • Yerçekimi

    Friday
    Jun 15,2007

    Bu kuvvet algılayabildiğimiz tek kuvvet olmasına rağmen, aynı zamanda da hakkında en az bilgi sahibi olduğumuz kuvvettir. Yerçekimi olarak bildiğimiz bu kuvvetin gerçek adı “kütle çekim kuvveti”dir. Şiddeti diğer kuvvetlere göre en düşük kuvvet olmasına rağmen, çok büyük kütlelerin birbirini çekmelerini sağlar.

    Evrendeki galaksilerin, yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde kalmalarının nedeni bu kuvvettir. Dünyanın ve diğer gezegenlerin Güneş’in etrafında belirli bir yörüngede kalabilmelerinin nedeni de yine yerçekimi kuvvetidir. Bizler bu kuvvet sayesinde yeryüzünde yürüyebiliriz. Bu kuvvetin değerlerinde bir azalma olursa yıldızlar yerinden kayar, dünya yörüngesinden kopar, bizler dünya üzerinden uzay boşluğuna dağılırız. (more…)

  • Comments Off
  • Süperiletkenlik

    Friday
    Jun 15,2007

    Elektronun keşfinin ortaya çıkardığı en önemli sonuçlardan birisi süperiletkenliğin bulunmasıdır. Elektrik akımı, yani elektronların akışı, iletken kablolar yardımıyla sağlanır. Fakat bu metal kabloların elektriksel dirençleri vardır ve akımın telden akması sırasında bu direnç nedeniyle enerjilerinin bir kısmı atık ısıya dönüşür.

    Süperiletken malzemelerde ise neredeyse hiç elektriksel direnç yoktur. Dolayısıyla elektrik akımı bir süperiletkenden hiç enerji kaybına uğramadan akabilir. (more…)

  • Comments Off
  • Roketler

    Thursday
    Jun 14,2007

    Roket:Atış sırasında mekanik olarak yön verilen, yörüngesinin başlangıcında özitmeli olarak yol alan ve daha sonra yalnız balistik kanunlarına bağlı kalan mermi.(Özel silahlardan farklı olarak, roket güdümlü değildir.) Bazen, bu tip mermileri atan hafif füzeatarlar için kullanılır. Özellikle XIV. yy. da, itici gücünü içindeki barutun yanmasından sağlayan humbarası: İngiliz generali Congreve?in icadı olan humbaraya < > adı verilmiştir. (more…)

  • Comments Off
  • Thursday
    Jun 14,2007

    Fiziğin en temel problemlerinden biri de maddenin en küçük yapı taşını bulmaktır. 1900′lerin başında Fizikçiler atomun bu konuda en küçük parça olmadığını, atomun da içinde daha küçük parçalar olduğunu gördüler. Atomu incelediklerinde bir çekirdek etrafında serseri serseri dönüp duran elektronları buldular. Bu noktada çekirdeğin maddenin en küçük ve bölünemez yapısı olduğu kanısı hakim olmaya başladı. (Aslında bir elektron bir çekirdekten 100-200 kat daha küçüktür!..) Sonra da çekirdeğin de en küçük parçacık olmadığını aksine atomuna göre 100-200 parçacığın bir araya gelmesi ile oluştuğu ortaya çıktı. Bunlar tabii ki protonlar ve nötronlardı. Proton ve nötron da bulunduktan sonra fizikçiler atom-altını halletmişler gibi bir havaya kapıldılar… (more…)

  • Comments Off
  • Anti Madde

    Thursday
    Jun 14,2007

    Anti-madde kavramı modern fiziğin ortaya çıkması ile yani 20. yüzyılda ortaya atılmış bir olgu. Kısa bir tanımlama ile anti-parçacıklardan oluşmuş madde diyebiliriz. Uzunca bir tanımlama ile ise parçacıklarının sadece elektriksel yükleri ters olan başka hiçbir yönü ile maddesinden farkı olmayan ters-maddeye anti-madde diyoruz. Yukarıda adı geçen anti-parçacık da ne ola derseniz: işte uzun tanımlamada belirttiğimiz, parçacıkların ters yüke sahip ikiz kardeşleri derim bende. Mesela pozitron (ki anti-elektron da denir) elektronla her yönü ile tamamen aynı özelliklere sahip bir parçacıktır yalnız elektrik yükü +1′dir o kadar. Bunun dışında kütlesi, hacmi vs. . hepsi aynıdır. Anti-madde de burada belirtilen anti-parçacıkardan oluşmuş maddeden başka bir şey değildir. Mesela sıradan bir hidrojen atomunda 1 elektron, 1 proton bulunduğu gibi bir anti-hidrojen atomunda da 1 pozitron ve 1 anti-proton bulunur. Diğer bir deyişle anti-parçacıklar da tıpkı normal parçacıklar gibi birleşip anti-maddeleri oluştururlar. (more…)

  • Comments Off
  • Işık Hızı

    Thursday
    Jun 14,2007

    Laboratuvar koşullarında ışığın hızı saniyede 17 metreye düşürüldü. Arabalar artık ışıktan hızlı gidebilecek. Daha doğrusu, burada söz konusu olan son derece özel bir araba. Nature Dergisi’nin 18 Şubat 1999 tarihli sayısında, yalnızca arabaların değil, bisikletlerin de nasıl ışıktan daha hızlı gidebileceği anlatılıyor.

    Genç Einstein, bir tramvayda ofisine doğru gittiği sırada Görelilik Kuramı’nı düşlerken, ışık hızıyla yolculuk etmenin nasıl bir şey olacağını merak etmekteydi. Ancak, o günlerde, herhangi bir tramvay, bisikletci ya da arabanın, ışığın boşluktaki hızına, yani saniyede 300 milyon metrelik hıza ulaşması olanaksızdı. Dolayısıyla Einstein, bu hızı, herhangi bir nesnenin aşamayacağı, üst hız sınırı olarak belirledi. (more…)

  • Comments Off
  •   Fizik Tedavi Hosting Hizmetleri Baby Top Resources blogs Resources blogs Blogarama Resources Blogs
    Create blog E-Hayat P Best Food Recipes datenrettung-easy