->
“Kaos ve Kelebek etkisi” teorisinin babası olarak gösterilen Amerikalı bilim adamı Edward Lorenz hayata gözlerini yumdu.
->
- Saatte 1000km hız yapan bir jet ile;
Ay’a 17 günde,
Venüs’e 4,5 yılda,
Mars’a 6 yıl 9 ayda,
Merkür’e 10 yılda,
Jüpiter’e 76 yılda,
Satürn’e 152 yılda,
Uranüs’e 425 yılda,
Neptün’e 675 yılda,
Plüton’a 700 yılda, ancak gidilebiliyor. Yazının Devamını Oku »
->
Katı sıvı ve gazlar ağırlıkları nedeniyle bulundukları yüzeye bir kuvvet uygularlar. Kuvvetin kaynağı ne olursa olsun birim yüzeye dik olarak etki eden kuvvete basınç(P), bütün yüzeye dik olarak etki eden kuvvete de basınç kuvveti(F) denir. Yazının Devamını Oku »
Kütle (m): Bir maddenin sahip olduğu madde miktarına kütle denir. Kütle “m” harfi ile gösterilir.
Kütle, bir cisimdeki madde miktarının ölçüsüdür. Aynı zamanda cismin hareket etmeye karşı gösterdiği direnç olarak da adlandırılabilir. Kütle her yerde aynı değere sahiptir. Yazının Devamını Oku »
1950 yıllarında Dr. Immanuel Velikovsky’nin “Worlds in Collision” (Çarpışan Dünyalar) adlı yapıtının yayınlanması bütün bilim çevrelerinde çeşitli tartışmalara yol açmıştır. Newton ve Darwin kurallarının şüpheye düşürülmesi, dünyamızın geçirdiği bilinen evrelerin bilinmeyen yönlerinin ortaya konması, bazı yeni gökbilimsel iddiaların sunulması Velikovsky’nin bu kitabını ilginç kılmıştır. Kitabın getirdiği teoriler ve iddialar, şimdiye kadar her bilim dalının dayandığı değişmezlik ve kesinlik kavramlarını sarstığı ve birtakım dinsel görüşleri değişik açılardan ele aldığı İçin lehte ve aleyhte yergilerle karşılaşmıştır. Basımı bile olaylara yol açan yapıtının ön sözünde Velikovsky, her düzeyde bilgi sahibi insanlara hitap ettiğini açıklamaktadır. Yazının Devamını Oku »
2007 Nobel Fizik Ödülü’ne Fransız Albert Fert ve Alman Peter Grünberg “dev manyetik dirençle” (GMR) ilgili çalışmaları sebebiyle layık görüldü.
Nobel komitesinin açıklamasında, bilgisayarın sabit disklerine kayıtlı bilgilerin okunması tekniğinde devrim yaptıkları için Fert ile Grünberg’e bu ödülün verileceği belirtildi. İki bilim adamının GMR teknolojisini, 1988′de ayrı ayrı yürüttükleri çalışmalarda keşfettikleri kaydedildi. Akademi, GMR olarak bilinen tekniğin “nano-teknolojinin gerçek bir uygulaması” olduğuna da dikkat çekti. Yazının Devamını Oku »
İnsanoğlunun Ay’a ayak basmasından bu yana tam 30 yıl geçti. Bundan tam 30 yıl önce, bir insan, ilk kez Ay’a ayak bastı. İnsan için küçük ama insanlık için büyük bir adım atıldığını söyleyerek. Ay’a ilk ayak basan ABD’li astronot Neil Armstrong, aynı zamanda ABD’yi uzay çalışmaları konusunda rakipsiz kıldı.
30 yıl önce dünyada 600 milyon insan, yani o zamanki dünya nüfusunun beşte biri, bu macerayı canlı olarak televizyonlarından izledi. Bu macera, Uzay bilimi ve Uzay sanayiinin bugün vardığı aşama için de bir eşik oluşturdu. Sanatçılar için bir ilham, aşıklar için romantizm kaynağı, ilkçağ insanları için kutsal bir imge, bilim adamları için Dünya’nın uydusu ve med-cezir olayının sebebiydi. Yazının Devamını Oku »
Evrenin kökeni sorunu “Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?” sorununa benzer. Her şey nereden geldi? Evren hep var mıydı yani başlangıçsız mıydı, yoksa kutsal kitapların söylediği gibi kutsal bir güç mü yaratmıştı, yaratıldıysa o gücü kim yaratmıştı? Sınırları olmayan uçsuz bucaksız bir evrende mi yaşıyoruz yoksa sınırları var mı? Sınırları yoksa eğer tanrı nerede olacaktı, sınırları varsa yeri belliydi, sınırların dışı. Burası bir süre için Tanrıya en uygun yer olarak kaldı. Bunun etkisiyle düşünürler binlerce yıldır evren modellerini sınırlı olarak düşündüler. Kimileri bu konuların tartışılmasının gereksiz olduğunu, kimileri günah olduğunu söyledi, kimileriyse bunların fizikçilerin ve din adamlarının konusu olduğunu düşündü. Ancak fizik yasalarının evrenselliğinin anlaşılması, evrenin başlangıcının nasıl gerçekleştiğinin bilimin konusu olması gerektiğini göstermiştir. Yazının Devamını Oku »
Yıldızlar çok yoğun ve görünür ışımayı geçirmeyen yıldızlararası gaz ve toz bulutlarının ortasında doğar. Gökadamızda her yıl, Güneş kütlesinin yaklaşık üç katıyla on katı arasında değişen bir gaz kütlesi yıldıza dönüşür. Yıldızların meydana geldiği bu dev gaz ve toz bulutlarına moleküler bulutlar adı verilmektedir. Moleküler bulut terimi burada moleküllerin oluşması nedeniyle kullanılmaktadır.
Moleküler bulut tek bir yıldız oluşturacak biçimde çökmez (büzülmez). Bulut birkaç yoğunlaşmış bölgeye parçalanır. Bu yoğunlaşmış parçalar daha sonra yıldızların oluşması için çökmeye devam ederler. Bir buluttan 10 ile 1000 arasında yıldız oluşabilir. Yazının Devamını Oku »
Fizik Tedavi
Baby
BIZIM100
site ekle
Link ekle
E-Hayat
Panik
Best Food Recipes
|