->
Bilim insanları, bir molekülü saniyenin milyarda birinin milyarda biri (10-18) olan ‘attosaniye’lik süredeki hareketlerini gözlemledi.
Londra Imperial College uzmanları, molekülün şimdiye dek en ‘hızlı’ görüntülerini almayı başardı. Araştırmanın, molekülün kimyasal yapısı ile ilgili ipuçları vereceği ve geleceğin kuantum teknolojileri için önemli veriler sağlayacağı vurgulanıyor.
Araştırmayı yürüten Imperial College Fizik Bölümü öğretim üyesi Dr. John Tisch, BBC’ye verdiği demecinde, “Bir varlığın zamanla ilişkisi, zaman içinde geçirdiği değişim, o varlığın özüdür, biz varlığın en kısa aralıklar içinde değişimlerini gözlemliyoruz” şeklinde konuştu. (more…)
->
H.G.Wells, ‘Görünmeyen Adam’ adlı romanında, bir fizikçinin insan vücudunun görünmez oluşunu sağlamasını anlatır. Sinemaya da çeşitli kereler uygulanan bu romanın dayandığı fiziksel tez doğrudur ama pratikte olması mümkün olmayan bazı detaylar vardır.
Aslında insan vücudunu oluşturan her şey başta su olmak üzere renksiz ve saydamdır. İnsanda renkli olarak sadece kana rengini veren hemoglobin ile deriye, saçlara ve göze rengini veren melanin isimli pigment bulunur. Bir ilaçla bunlar da renksiz hale getirilebilseler insanın saydam yani görünmez olması mümkündür. (more…)
->
Camın, maddenin halleri arasındaki dönüşümlerini inceleyen bilim insanları, katıdan sıvıya, sıvıdan katıya geçişine bilimsel olarak tanım koyamıyor.
Günlük yaşamda kullanılan cam bilim insanları için göründüğü kadar da berrak bir madde değil. Bilim insanlarının ele aldığı cam, bardakların veya pencerelerin camından biraz daha karmaşık, zira bu bilim insanlarının camı hem katı halde hem de sıvı halde varolabiliyor. Hangi fiziksel şartlarda hal değiştireceğinin belli olmaması nedeniyle, cam evrenin ilk zamanlarındaki nebulaya benzetiliyor. (more…)
Elektriklenme ve Elektrik Yükü
Elektrik yükünü ileten maddelere iletken maddeler , iletmeyen maddelere de yalıtkan maddeler denir. Maddeler üç şekilde elektriklenirler.
1- Sürtünme ile elektriklenme
2- Dokunma ile elektriklenme
3- Etki ile elektriklenme (more…)
Optik, Optik ışıkla ilgili olayları inceleyen fizik dalı. Optik, ışıkla ilgili olayları üç değişik modelde inceler. Buna göre optik üç kısma ayrılır:
1) Geometrik optik,
2) Fizik optik (Dalga optiği),
3) Kuvantum optiği.
1) Geometrik optik:Işığın izotrop (her tarafının fiziksel özelliği aynı) ortamda doğrusal yayılmasını temel kabul eder. Yansıma, kırılma ve aydınlanma olaylarını inceleyen optik kısmıdır. Newton, çalışmalarında ışığı bir kaynaktan yayılan tanecikler gibi düşünüyordu. Böylece geometrik optik gelişti. Işık olaylarını izah etmede yeterli zannedildi. Halbuki Newton’un düşünceleriyle gelişen geometrik optikle ancak yansıma, kırılma ve aydınlanma olayları izah edilebilir. Aynalar, ışık prizmaları, mercekler, optik aletler, geometrik optikle incelenebilir. (more…)
Yukarı atılan bir cisim, bir süre sonra döner ve yere düşer. Irmaklar hep yukarıdan aşağıya doğru akar. Bunun açıklamasını “yerçekimi” olarak yaparız. Bu, tüm kütleli nesnelerde, gezegenlerde ve yıldızda varolan bir kuvvettir ve ona “kütle çekimi” diyoruz.
