Anti-madde kavramı modern fiziğin ortaya çıkması ile yani 20. yüzyılda ortaya atılmış bir olgu. Kısa bir tanımlama ile anti-parçacıklardan oluşmuş madde diyebiliriz. Uzunca bir tanımlama ile ise parçacıklarının sadece elektriksel yükleri ters olan başka hiçbir yönü ile maddesinden farkı olmayan ters-maddeye anti-madde diyoruz. Yukarıda adı geçen anti-parçacık da ne ola derseniz: işte uzun tanımlamada belirttiğimiz, parçacıkların ters yüke sahip ikiz kardeşleri derim bende. Mesela pozitron (ki anti-elektron da denir) elektronla her yönü ile tamamen aynı özelliklere sahip bir parçacıktır yalnız elektrik yükü +1′dir o kadar. Bunun dışında kütlesi, hacmi vs. . hepsi aynıdır. Anti-madde de burada belirtilen anti-parçacıkardan oluşmuş maddeden başka bir şey değildir. Mesela sıradan bir hidrojen atomunda 1 elektron, 1 proton bulunduğu gibi bir anti-hidrojen atomunda da 1 pozitron ve 1 anti-proton bulunur. Diğer bir deyişle anti-parçacıklar da tıpkı normal parçacıklar gibi birleşip anti-maddeleri oluştururlar.

1996′da Cenova, İsviçre’deki ünlü CERN laburatuarlarında ilk anti-madde üretilmiştir!… Bu insanlık tarihinin ilk elde ettiği anti-madde bir anti-hidrojendi!!… Üretilen anti-maddenin her bir atomu bir anti-proton ve bir anti-nötrondan oluşuyordu.

Bu çalışmalardan daha önce hiçbir şekilde bir anti-madde gözlemlenememişti. Bunun en büyük sebebi de kainatta normal maddeye oranla çok az anti-madde olmasıdır aslında. Kainattaki toplam maddenin ancak %1′lik kısmının anti-madde olduğu tahmin ediliyor. Yalnız niye bu kadar az olduğu konusu açıklamakta fazla bir yol katetmiş sayılmayız şu ana kadar. Big-Bang’den sonra ortaya çıkan maddenin içinde sıradan maddenin anti-maddeye göre biraz daha çok olduğu ve bu günümüzdeki anti-madde kıtlığının tâ bu zamandan kaynaklandığı, bu farkla ilgili en mantıklı teorilerden biri.

Meselenin tarihine baktığımızda Nobel ödüllü İngiliz Fizikçi Paul Dirac’ı görüyoruz. Dirac 1928′de sonradan Dirac Denklemi adı verilecek olan elektronun spin hareketini ve diğer bir kaç özelliğini açıkladığı denklemini ortaya attı. Bu denklem kainatta pozitif yüklü bir elektronun da olması gerektiğini öngörüyordu. 1932′de Amerikalı fizikçi Anderson’un pozitronu bulması ile fizik tarihinde bir anti-parçacık avı başlamış oluyordu…

Sonradan CERN gibi Parçacık hızlandırıcıları da kurulunca bir çok yeni parçacık ve bunların anti-parçacıkları birer birer bulundu. Yalnız anti-maddelerin hepsinin maddesinin ters yüküne sahip olması gerekmediği de ortaya çıktı sonraları. (Ki teori de böyle olması gerektiğini savunmuyordu!.. Yani ortada bir problem yok! ) Mesela nötron yüksüz bir parçacıkdır böyle olunca da anti-nötron,sıradan bir nötronla tamamen aynı özelliklere sahip olmak durumundadır. Diğer bir deyişle nötronun anti-parçacığı yine kendisidir!!…

Pekala bir parçacıkla anti-parçacığı karşılaşırsa ne olur?! Birbirlerine selam verip yollarına devam ederler . İşte anti-maddenin en ilginç tarafı: İkisinde de yeterli derecede enerji varsa (veya birinde ikisine de yetecek kadar enerji varsa , bu iki parçacık tamamen enerjiye dönüşürler!!… Evet bu olay parçacık hızlandırıcılarında bir çok defa gözlemlenmiştir. Yani bir proton ile bir anti-protonu yeterli enerjiyi vererek birbirine çarptırırsanız ortaya fotonlar daha doğrusu ışık çıkar. Tabii bu işin tersi de teorik olarak doğrudur. Bir fotondan bir parçacık ve anti-parçacık oluşturulabilir. Ortaya çıkan fotonun enerjisi tamı tamına Einstein’in ünlü E=m.c2 formülüne uyar. Yani mesele Modern Fizikle tam bir uyumluluk içindedir… Hatta fotonun oluşmak için ihtiyaç duyacağı enerjiden daha fazla enerjiniz varsa parçacıklarınızda, daha farklı başka parçacıklar da oluşturabilirsiniz bu çarpışmalarda… Ve yine bunlarda birbirleri ile çarpışıp daha başka parçacıklar ve ışınlar oluşturabilir.

Ama bu noktada bir yanlış anlamaya mahal vermemek için bir parantez açalım: Bir madde anti-maddesini aramaz yani zıt kutupların veya zıt yüklerin birbirini çekmesi gibi bir madde de diğer bir anti-maddeyi çekmez. Tabii bir anti-parçacık eğer parçacığının ters yüküne sahipse aralarında bir elektrik kuvvet normal olarak oluşacaktır ama, bir pozitron (artık biliyorsunuz: anti-elektron karşısında duran bir grup parçacıktan sadece elektronu arayıp, bulup onunla bir etkileşim içerisine girmez; yükü pozitif olduğundan dolayı karşısındaki bir elektronla veya bir anti-protonla aynı değerde bir etkileşim içerisine girer…