Bu çekim, en yoğun cisimeleri ve “boşluğu” eşit oranda donatır. Ondan korunmanın ya da onu etkilemenin hiçbir yolu yok. Uzaklıkla azalır; ama hiçbir şekilde kaybolmaz. Atmosferi Yerküre’nin çevresinde tutan kuvvet ya da bizim Evren boşluğuna uçup gitmemizi engelleyen kuvvet, Dünya’nın uyguladığı kütle çekimi kuvvetidir. (more…)
Laboratuvar koşullarında ışığın hızı saniyede 17 metreye düşürüldü. Arabalar artık ışıktan hızlı gidebilecek. Daha doğrusu, burada söz konusu olan son derece özel bir araba. Nature Dergisi’nin 18 Şubat 1999 tarihli sayısında, yalnızca arabaların değil, bisikletlerin de nasıl ışıktan daha hızlı gidebileceği anlatılıyor. Genç Einstein, bir tramvayda ofisine doğru gittiği sırada Görelilik Kuramı’nı düşlerken, ışık hızıyla yolculuk etmenin nasıl bir şey olacağını merak etmekteydi. Ancak, o günlerde, herhangi bir tramvay, bisikletci ya da arabanın, ışığın boşluktaki hızına, yani saniyede 300 milyon metrelik hıza ulaşması olanaksızdı. Dolayısıyla Einstein, bu hızı, herhangi bir nesnenin aşamayacağı, üst hız sınırı olarak belirledi. (more…)
Hareketli elektronların dalgalı doğası, ilki 1932 yılında yapılan elektron mikroskobunun temelin oluşturur. Herhangi bir optik aygıtın kırınım yüzünden sınırlanan, ayırma gücü, deneği aydınlamakta kullanılan her ne ise, onun dalga boyu ile orantılıdır.
Görünen ışık kullanan iyi bir mikroskopta, en büyük faydalı büyülte 500 x civarındadır, daha büyük büyültmeler daha büyük görüntüler verir fakat daha fazla ayrıntı vermez. Halbuki hızlı elektronların dalga boyları görünen ışığınkinden çok kısa olup bunlar yükleri dolayısıyla elektrik ve manyetik alanlarla kolayca kontrol edilebilirler. X ışınlarının da dalga boyları kısadır fakat onları yeterince odaklamak (henüz) mümkün değildir.
Bir elektron mikroskobunda, akım taşıyan bobinler manyetik alanlar oluşturur. Bu alanlar mercek gibi davranarak elektron hüzmesini deneğin üstüne odaklarlar ve daha sonra bir floresan ekran veya fotoğraf plakası üzerinde büyütülmüş bir görünü oluştururlar. Hüzmenin saçılmasını ve bu yüzden görüntünün bulanıklaşmasını engellemek amacıyla, ince bir denek kullanılır ve tüm sistemin havası boşaltılır.
Manyetik “mercekler” in teknolojisi, pratikte, elektron dalgalarının kuramsal ayırma gücüne ulaşmasına izin vermez. Örneğin, 100 keV’luk elektronların dalga boyu 0.0037 nm’dir. Fakat bunların bir elektron mikroskobundaki ayırma gücü sadece 0.1 nm civarındadır. Fakat bu yinede bir optik mikroskobun -200 nm’lik ayırma gücüne göre büyük bir gelişedir. Elektron mikroskopları ile 1.000.000 x’in üstündeki büyütmelere erişilmiştir.
Fizik uzmanları maddenin doğasındaki kuvantumun ortaya çıkartılması yönünde yirmi yıldır sürdürdükleri girişimlerde atom gazlarının soğutulmasında giderek mutlak sıfıra yaklaşıyor.
Derecenin birkaç milyarda birine eşit bir sıcaklığa ulaşarak iki Nobel ödülüne hak kazanan araştırmacılar, maddenin çok garip yeni bir durumunu üretti. Şimdi ise bir ekip çağdaş bir oyuncak gibi işleyen bir yöntemle bu garip atom karışımını bir derecenin milyarda birinin de altında bir düzeye dek soğutmayı başardı. (more…)
Bilimsel Devrim,insan düşüncesinde,deneyiminde ve deney araçlarında görülen topyekün bir yenilenmenin adıdır. Avrupa,17. yy başlarından itibaren Bilimsel Devrim sürecine girmiştir. Peki insan düşüncesi,bilimsel devrimi nasıl yarattı? Eski Yunan’dan miras kalan;İslam ve Hıristiyan teologlarının da kutsadığı bütün entelektüel varsayımları kaldırıp atarak;bunların yerine yepyeni bir sistem koyarak. Müslüman ve Hıristiyan bilginlerin eski Yunanlılardan miras aldıkları “nitel, biteviye, sınırlı ve eski dünya görüşünün yerini,nicel, atomik,son derece genişlemiş,laik,yeni bir dünya görüşü almıştır. Aristo’nun hiyerarşik evreni Newton’un Dünya Makinesi (World Machine’i ) önünde silinmiştir. Bu geçiş dönemi sırasında,yıkıcı eleştiri ve yapıcı sentez o kadar içiçe geçmiştir ki bunları birbirinden ayırmak olanaksızdır. (more…)
Fizik Tedavi
Baby
BIZIM100
site ekle
Link ekle
E-Hayat
Panik
Best Food Recipes
|